Kararın özeti
Ankara BAM 26. Hukuk Dairesi bu kararda kanun yolu incelemesi sonucunda “kaldırma” yönünde hüküm kurmuştur. Kararın konusu: Trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri istemi. Kararın önemli bölümü aşağıda birebir aktarılmıştır.
Otomatik özet. Bu özet karar metninden otomatik olarak çıkarılmıştır ve editoryal inceleme beklemektedir; bağlayıcı olan kararın tam metnidir.
Kararın önemli bölümü
Davalı ... Şirketi vekili, davadan önce eksik belge ile başvuru yapıldığını, trafik kazasının davacı yönünden iş kazası olduğunu, davacının zararının işveren mali mesuliyet sigortası kapsamında karşılanması gerektiğini, kazaya karışan ... plakalı aracın davalı şirkete 31.01.2019 - 31.01.2020 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 360.000 TL limitle zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olup ceza dosyasındaki bilirkişi raporuna göre sigortalı ...’in kusursuz davacının asli ve tam kusurlu olarak belirlendiğini, davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun bir yıl geçmeden kendi başvurusu ile düzenlemiş olması nedeniyle kabul edilemeyeceğini, ceza dosyası istenerek ATK’dan kusur ve 20.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğe uygun olarak maluliyet raporu, zarar yönünden aktüer sıfatına sahip bilirkişiden yeni genel şartlara göre rapor alınmasını, davacıya SGK’nın rücuya tabii gelir bağlayıp bağlanmadığının tespitini, davacının müterafik kusur durumunun göz önünde bulundurulmasını, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin poliçe kapsamında olmadığını, ceza dosyasında uzlaşma veya şikayetten vazgeçme olup olmadığının araştırılmasını, dava tarihinden yasal faiz istenebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Tam karar metni
Metnin tamamı uzunluğu nedeniyle kısaltılmıştır; tamamı için kaynak bağlantısını kullanın.
Tam metni gösterTam metni gizle25 bin karakter
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2438 - 2024/1654
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/2438
KARAR NO : 2024/1654
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/09/2022
NUMARASI : 2021/74 Esas 2022/549 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ : 20/12/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 08/01/2025
İlk derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ile davalı ... Şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 31.01.2020 tarihinde davalıya zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı dava dışı ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla neden olduğu zincirleme trafik kazasında ... plakalı araç sürücüsü davacının yaralandığını ve malul kaldığını, davalı sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/1157 sayılı hazırlık dosyasıyla soruşturma başlatıldığını, ... Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Baş Hekimliğinin 23.09.2020 günlü raporu ile davacının %27 oranında malul kaldığının, 9 ay süre ile iş göremez hale geldiğinin, 6 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiğini, davalıya 30.09.2020 tarihinde başvurmalarına rağmen ödeme yapılmadığını belirterek tüm denkleştirme nedenleri gözetilerek ve teselsül hükümlerine dayanılarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 800 TL sürekli iş göremezlik, 100 TL geçici iş göremezlik, 100 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 1.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 11.08.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile sürekli iş göremezlik talebini 183.978,79 TL’ye, geçici iş göremezlik talebini 14.465,61 TL ye, bakıcı giderini talebini 3.254,78 TL’ye yükselterek toplam 201.878,98 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Şirketi vekili, davadan önce eksik belge ile başvuru yapıldığını, trafik kazasının davacı yönünden iş kazası olduğunu, davacının zararının işveren mali mesuliyet sigortası kapsamında karşılanması gerektiğini, kazaya karışan ... plakalı aracın davalı şirkete 31.01.2019 - 31.01.2020 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 360.000 TL limitle zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olup ceza dosyasındaki bilirkişi raporuna göre sigortalı ...’in kusursuz davacının asli ve tam kusurlu olarak belirlendiğini, davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun bir yıl geçmeden kendi başvurusu ile düzenlemiş olması nedeniyle kabul edilemeyeceğini, ceza dosyası istenerek ATK’dan kusur ve 20.