Bir mağaza çalışanının müşteriye çarpması, valenin park ederken aracı hasarlandırması, bir forklift operatörünün sevkiyat alanında birini yaralaması ya da hastane personelinin hatası gibi durumlarda zarar gören çoğu zaman yalnızca işi yapan kişiyi değil, onu çalıştıranı da muhatap almak ister. Türk Borçlar Kanunu m. 66 bu durumda adam çalıştıranın sorumluluğunu düzenler. Bu yazıda sorumluluğun şartlarını, kurtuluş kanıtını, TBK m. 116 ile farkı, rücu kurallarını ve dava sürecini açıklıyoruz.
Sorumluluğun şartları
Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m. 66). İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nin 2025 tarihli bir kararında bu sorumluluk için iki unsur belirtilmiştir: adam çalıştırma ilişkisinin bulunması ve çalıştırılanın hizmetini yerine getirirken hukuka aykırı bir eylemle zarar vermesi. Çalıştırılanın, çalıştıranın buyruğu ve gözetimi altında işi yapması ve talimatıyla bağlı olması gerekir; belirleyici olan kural olarak iş sözleşmesinin varlığından çok fiilî bağımlılık ve talimat ilişkisidir. Kendi hesabına ve bağımsız çalışan bir yüklenici bakımından bu şart gerçekleşmeyebilir.
Zararın işin yapılması sırasında doğması da gerekir. Aynı kararda zaman ve yer bağlantısının ve çalıştıranın verdiği araç gerecin kullanılmasının bu yönde karine oluşturabileceği, ancak asıl ölçütün zarar verici fiilin çalıştıranın çalışana kendi amacı için tevdi ettiği hizmetlerin ifası alanında işlenmiş olması olduğu belirtilmiştir. Yine aynı karara göre sorumluluk için çalıştıranın kusuru şart olmadığı gibi, çalıştırılanın kusuru da kanuni şartlardan değildir.
Kurtuluş kanıtı ve işletmelerde çalışma düzeni
Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz (TBK m. 66/2). İspat yükü çalıştıranın üzerindedir. Seçme özeni çalışanın işin gerektirdiği nitelik ve tecrübeye sahip olmasını, talimat özeni işin güvenli yapılış kurallarının açıkça bildirilmesini ve gerekli eğitimin verilmesini, gözetim ve denetim özeni ise bu kuralların fiilen uygulanıp uygulanmadığının izlenmesini ifade eder. Talimatın bir belgede yazılı olması tek başına yeterli olmayabilir; denetimin fiilen yapıldığının da gösterilmesi gerekir.
Bir işletmede ölçüt daha sıkıdır: Adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m. 66/3). Burada görev dağılımı, personelin sayısı ve yeterliliği, eğitim, iş güvenliği önlemleri ve denetim mekanizmaları gibi örgütlenme unsurları değerlendirilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2026 tarihli bir kararına konu olan olayda, bir şirketin sevkiyat alanında yükleme sırasında forklifin yüklediği paletin başka bir palete çarpması sonucu bir kamyon sürücüsü elini sıkıştırarak yaralanmıştır. Şirket, sürücüye imzalatılan bilgilendirme formuna ve iş sağlığı ve güvenliği talimatına dayanmış; iş güvenliği heyeti raporunda ise şirkete asli, sürücüye tali kusur atfedilmiştir. Adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında şirket, sürücüye atfedilen kusur dışında kalan zarardan sorumlu tutulmuş ve karar onanmıştır. Aynı dairenin 2026 tarihli başka bir kararında, prematüre doğan bebeklerin göz muayenesi ve tedavisindeki gecikme nedeniyle açılan davada göz hekiminin kusuru bilirkişi raporlarıyla belirlenmiş, hastane de adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında zarardan sorumlu bulunmuştur; hekim sorumluluğu için tıbbi hata davası rehberimize bakabilirsiniz.
