Kararın özeti
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bu kararda kanun yolu incelemesi sonucunda “onama” yönünde hüküm kurmuştur. Kararın konusu: İstirdat talebi (istirdat davası). Kararın önemli bölümü aşağıda birebir aktarılmıştır.
Otomatik özet. Bu özet karar metninden otomatik olarak çıkarılmıştır ve editoryal inceleme beklemektedir; bağlayıcı olan kararın tam metnidir.
Kararın önemli bölümü
Davalı vekili cevap dilekçesinde; eldeki dava açılmadan önce ... İcra Müdürlüğü'nün 2023/... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, takip kesinleştikten sonra banka hesapları üzerine haciz konulması işlemlerini yaptıklarını, daha sonra iş bu davanın açıldığını, davacı şirket vekili tarafından 20.06.2023 tarihinde söz konusu dosyada mevcut paranın taraflarına ödenmesine muvafakat ettiklerini, mahkemedeki davanın "istirdat davasına" döndürüldüğünü belirtir icra dairesi dosyasına dilekçe yazmış olup söz konusu icra dosyası içerisindeki paranın taraflarına ödendiğini ve icra dosyasının infaz edildiğini, açılmış olan iş bu davaya "menfi tespit davası" olarak değil "istirdat davası" olarak bakılması gerektiğini, ancak her ne kadar menfi tespit davası arabuluculuk kapsamında olmasa da istirdat davası açmada arabuluculuk şartının kesin kural olduğunu, davacı tarafından açılmış olan iş bu dava menfi tespit davasından istirdat davasına dönmüş dahi olsa arabuluculuk şartı yerine getirilmediği için hukuken geçersiz olarak açılmış olan bir dava durumunda olduğunu belirterek davanın arabuluculuk şartı yerine getirilmediğinden reddine, davalı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Tam karar metni
Tam metni gösterTam metni gizle6 bin karakter
4. Hukuk Dairesi 2026/922 E. , 2026/4052 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/... E., 2025/1651 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 25.05.2023 tarihinde ... İcra Dairesi 2023/... E. sayılı dosyasında ''29.10.2015 tarihli kaza sebebiyle, 10.08.2018 tarihli kusur oranına ilişkin bilirkişi raporuna istinaden belirlenmiş kusur raporuna ve 14.08.2018 tarihli aktüer bilirkişi raporu ile belirlenmiş olan 801.668-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz oranınca tazmini" dayanak gösterilerek ödeme emri düzenlendiğini ve taraflarına tebliğ edildiğini, ancak müvekkili şirketin davalı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, söz konusu taleplerin yargılama gerektirir nitelikte olduğunu belirterek davanın kabulü ile davalı ile müvekkili arasında mevcut ve geçerli bir borç ilişkisinin bulunmadığının tespitine, haksız icra takibinin durdurulmasına, hacizlerin kaldırılmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, bu dava sebebiyle uğramış oldukları zararların yasa gereği alacağın yüzde yirmisinden az olmamak kaydıyla kötü niyetli davalıdan alınarak müvekili şirkete verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; eldeki dava açılmadan önce ... İcra Müdürlüğü'nün 2023/... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, takip kesinleştikten sonra banka hesapları üzerine haciz konulması işlemlerini yaptıklarını, daha sonra iş bu davanın açıldığını, davacı şirket vekili tarafından 20.06.2023 tarihinde söz konusu dosyada mevcut paranın taraflarına ödenmesine muvafakat ettiklerini, mahkemedeki davanın "istirdat davasına" döndürüldüğünü belirtir icra dairesi dosyasına dilekçe yazmış olup söz konusu icra dosyası içerisindeki paranın taraflarına ödendiğini ve icra dosyasının infaz edildiğini, açılmış olan iş bu davaya "menfi tespit davası" olarak değil "istirdat davası" olarak bakılması gerektiğini, ancak her ne kadar menfi tespit davası arabuluculuk kapsamında olmasa da istirdat davası açmada arabuluculuk şartının kesin kural olduğunu, davacı tarafından açılmış olan iş bu dava menfi tespit davasından istirdat davasına dönmüş dahi olsa arabuluculuk şartı yerine getirilmediği için hukuken geçersiz olarak açılmış olan bir dava durumunda olduğunu belirterek davanın arabuluculuk şartı yerine getirilmediğinden reddine, davalı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin 02.07.2025 tarihli duruşma gün ve saatinden haberdar olmasına rağmen duruşmaya katılmadığı, duruşma gün ve saatinin usulüne uygun olarak bizzat kendisine tebliğ edildiği, buna rağmen duruşmaya katılmadığı, 02.07.2025 tarihli oturumda davalı vekilinin de dosyanın işlemden kaldırılmasını talep etmesi üzerine dosyanın işlemden kaldırıldığı, dosyanın işlemden kaldırılma tarihinden bu yana hak düşürücü nitelikte olan 3 aylık yasal süre içerisinde davanın yenilenmesi için başvuru yapılmadığı gerekçesiyle HMK'nın 320/son ve 150. maddeleri gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek davalı taraf lehine nispi vekalet ücretine hükmedildiği, ancak AAÜT'nin 7/1 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilen hallerde hükmedilecek vekalet ücretinin maktu vekalet ücretini geçemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulüne; ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03.10.2025 tarihli 2023/405 Esas ve 2025/623 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca kaldırılmasına, kaldırılan kararın yerine geçmek üzere HMK'nın 320/son ve 150. maddeleri gereğince davanın açılmamış sayılmasına, davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Daire karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; vekalet ücretinin tamamına hükmolunmasının kanuna uygun olduğunu, davaya konu miktarın icraya konu olan 3.008.000,00 TL olduğunun aşikar olduğunu ve davacı tarafça bu miktar üzerinden harç yatırıldığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; istirdat talebine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İlgili İçerikler
Emsal Kararlar
- Bölge Adliye MahkemesiE. 2025/1961, K. 2025/1387Tasarrufun iptali davasında ihtiyati tedbir ve davalıdır şerhi talebinin reddine ilişkin ara karara karşı istinaf – İstanbul BAM 40. Hukuk Dairesi, 2025/1961 E., 2025/1387 K.
- YargıtayE. 2025/6059, K. 2026/4132İstirdat davası – Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2025/6059 E., 2026/4132 K.
- Bölge Adliye MahkemesiE. 2023/1330, K. 2025/1725İmza inkarına ve çekin teminat olarak verildiği iddiasına dayalı olarak çek yönünden menfi tespit istemi – İstanbul BAM 44. Hukuk Dairesi, 2023/1330 E., 2025/1725 K.
- YargıtayE. 2025/4990, K. 2026/1756Kira sözleşmesi kapsamında borçlu olmadığının tespiti ve depozito teminat mektubunun nakde çevrilmesi nedeniyle bedelinin tahsili istemi – Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2025/4990 E., 2026/1756 K.
Emsal kararlar kamuya açık kaynaklardan alınmıştır. Kararların güncelliği ve somut olaya uygulanabilirliği bir hukukçu tarafından değerlendirilmelidir.