Kararın özeti
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı tazminat uyuşmazlığına ilişkin bu kararda kanun yolu incelemesi sonucunda “bozma” yönünde hüküm kurmuştur. Kararın konusu: Kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı tazminat davası. Kararın önemli bölümü aşağıda birebir aktarılmıştır.
Otomatik özet. Bu özet karar metninden otomatik olarak çıkarılmıştır ve editoryal inceleme beklemektedir; bağlayıcı olan kararın tam metnidir.
Kararın önemli bölümü
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde; dava konusu 24 15... parsel sayılı taşınmazın imar planında belediye kültürel tesis alanı, 24 16... parsel sayılı taşınmazın ise imar planında rekreasyon alanı olarak belirlendiğini, 20 parsel taşınmaz hakkında müvekkili belediye tarafından alınmış kamulaştırma kararı bulunduğunu, yapımına başlanan şehir parkı projesi kapsamında kamulaştırma işlemlerinin büyük oranda tamamlandığını, davacı ile diğer mirasçılar arasındaki vasiyetnamenin iptali davası nedeniyle mülkiyet ihtilafı olduğundan dava konusu taşınmazlar ile ilgili işlemlere başlanamadığını, binanın müvekkili belediye tarafından yıkıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Tam karar metni
Metnin tamamı uzunluğu nedeniyle kısaltılmıştır; tamamı için kaynak bağlantısını kullanın.
Tam metni gösterTam metni gizle25 bin karakter
Hukuk Genel Kurulu 2025/360 E. , 2026/359 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1801 E., 2024/1763 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 22.02.2024 tarihli ve 2023/8428 Esas, 2024/2065 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı asıl dava dilekçesinde; murisi adına kayıtlı Kastamonu ili, Merkez ilçesi, ...Mahallesi 24 15... parsel ve 24 16... parsel sayılı taşınmazlara kamulaştırma yapılmaksızın şehir parkı yapılmak suretiyle fiilen el atıldığını, 24 15... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan eski eser niteliğindeki tarihi konağın davalı idare tarafından yıkıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 60.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle talebini 588.861,02 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde; dava konusu 24 15... parsel sayılı taşınmazın imar planında belediye kültürel tesis alanı, 24 16... parsel sayılı taşınmazın ise imar planında rekreasyon alanı olarak belirlendiğini, 20 parsel taşınmaz hakkında müvekkili belediye tarafından alınmış kamulaştırma kararı bulunduğunu, yapımına başlanan şehir parkı projesi kapsamında kamulaştırma işlemlerinin büyük oranda tamamlandığını, davacı ile diğer mirasçılar arasındaki vasiyetnamenin iptali davası nedeniyle mülkiyet ihtilafı olduğundan dava konusu taşınmazlar ile ilgili işlemlere başlanamadığını, binanın müvekkili belediye tarafından yıkıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 15.05.2018 tarihli ve 2017/328 Esas, 2018/196 Karar sayılı kararıyla; davalı idare tarafından kamulaştırma işlemlerine başlanmasına rağmen gerekli işlemler tamamlanmadan dava konusu taşınmazlara fiilen el atıldığı, üzerindeki yapıların yıkıldığı, bilirkişi kurulu tarafından arsa niteliğindeki taşınmazlara emsal karşılaştırması yapılarak hesaplanan kamulaştırmasız el atma bedelinin davacı hissesine düşen kısmının 588.861,02 TL olarak belirlendiği, davacının bu miktar üzerinden davasını ıslah ettiği, anılan meblağ içerisinde dava konusu 24 15... parsel üzerinde yıkılan yapı değerinin de bulunduğu, ancak dava tarihi itibariyle yapı mevcut olmadığından değerinin tespit edilemeyeceği, davacının yıkılan yapı değerini talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 570.123,02 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline, dava konusu taşınmazların davacı adına olan hisselerinin iptali ile davalı idare adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 09.05.2019 tarihli ve 2018/2807 Esas, 2019/1155 Karar sayılı kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda dava konusu 24 15... parsel sayılı taşınmaz ile emsalin vergi değerlerine ters düşecek şekilde az bedel belirlendiği, ayrıca dava konusu 24 15... parsel üzerindeki yapının kentsel sit alanında kaldığı ve tapu kaydında tarihi eser şerhi bulunduğu da dikkate alındığında Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Cetveline göre 5/D sınıfı yapı grubunda olduğunun kabulü ile bu konuda bilirkişi kurulundan ek rapor alınması gerektiği gerekçesiyle davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
V. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.04.2022 tarihli ve 2019/191 Esas, 2022/131 Karar sayılı kararıyla; bilirkişi kurulundan alınan ek raporda, 570.123,03 TL arsa bedeli ve 64.341,00 TL yıkılan tarihi eser niteliğindeki yapı bedeli olmak üzere toplam 634.464,03 TL kamulaştırmasız el atma tazminatı hesaplandığı, dava değerinin davacı tarafça 15.05.2018 tarihinde toplam 588.861,02 TL olarak ıslah edildiği gözetilerek taleple bağlı kalındığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 588.861,02 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, dava konusu taşınmazların davacı adına olan hisselerinin iptali ile davalı idare adına tesciline karar verilmiştir.