Sözleşme ilişkisi varsa: TBK m. 116 ile fark
Zarar gören ile çalıştıran arasında sözleşme veya başka bir borç ilişkisi varsa (otel konaklaması, hasta kabulü, taşıma, vale hizmeti gibi) TBK m. 116 da gündeme gelir. Bu hükme göre borçlu, borcun ifasını veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasını, birlikte yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna uygun surette bırakmış olsa bile, onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür. Hükümde TBK m. 66'daki gibi seçme, talimat ve gözetim özenine dayalı bir kurtuluş kanıtı öngörülmemiştir. Yardımcı kişilerin fiilinden doğan sorumluluk önceden yapılan bir anlaşmayla tamamen veya kısmen kaldırılabilir; ancak uzmanlığı gerektiren ve yalnızca kanun ya da yetkili makam izniyle yürütülebilen bir hizmet, meslek veya sanatta bu yönde anlaşma kesin olarak hükümsüzdür (TBK m. 116/2-3). Hangi hükme dayanılacağı ispat ve zamanaşımı bakımından fark yaratabilir; bu nedenle sözleşmeden doğan alacaklarda zamanaşımı ve haksız fiilde zamanaşımı rehberlerimizi birlikte değerlendirmek gerekir.
Müteselsil sorumluluk ve rücu
Zararı veren çalışan kendi kusuruyla (TBK m. 49), çalıştıran ise TBK m. 66 uyarınca sorumludur; aynı zarardan çeşitli sebeplerle sorumlu olanlar bakımından müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanır (TBK m. 61). Zarar gören bunlardan birine ya da hepsine birlikte başvurabilir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nin anılan kararında, otel otoparkında vale aracı park ederken meydana gelen kaza nedeniyle otel işletmesi ile vale hizmetini yürüten şirket, işletme sahibi ve adam çalıştıran hükümlerine göre müteselsilen sorumlu tutulmuş; vale şirketi yönünden husumet yokluğu nedeniyle verilen ret hükmü düzeltilmiştir.
İç ilişkide tazminatın paylaştırılmasında bütün durum ve koşullar, özellikle kusurun ağırlığı ve yaratılan tehlikenin yoğunluğu gözetilir; payından fazlasını ödeyen, diğer sorumlulara rücu edebilir (TBK m. 62). Adam çalıştıran ayrıca ödediği tazminat için zarar veren çalışana ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir (TBK m. 66/4).
Dava, ispat ve süre
Dava haksız fiile dayanıyorsa görevli mahkeme kural olarak asliye hukuk mahkemesidir (HMK m. 2). Yetki bakımından davalının yerleşim yeri (HMK m. 6) yanında haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir (HMK m. 16). Tarafların niteliğine göre asliye ticaret veya tüketici mahkemesi görevli olabilir; ticari davalarda para alacağı ve tazminat istemli davalardan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır (TTK m. 5/A), tüketici işlemlerinde ise 6502 sayılı Kanun'un hakem heyeti ve arabuluculuk kuralları ayrıca kontrol edilmelidir.
Zarar gören, çalışanın hukuka aykırı bir fiille zarar verdiğini, fiilin işin yapılması sırasında gerçekleştiğini ve adam çalıştırma ilişkisini ispat eder; kurtuluş kanıtı ise çalıştıranın yükümlülüğündedir. İşyeri kayıtları, iş güvenliği belgeleri, eğitim ve vardiya kayıtları, kamera görüntüleri, tutanaklar, tanıklar ve bilirkişi raporu bu aşamada belirleyici olur. Zarar gören aynı işverenin çalışanı ise taleplerinin çoğu zaman iş sözleşmesine ve iş kazası hükümlerine dayandığı unutulmamalıdır; bu konuda iş kazası sonrası haklar rehberimize bakabilirsiniz.
31.07.2026'dan sonra meydana gelen olaylarda, çalışma gücü kaybı tazminatında kazancın bilindiği döneme ilişkin tutara olay tarihinden, bilinemeyen döneme ilişkin tutara karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir; tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla ödenen bedel de oransal olarak mahsup edilir (TBK m. 55, 7589 sayılı Kanunla eklenen fıkralar). Belirsiz alacak davası da kaldırılmıştır; bu tarihten sonra açılan davalarda tazminat kısmi dava olarak istenir ve talep, tahkikat sona erene kadar bir defaya mahsus artırılabilir (HMK m. 109/4).
Sık yapılan hatalar
- Davayı yalnızca çalışana yöneltip çalıştıranı, işletme sahibini veya hizmeti yürüten şirketi hasım göstermemek.
- Sorumluluğu çalışanın kusuruna bağlı sanıp çalışanın ceza dosyasındaki durumuna fazla bağlanmak.
- İş güvenliği formları ve talimat metinleriyle yetinip seçme, eğitim ve fiilî denetim özenini kayıtlarla göstermemek.