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğe uygun olarak maluliyet raporu, zarar yönünden aktüer sıfatına sahip bilirkişiden yeni genel şartlara göre rapor alınmasını, davacıya SGK’nın rücuya tabii gelir bağlayıp bağlanmadığının tespitini, davacının müterafik kusur durumunun göz önünde bulundurulmasını, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin poliçe kapsamında olmadığını, ceza dosyasında uzlaşma veya şikayetten vazgeçme olup olmadığının araştırılmasını, dava tarihinden yasal faiz istenebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın 31.01.2020 tarihinde meydana gelen trafik kazasına dayalı olarak sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı tazminatı talebinden ibaret olduğu, 31.01.2020 günü saat 03.35 sıralarında maktul sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı çekici ve arkasına bağlı ... plaka sayılı yarı römork ile ... İli istikametinden ... İli istikametine seyir halinde iken kaza mahalli olan yol bölümüne geldiğinde aracının direksiyon hakimiyetini kaybederek sol şeridi ve diğer şeritleri kapatacak şekilde kaldığı sırada gerisinden gelen sürücü ... ...’nin sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otobüsün sağ ön kısmı ile çekiciye çarparak durması ve gerisinden gelerek kaza nedeniyle yavaşlayarak duraklayan sürücü ...'nin sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonete ve gerisinden gelen sürücü ...’in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otobüsün çarpması, akabinde ... plakalı kamyonetin savrularak yolun sol tarafındaki bariyerlere çarpması ve gerisinden aynı istikamette gelen davacı sürücü ...’nın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otobüsün önce ... plaka sayılı kamyonete akabinde kaza yapan ... plaka sayılı otobüsün arka kısmına çarpması neticesi ölümlü ve yaralamalı trafik kazası meydana geldiği, meydana gelen bu kazada davacı sürücü ...'nın yaralandığı, Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 23.11.2021 tarihli kusur raporuna göre davacı sürücü ...’nın %30 oranında kusurlu olduğu, davacı tarafın teselsül hükümlerine dayanarak yaralanması sonucu meydana gelen sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatı taleplerini davalı sigortadan talep ettiği, davalı tarafa sigortalı olduğu anlaşılan ... plaka sayılı çekici sürücüsü ...’ın %35 oranında, yine ... plakalı araç sürücüsü ... ...’nin %10 oranında, ...'in %25 oranında kusurlu oldukları, davacının İstanbul ATK 2. İhtisas Kurulu'ndan alınan 18.03.2022 tarihli raporu kapsamında davacının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Yönetmeliği hükümlerine göre tüm vücut engellilik oranın %14 olduğu, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşleri Yönetmeliği hükümlerine göre ise %20 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayıldığının tespit edildiği, mahkemece davacı tarafın ıslah talebinde yer alan %20 oranındaki meslekte kazanma gücü kaybı oranının benimsenerek bilirkişi tarafından bu doğrultuda yapılan hesaplamanın hükme esas alındığı, yine davacının geçici iş göremezlik süresinin 9 ay, geçici bakıcı ihtiyaç süresinin ise 2 ay olarak belirlendiği anlaşılmakla, davacının ıslah talebi de gözönünde bulundurularak davanın kabulüne 183.978,79 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 14.645,61 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 3.254,58 TL geçici bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 201.878,98 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 15.10.2020 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigortadan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, yerel mahkeme kararında aleyhe olan kısımları kabul etmediklerini, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda, davacının hak ettiği