Kararın özeti
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bu kararda kanun yolu incelemesi sonucunda “onama” yönünde hüküm kurmuştur. Kararın konusu: 6183 sayılı Kanunun 79. maddesi kapsamında açılan menfi tespit istemi (haciz ihbarnamesi (İİK m. 89)). Kararın önemli bölümü aşağıda birebir aktarılmıştır.
Otomatik özet. Bu özet karar metninden otomatik olarak çıkarılmıştır ve editoryal inceleme beklemektedir; bağlayıcı olan kararın tam metnidir.
Kararın önemli bölümü
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere, davacı şirketin davalı şirkete olan borcunun diğer davalı ... tarafından haciz ihbarnamesi tebliğ edilmeden önce ödenip kapandığı, bilirkişi raporunun ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olması nedeniyle Mahkemece hükme esas alındığı, davacının kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine süresinde cevap vermediği ve bu haliyle borç uhdesinde sayılarak dava açılmasına neden olduğu, davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasının yerinde olmadığı, 6183 sayılı Kanunun uygulanmasından doğan her türlü dava için avukatlık ücreti tutarının maktu olarak belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile davacının Üsküdar Vergi Dairesi Başkanlığınca düzenlenen 27.11.2017 tarihli, ödeme emri nedeniyle 1.582.954,00 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili ve davalılardan Vergi Dairesi vekili istinaf isteminde bulunmuşlardır.
Tam karar metni
Tam metni gösterTam metni gizle6 bin karakter
3. Hukuk Dairesi 2025/4414 E. , 2026/1989 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1726 E., 2025/674 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/128 E., 2022/65 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan Vergi Dairesi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki nedeniyle alacak-borç ilişkisi doğduğunu, müvekkili şirketin davalıya olan borçlarını ödediğini, müvekkili şirketin davalı şirketten olan ticari alacaklarının ise faturalarla mahsup yoluyla tahsil edildiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı alacak/borç ilişkisinin 29.12.2017 tarihinde kesilen alacak faturası ile sona erdiğini, 02.01.2018 tarihli hesap mutabakatının taraflarca imzalandığını, davalı şirketin vergi borçlarından dolayı davalı ... Dairesince müvekkili şirkete 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (6183 sayılı Kanun) 79. maddesi dayanak gösterilmek suretiyle haciz bildirisi gönderildiğini, haciz bildirisine itiraz edemeyen müvekkili şirkete bu kez de davalı ... Dairesince 6183 sayılı Kanun gereğince e-tebligat ile ödeme emrinin gönderildiğini, davalı şirketin borçları nedeniyle haciz tehdidi ile karşı karşıya kalan müvekkili şirketin ödeme emrinin iptali istemiyle İstanbul 3. Vergi Dairesinin 2018/968 E. sayılı dosyası ile açtığı davanın derdest olduğunu ileri sürerek; müvekkili şirketin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitini, müvekkili şirketin davalı şirketin diğer davalı ... Dairesine olan borcundan dolayı sorumlu olmayacağının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere, davacı şirketin davalı şirkete olan borcunun diğer davalı ... tarafından haciz ihbarnamesi tebliğ edilmeden önce ödenip kapandığı, bilirkişi raporunun ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olması nedeniyle Mahkemece hükme esas alındığı, davacının kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine süresinde cevap vermediği ve bu haliyle borç uhdesinde sayılarak dava açılmasına neden olduğu, davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasının yerinde olmadığı, 6183 sayılı Kanunun uygulanmasından doğan her türlü dava için avukatlık ücreti tutarının maktu olarak belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile davacının Üsküdar Vergi Dairesi Başkanlığınca düzenlenen 27.11.2017 tarihli, ödeme emri nedeniyle 1.582.954,00 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili ve davalılardan Vergi Dairesi vekili istinaf isteminde bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kesinleşen İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 6. Vergi Dava Dairesi kararı ile borçluya gönderilen ödeme emrinin 7.437,46 TL'sine isabet eden kısmının hukuka uygun görüldüğü, kalan kısım için ödeme emrinin iptal edildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi itibarıyla davacının davalı borçluya 432,00 TL borcu bulunduğunun, haciz ihbarnamesinin 1.582.954,00 TL tutarında aşkın olarak tanzim edildiğinin tespit edildiği, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 168. maddesinde değişiklik yapan 5904 sayılı Kanunun 35. maddesi "6183 sayılı Yasanın uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir." hükmünü içerdiğinden, vekalet ücretinin nispi olarak belirlenmesi gerektiğine ilişkin istinaf başvurusunun yerinde görülmediği, yapılan kontrolde davacının 2.954,60 TL masraf yaptığı yazılı olduğu halde, hükümde davacının 29.703,61 TL yargılama gideri yaptığının yazılmasının dosya kapsamına uygun düşmediği, yargılama giderlerinin davanın kabul ve red oranına göre belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle; istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kısmen kabulü ile davacının, Üsküdar Vergi Dairesi Başkanlığınca düzenlenen 27.11.2017 tarihli, ödeme emri nedeniyle 1.582.954,00 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılardan Vergi Dairesi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili; müvekkilinin işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu, bir an için davanın kısmen kabulüne karar verildiği varsayılsa dahi, davacı tarafça dava açılmasına sebep olunduğundan müvekkilinin yargılama giderleri ile vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağının açık olduğunu ifade ederek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 6183 sayılı Kanunun 79. maddesi kapsamında açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
Temyiz edilen karardaki gerekçeye, özellikle bilirkişi tarafından ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan inceleme sonucunda davacının davalı amme borçlusu şirkete 1.582.954,00 TL borçlu olmadığının tespit edilmiş olmasına, davacı şirket tarafından yapılan yargılama giderinin kabul ve red oranına göre belirlenmesinin yerinde olduğunun anlaşılmasına göre, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İlgili İçerikler
Emsal Kararlar
- YargıtayE. 2025/3669, K. 2026/2681İİK'nın 89. maddesi kapsamında istirdat ve menfi tespit istemi (maaş haczi) – Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2025/3669 E., 2026/2681 K.
- Bölge Adliye MahkemesiE. 2025/1033, K. 2025/703Haciz ihbarnamesi (İİK m. 89) – Ankara BAM 23. Hukuk Dairesi, 2025/1033 E., 2025/703 K.
- YargıtayE. 2025/4901, K. 2026/3458İİK'ni 89/3 maddesi kapsamında menfi tespit istemi (haciz ihbarnamesi (İİK m. 89)) – Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2025/4901 E., 2026/3458 K.
- YargıtayE. 2025/5997, K. 2026/33022004 sayılı Kanun'un 89. maddesinin üçüncü fıkrasından kaynaklı menfi tespit istemi – Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2025/5997 E., 2026/3302 K.
Emsal kararlar kamuya açık kaynaklardan alınmıştır. Kararların güncelliği ve somut olaya uygulanabilirliği bir hukukçu tarafından değerlendirilmelidir.