- Sözleşme ilişkisi varken TBK m. 116 ve sözleşmeye aykırılık tazminatını dikkate almamak.
- Adam çalıştırma ilişkisinin kurulmadığı bağımsız yüklenici hâllerini ayırt etmeden dava açmak.
- İki yıllık zamanaşımını kaçırmak.
Sonuç
Adam çalıştıranın sorumluluğu, işi yapan kişinin zararından işi yaptıranı da sorumlu tutarak zarar görenin tazminata ulaşmasını kolaylaştırır. Çalıştıran, seçme, talimat ve gözetim özenini ispat ederek, işletmelerde ise çalışma düzeninin zararı önlemeye elverişli olduğunu göstererek sorumluluktan kurtulabilir. Bu ispat yükü ağırdır ve kayıtlarla desteklenmelidir. Sözleşme ilişkisi bulunduğunda TBK m. 116 ise borçlunun yardımcı kişinin fiilinden sorumluluğunu ayrıca gündeme getirir ve seçme, talimat ve gözetim özenine dayalı bir kurtuluş kanıtı tanımaz.
Sık Sorulan Sorular
Çalışanın verdiği zarardan işveren de sorumlu olur mu?
Evet. Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m. 66). Çalıştıranın kendi kusuru aranmaz; ancak çalışanı seçerken, talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz.
İşveren hangi hâllerde sorumluluktan kurtulabilir?
Adam çalıştıran, zararın doğmasını engellemek için çalışanı seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz. Bir işletmede ise işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunun ispatı gerekir (TBK m. 66/2-3). İspat yükü çalıştıranın üzerindedir.
Çalışan ve işveren birlikte mi sorumludur, işveren çalışana rücu edebilir mi?
Zarar gören, zararı veren çalışana ve adam çalıştırana birlikte veya ayrı ayrı başvurabilir; aynı zarardan çeşitli sebeplerle sorumlu olanlar bakımından müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanır (TBK m. 61). Adam çalıştıran, ödediği tazminat için zarar veren çalışana ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu edebilir (TBK m. 66/4).
Aramızda sözleşme varsa, örneğin otel veya hastane ilişkisinde, hangi hüküm uygulanır?
Sözleşme veya başka bir borç ilişkisi varsa TBK m. 116 da gündeme gelir: borçlu, borcun ifasını yanında çalışanlar gibi yardımcılarına bırakmış olsa bile onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür. Bu hükümde TBK m. 66'daki gibi seçme, talimat ve gözetim özenine dayalı bir kurtuluş kanıtı öngörülmemiştir.
Çalışanın verdiği zarar için tazminat davası hangi sürede açılmalıdır?
Haksız fiile dayanan tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl, her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar; ceza kanunlarında daha uzun bir zamanaşımı öngörülmüşse o süre uygulanır (TBK m. 72). Sözleşme ilişkisine dayanan taleplerde süreler farklı olabilir.
Bu sitedeki içerikler genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz ve avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz.
İlgili İçerikler
Emsal Kararlar
- Bölge Adliye MahkemesiE. 2025/2410, K. 2025/2351Tazminat (haksız fiilden kaynaklanan; adam çalıştıranın sorumluluğu) – İstanbul BAM 9. Hukuk Dairesi, 2025/2410 E., 2025/2351 K.
- YargıtayE. 2025/5926, K. 2026/3254Bedensel zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemi – Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2025/5926 E., 2026/3254 K.
- YargıtayE. 2025/5275, K. 2026/2799Haksız fiilde uzamış ceza zamanaşımı – Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2025/5275 E., 2026/2799 K.
- YargıtayE. 2022/4120, K. 2025/12428Adam çalıştıranın sorumluluğu – Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2022/4120 E., 2025/12428 K.
Örnek Dilekçeler
- Asliye Hukuk MahkemesiAdam Çalıştıranın Sorumluluğuna Dayalı Tazminat Dava Dilekçesi
- Tüketici MahkemesiTıbbi Hata (Hekim Sorumluluğu) Nedeniyle Tazminat Dava Dilekçesi
- Asliye Hukuk MahkemesiHayvan Bulunduranın Sorumluluğuna Dayalı Tazminat Dava Dilekçesi
- Asliye Hukuk MahkemesiYapı Malikinin Sorumluluğuna Dayalı Tazminat Dava Dilekçesi