tazminatın Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Yönetmeliği’ne göre hesaplanıp mahkemece bu Yönetmelik gereğince karar verilmiş olup kararın yerinde olduğunu, dosyanın istinaftan dönene kadar, asgari ücrette yapılacak artışlardan davacının faydalanması gerektiğini, karşı yan lehine usuli kazanılmış hak oluşmaması açısından dosyayı istinaf ettiklerini belirterek açıklanan ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle, istinaf talebinin kabulü ile asgari ücretteki artışlardan davacının faydalandırılarak yeniden bu asgari ücretlere göre tazminatın hesaplatılmasını talep etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili istinaf dilekçesinde, meydana gelen kaza bir iş kazası olup hesaplanan tazminattan peşin sermaye değerinin tenzil edilmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, dava konusu kazanın ... isimli ticari firmanın sürücüsü olan davacı ...'nın şehirler arası yolcu taşımacılığı yaptığı sırada meydana gelmiş olup kazazede davacı taraf ...'nın kaza anında sürücüsü olduğu araç, davacının işvereni tarafından işin görülmesi amacıyla tahsis edilen bir araç olduğundan meydana gelen kazanın iş kazası olduğunu, dosyadaki ifade tutanağından da bu hususun açık ve net şekilde anlaşıldığını, iş kazası olması sebebi ile açılmış başka bir davanın olup olmadığı, işveren poliçesinden destek tazminatını kapsayan bir ödeme yapılıp yapılmadığı, SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı ve aylık bağlanıp bağlanılmadığı tespit edilerek tazminat hesabı yapılmasına karar verilmesi halinde, ödenen tutarlar/ ödenebilecek tutarların hesaptan mahsup edilmesi gerekirken bu yönde araştırma yapılmadığını, dosyaya sunulan sağlık raporunda davacının maluliyetinin %20 olduğu, bilindiği üzere en az %10 maluliyete neden olan iş kazalarında davacı adına SGK tarafından sürekli iş göremezlik geliri bağlandığını, yargılamada SGK tarafından bağlanan/bağlanacak iş göremezlik gelirinin hesaba katılmadan tazminata hükmedilmesinin mükerrerlik yaratacağını (emsal Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 2016/20059E. Sayılı dosyasında 13.09.2018 tarih ve 2018/6320 sayılı kararı), SGK tarafından söz konusu ödemeler henüz yapılmamış olsa dahi ileride yapılma ihtimali bulunması sebebiyle, mükerrer ödemenin ve sebepsiz zenginleşmenin önlenebilmesi için peşin sermaye değerinin hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, SGK tarafından bağlanacak sürekli iş göremezlik gelirinin hesaplanmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, maddi tazminat istemine esas alınacak maluliyet raporunun 20.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik olup Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre belirlenen maluliyet oranının hükme esas alınmasının yasaya aykırı olduğunu, tespit edilen arazların kaza ile illiyet bağı olup olmadığının da belirtilmediğini, maluliyet raporunun Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden alınması gerektiğini, Anayasa Mahkemesi kararlarının geri yürümezliği maddesi gereğince tazminat hesabında TRH-2010 Mortalite tablosu ve 1,8 teknik faizin esas alınması gerekirken progresif rant yöntemi kullanılmasının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, poliçe tanzim tarihi itibariyle (31.01.2019) geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri tazminat talepleri poliçe teminatı kapsamında olmadığını, bakıcı gideri tazminatı talebinin değerlendirilebilmesi için öncelikle davacının bakıma muhtaç olup olmadığı hekim bilirkişilerce tespiti gerekmekteyken işbu hususa dikkat edilmeden hüküm kurulduğunu, aile bireyleri tarafından yapılan bakımından dolayı indirim yapılması gerektiğini, davalı sigorta şirketi temerrüde düşmediğinden faize ve avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacının faiz isteminin reddini, aksi kanaatte ise dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
HMK’nın 355 maddesi gereğince davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, ölümlü trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle sürekli ve geçici işgöremezlik tazminatı ile bakıcı gideri istemine ilişkindir.
Davacı vekili, 31.01.2020 tarihinde davalıya zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın neden olduğu zincirleme trafik kazasında ... plakalı araç sürücüsü davacının yaralandığını ve malul kaldığını, davalı sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu belirterek tüm denkleştirme nedenleri gözetilerek ve teselsül hükümlerine dayanılarak geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı giderinin davalı sigorta şirketinden tahsilini talep etmiş mahkemece davacı tarafın teselsül hükümlerine dayanarak yaralanması sonucu meydana gelen sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatı taleplerini davalı sigortadan talep ettiği, mahkemece davacının %30, davalı tarafa sigortalı ... plaka sayılı çekici sürücüsü ...’ın %35 oranında, yine ... plakalı araç sürücüsü ... ...’nin %10, ...'in %25 oranında kusurlu oldukları, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşleri Yönetmeliği hükümlerine göre davacının %20 maluliyet oranı, 9 ay iyileşme süresi 2 ay bakıcı ihtiyaç süresi karşılığı davanın kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili karar içeriğine yönelik istinaf sebepleri sunmadan kararın kaldırılması halinde davalı yararına usulü kazanılmış hak oluşmaması ve davacının asgari ücret artışlarından faydalanmasına yönelik; davalı sigorta şirketi vekili dava konusu kazanın iş kazası olmasına, SGK ödemelerinin düşülmemesine, maluliyet raporu ve oranına, maddi tazminat hesabında TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz uygulanmamasına, geçici işgöremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin teminat dışı olmasına, bakıcı gideri yönünden hesaplama yöntemine, faize başlangıcına ve türüne yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür. 1-Davacı vekilinin istinaf sebepleri incelendiğinde; HMK'nın 342/2-e bendinde istinaf dilekçesinde; "başvuru sebepleri ve gerekçesi"nin bulunması gerektiği, 342. maddenin 3. fıkrasında ise istinaf dilekçesinin, başvuranın kimliği ve imzasıyla, başvurulan kararı yeteri kadar belli edecek kayıtları taşıması durumunda diğer hususlar bulunmasa bile reddolunmayıp, 355. madde çerçevesinde gerekli inceleme yapılacağı düzenlenmiştir.
HMK'nın 355. maddesinde ise; "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir." hükmü getirilmiştir.
HMK'nın 352. maddesinde de; "(1)Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince dosya üzerinde yapılacak ön inceleme sonunda aşağıdaki durumlardan birinin tespiti halinde öncelikle gerekli karar verilir: a) İncelemenin başka bir Dairece veya Bölge Adliye Mahkemesince yapılmasının gerekli olması, b) Kararın kesin olması, c) Başvurunun süresi içinde yapılmaması, ç) Başvuru şartlarının yerine getirilmemesi, d) Başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin hiç gösterilmemesi; (2) Ön inceleme heyetçe veya görevlendirilecek bir üye tarafından yapılır ve ön inceleme sonunda karar heyetçe verilir; (3) Eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosya incelemeye alınır." denilmiştir.
İstinaf yargılamasının temelini istinaf dilekçesi, bu dilekçenin temelini ise, istinaf sebep ve gerekçeleri oluşturur. İstinaf dilekçesi adı altında sunulan bir dilekçe, içinde istinaf iradesini taşısa da bu sadece istinaf başvurusunun yapılmış olmasını sonuçlar. İstinaf yargılamasının yönünü çizen esaslı unsur istinaf dilekçesi içindeki sebep ve gerekçelerdir (ÇİFTÇİ Murat Özgür, Medeni Yargılama Hukukunda İstinaf, 3.B., Ankara 2016, s.215). Kanun koyucu, istinaf yoluna başvurmak isteyen tarafları istinaf sebeplerini göstermekle yükümlü kılmıştır. İstinaf sebeplerinin en önemli etkisi, istinaf incelemesinin kapsamı konusunda ortaya çıkmaktadır. İstinaf mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak esas hakkındaki kararı değiştirebilmesi için bunu gerekli kılan hataların veya eksikliklerin istinaf sebepleri arasında gösterilmesi gerekir. Bu zorunluluk kamu düzenine ilişkin olanlar hariç tüm istinaf sebepleri bakımından geçerlidir. Bunun yanında istinafa başvuran tarafın, istinaf sebeplerini yeterince somutlaştırması da gerekmektedir. İstinaf sebeplerini sadece şekli bir koşulu yerine getirmek amacıyla genel ifadeler kullanılmak suretiyle ileri sürülmesi yeterli değildir. İlk derece yargılaması ve kararıyla ilgili somut hatalar veya eksiklikler belirtilmelidir. İlk derece mahkemesi kararının sadece usul ve yasaya aykırı olduğu ya da sadece delillerin yanlış ve eksik değerlendirildiğini ileri sürmek somutlaştırma açısından yetersiz kalacaktır. (AKKAYA Tolga, Medeni Usul Hukukunda İstinaf, Ankara 2009, s.214-215) Hukukumuz açısından istinaf sebep ve gerekçelerinin ileri sürüleceği usul kesiti istinafa başvuru süresi ile sınırlıdır. Yazılı yargılama usulünün uygulandığı davalarda karara karşı gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren HMK'nın 345. maddesi gereğince 2 haftalık süre içerisinde istinaf yoluna başvurulabilir. Başvuru tarihi ise 343. maddenin yollaması ile 118. maddesi gereğince belirlenecektir. Bu anlamda ancak süresi içerisinde sunulan istinaf başvuru dilekçesinin istinaf incelemesine esas alınması gerekmekte olup süresinden sonra sunulan dilekçelerin incelemede dikkate alınması mümkün değildir. Özellikle yazılı yargılama usulünün uygulandığı ve gerekçeli kararın tebliği ile yasa yolu başvuru süresinin başladığı yargılamalarda "süre tutum" ya da "gerekçelendirme dilekçesi" ve bu gibi bir müessese olmadığı için istinaf süresi içerisinde bütün hususların ileri sürülmesi gerekmektedir. İstinaf sebep ve gerekçelerini içermeyen dilekçenin sunulmasından sonra süresi içerisinde sebep ve gerekçeleri içerir dilekçenin sunulmaması ya da hiç sunulmaması hallerinde istinaf başvuru dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekecektir.
Görüldüğü üzere HMK, istinaf sebepleri ve gerekçelerinin istinaf dilekçesinde hiç gösterilmemiş olmasını, istinaf başvurusuna ilişkin usule aykırılık olarak kabul etmiş, bu nedenle hiçbir istinaf sebep ve gerekçesi içermeyen dilekçelerin, ilk derece mahkemesi yargılaması ve bu yargılama neticesinde verilen kararda kamu düzenine aykırılık olmayan hallerde ön inceleme aşamasında reddedileceği öngörülmüştür.
Bu açıklamalar kapsamında istinaf incelemesi yapılan dava dosyası ele alındığında; davacı vekilinin süresi içerisinde sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde HMK'nın 342, 352 ve 355. maddelerinde öngörülen biçimde istinaf sebep ve gerekçelerinin belirtilmemiş olması ve ilk derece mahkemesinde yapılan yargılamaya ilişkin kamu düzenine aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. 2- Davalı vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesinde; 31.01.2021 günü saat 03:35 olan kaza tespit tutanağında ... sevk ve idaresindeki ... plakalı çekici ve arkasına bağlı ... plakalı yarı römork ile ... ili istikametinden ... ili istikametine seyir halinde iken kaza mahalli olan yol bölümüne geldiğinde aracının direksiyon hakimiyetini kaybederek sol şeridi ve diğer şeritleri kapatacak şekilde kaldığı esnada gerisinden gelen sürücü ... ...’nin sevk ve idaresindeki ... plakalı otobüsün aracının sağ ön kısmıyla çekiciye çarparak durması ve gerisinde aynı istikamette seyir halinde olup kaza nedeniyle yavaşlayan veya yavaşlayarak duraklayan sürücü ...’nin sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonete gerisinden gelen sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı otobüsün çarpması ve akabinde ... plaka sayılı kamyonetin savrularak yolun sol tarafındaki bariyerlere çarpması ve gerisinden aynı istikamette gelen sürücü ...’nın sevk ve idaresindeki ... plakalı otobüsün önce ... plakalı kamyonete akabinde yoluna devam ederek kaza yapan ... plakalı otobüsün arka kısmına çarpması neticesi davaya konu dava dışı ... plakalı çekici sürücüsü ... ...’ın ölümü, ... plaka sayılı otobüsün sürücüsü ...’nın yaralanması ile gerçekleşen zincirleme trafik kazasının meydana geldiği, olay mahallinin bölünmüş oto yol 10.5 metre ve 3 şeritli, zemin asfalt kaplama ve karlı, düz, eğimli, vakit gece, aydınlatma yok, hava karlı ve mahal meskun dışı, kaza yerindeki azami hız limitinin 120 km/s olduğu, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/1157 Hazırlık dosyasında yapılan keşif sonrası düzenlenen 26.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda sürücü ...'ın asli kusurlu; sürücü ... ...'nin maktul sürücü ...'a karşı tali kusurlu, sürücü ...'ye karşı asli kusurlu; sürücü ...'nın sürücü ..., sürücü ... ...'ye karşı asli kusurlu, sürücü ...'nin kusursuz olduğu, İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından tanzim edilen 19.06.2020 tarihli raporda 1. kazanın meydana gelmesi sonucunda gerçekleşen ölüm ve yaralanmalarda, maktul sürücü ...'ın asli kusurlu, sürücü ...'nin tali kusurlu olduğu; 2. kazanın meydana gelmesi sonucunda gerçekleşen yaralanmalarda, sürücü ...'in asli derecede kusurlu, sürücü ...'nin kusursuz olduğu; 3. kazanın meydana gelmesi sonucu gerçekleşen yaralanmalarda davacı sürücü ...'nın asli kusurlu olduğu, sürücü ... ve sürücü ... ...'nin kusursuz olduğu belirlenmiş, eldeki davada alınan Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 23.11.2021 tarihli raporunda maktul sürücü ... sevk ve idaresindeki çekicisi ile mahal şartlarını yol ve zemin durumunu dikkate alıp hızını yeterince azaltarak müteyakkız bir şekilde seyretmediği sevk ve idare hatası ile direksiyon hakimiyetini kaybederek yolu dikine olacak şekilde gerisinden gelen araçların seyir istikametini kapatarak kazanın oluşumuna zemin hazırladığı olayda kusurlu olduğu, sürücü ... ...’nin sevk ve idaresindeki otobüsü ile ilerisindeki direksiyon hakimiyetini kaybederek yolu kapatan araca karşı zamanında etkin tedbir almayıp çarptığı ve gerisinden gelen aracın da kendi aracına çarpması ile gerçekleşen kazada kusurlu olduğu, sürücü ...’nin sevk ve idaresindeki kamyoneti ile seyir halinde olduğu esnada ilerisinde meydana gelen kaza nedeniyle aracını yavaşlattığı veya yavaşlayarak durduğu esnada gerisinden gelen otobüsün kendi aracına çarparak yolun sol tarafına savrulup bariyerlere çarptığı esnada gerisinden gelen davacının aracının çarpması ile gerçekleşen kazada kusuru bulunmadığı, sürücü ...'in sevk ve idaresindeki otobüsü ile ilerisinde yavaşlayan veya yavaşlayarak duran araç ile güvenli takip mesafesini korumayarak arkadan çarpıp yolun sol tarafına savrulmasına sebebiyet verdiği kazada kusurlu olduğu, davacı sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki otobüsü ile mahal şartlarını dikkate alıp hızını azaltarak müteyakkız bir şekilde seyretmediği ilerisinde meydana gelen kaza nedeniyle zamanında etkin fren ve direksiyon tedbiri almayıp önce savrularak bariyere çarpan araca akabinde ilerisinde çekiciye çarpan otobüse çarpması ile gerçekleşen kazada kusurlu olduğu, kusur oranlarının ise maktul sürücü ...'ın %35, sürücü ... ...'nin %10 oranında, sürücü ...'nin kusursuz, sürücü ...'in %25 oranında, davacı sürücü ...'nın %30 oranında kusurlu olduğu belirlenmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 74. maddesi “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmünü içermektedir. Madde metninde de anlaşıldığı üzere ceza mahkemesinin beraat kararının hukuk hâkimini bağlamayacağı, ancak beraat kararı bir maddi olguyu tespit ediyorsa bu kararın hukuk hâkimini bağlayacağı, beraat kararı suçun sanık tarafından işlenmediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayanıyorsa, bu kararın hukuk hâkimini de bağlayacağı, bundan başka kusurun takdiri ve zararın miktarını tayini hususundaki kararın hukuk hâkimini bağlamayacağı hüküm altına alınmıştır (Turgut Uygur, Borçlar Kanunu Şerhi, C. 1, s. 844). Ancak Hukuk hâkiminin kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Başka bir deyişle maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 E., 2014/1091K).
Bu hale göre kaza tespit tutanağı, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığının hazırlık soruşturması aşamasında keşif sonrası alınan 26.02.2020 tarihli bilirkişi raporu ile İstanbul ATK Trafik ihtisas Dairesinden alınan 19.06.2020 tarihli bilirkişi raporu ve eldeki davada Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 23.11.2021 tarihli kusur raporlarından davacının yaralanmasına neden olan trafik kazasının zincirleme kaza olduğu, İstanbul ATK tarafından düzenlenen kusur raporunda olayda birden fazla kaza olduğu değerlendirilerek davacı sürücünün yaralanmasına neden olan 3. kazada davacının tam kusurlu olduğunun belirlendiği, ancak diğer bilirkişi raporlarında ve mahkemece hükme esas alınan ATK Ankara Trafik İhtisas Dairesinden Başkanlığından alınan raporda kaza tek bir kaza olarak değerlendirilerek tüm sürücülerin kusur oranlarının belirlendiği, bu hali ile kusur oranları ve kazanın oluşuna ilişkin maddi vakıanın, birden fazla aracın çarpışması nedeniyle bir ya da birden fazla kaza olup olmadığının belli olmadığı ve davalı tarafından hükme esas alınan 23.11.2021 tarihli ATK raporuna itiraz edildiği anlaşıldığından mahkemece ceza dosyası ve Ankara 2 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/615 Esas sayılı dosyası da istenerek kazanın birden fazla kaza olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği açıklığa kavuşturularak davacının yaralanmasına neden olan kaza nedeniyle kazaya karışan tüm sürücü ve varsa başka kişi ve kurumların kusurlarının belirlenmesi amacıyla ... veya ... Genel Müdürlüğü gibi kuruluşlardan seçilecek bilirkişi heyetinden tüm kusur raporlarının değerlendirildiği çe
İlgili İçerikler
Emsal Kararlar
- Bölge Adliye MahkemesiE. 2022/2250, K. 2024/1545Trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle sürekli ve geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve manevi tazminat istemi – Ankara BAM 26. Hukuk Dairesi, 2022/2250 E., 2024/1545 K.
- Bölge Adliye MahkemesiE. 2024/822, K. 2024/1988Trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat ve bakıcı gideri istemi – İstanbul BAM 8. Hukuk Dairesi, 2024/822 E., 2024/1988 K.
- YargıtayE. 2025/14258, K. 2026/3854Trafik kazasında malul kalan sürücünün sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri talebi – Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2025/14258 E., 2026/3854 K.
- YargıtayE. 2026/1650, K. 2026/4061Trafik kazasında malul kalan yolcunun sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı ve tedavi gideri talebi – Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2026/1650 E., 2026/4061 K.
Örnek Dilekçeler
- Asliye Ticaret MahkemesiTrafik Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Dava Dilekçesi
- Sigorta ŞirketiZorunlu Trafik Sigortasına Yazılı Başvuru Dilekçesi (KTK m. 97)
- Asliye Hukuk MahkemesiMaddi ve Manevi Tazminat Dava Dilekçesi (Haksız Fiil, Bedensel Zarar)
- Güvence HesabıGüvence Hesabı'na Tazminat Başvurusu (5684 s.K. m. 14)
Emsal kararlar kamuya açık kaynaklardan alınmıştır. Kararların güncelliği ve somut olaya uygulanabilirliği bir hukukçu tarafından değerlendirilmelidir.