VI. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 01.06.2023 tarihli ve 2022/1607 Esas, 2023/1652 Karar sayılı kararıyla; arsa niteliğindeki taşınmazların zemin bedellerinin ve dava konusu 24 15... parsel üzerinde bulunan tarihi eser niteliğindeki yapı değerinin tespit edilip ıslah edilen taleple bağlı kalınarak davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak 24 15... parselde davacı hissesine düşen bedelin bilirkişi raporunda yanlış hesaplandığı, buna göre 24 15... parselin zemini için 389.416,48 TL, üzerindeki yapı için 64.341,00 TL ve dava konusu 24 16... parsel sayılı taşınmazın zemini için 175.709,43 TL olmak üzere davacı payına düşen toplam tazminat bedelinin 629.466,91 TL olduğunun resen yapılan incelemede anlaşıldığı, davanın ıslah edilen bedel üzerinden kabulüne karar verilmesi nedeniyle bu hususun kaldırma nedeni yapılmadığı, dava konusu taşınmazlarda murisin payının davacının hissesi oranında iptali ile idare adına tesciline karar verilmesi gerektiği, ayrıca 26.11.2022 tarihinde yürürlüğe giren 7421 sayılı Kanun’un 5. maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na (2942 sayılı Kanun) eklenen ek 4. maddenin 3. fıkrasında “Bu kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir” şeklinde düzenleme yapıldığı, 6487 sayılı Kanun değişikliği ile Kanun koyucu tarafından daha önce 09.11.19 56... .11.1983 tarihleri arasındaki fiili el atmalarda maktu harca hükmedilmesi gerektiği kabul edilmiş olup, bu düzenleme hâlen yürürlükte olduğundan 2942 sayılı Kanun’un ek 4. maddesinin 3. fıkrasındaki hükümle 04.11.1983 tarihinden sonraki fiili el atmalarda da maktu harca hükmedilmesinin amaçlandığı, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca ek 4. maddenin 3. fıkrası harca ilişkin özel bir düzenleme içerdiğinden bu özel Kanun hükmünün öncelikle ve usul hükümlerine ilişkin olduğundan derhal uygulanması gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile toplam 588.861,02 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına, dava konusu taşınmazlarda muris adına kayıtlı olan hisselerin davacının payı oranında iptali ile iptal edilen hisselerin davalı idare adına tesciline karar verilmiştir.
VII. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ''... 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki Kastamonu ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi 24 15... parsel ve 24 16... parsel sayılı taşınmazların zeminine 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesi yöntem itibarıyla doğru olduğu gibi, üzerindeki yapılara aynı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılama hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal kabul edilen taşınmazların satışına ilişkin satış akit tablosunun ilgili Tapu Müdürlüğünden, emsal taşınmazların değerlendirme tarihi itibarıyla Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından resen belirlenen emlak vergisine esas olan metrekare değeri ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Vergi Dairesinden getirtilip denetlenmediği gibi dava konusu taşınmaz ile emsal olarak incelenen taşınmazların Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen emlak vergisine esas metrekare değerleri karşılaştırılmadan emsal taşınmazların dava konusu taşınmazdan daha değerli olduğu kabul edilmek suretiyle değer biçildiğinden rapor inandırıcı görülmemiştir. 5. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkân tanınması, lüzumu hâlinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ve dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede uygulanan düzenleme ortaklık payı oranının ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmesi hatalıdır. 6. Eldeki davada taşınmaza 04.11.1983 tarihinden sonra el atılmıştır. 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrası; “Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir.” şeklinde düzenlenmiştir. 2942 sayılı Kanun'un 6487 sayılı Kanun'la değiştirilen Geçici 6 ncı maddesinin onikinci ve onüçüncü fıkraları; "09.10.19 56... .11.1983 tarihini kapsayan dönemde oluşan mağduriyetin giderilmesi amacıyla getirilen ve malikler aleyhine bir takım hükümler içeren bu istisnai düzenlemenin 04.11.1983 tarihinden sonraki dönem içinde uygulanmasının hukuk güvenliğini zedeleyeceği" gerekçesiyle ve Anayasa'nın 2 ncı ve 35 inci maddelerine aykırı bulunarak 13.03.2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 13.11.2014 tarihli ve 2013/95 Esas, 2014/176 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiştir. 2942 sayılı Kanun'da 04.11.1983 tarihinden sonraki el atmalara ilişkin başkaca bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle kaynağını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar ile 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararlarından alan 04.11.1983 tarihinden sonra el atılan taşınmazlar yönünden, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davalarda mahkeme ve icra harçlarının nispi olarak uygulanması gerektiğinden Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulması gerekmiştir. ....'' gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin ilk kararında hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda değerlendirilen emsallere ilişkin bilgilerin dosyaya kazandırıldığı, her iki tarafın istinaf başvurusunda bulunması üzerine İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın mahkemesine gönderildiği, kaldırma kararı üzerine dava konusu taşınmazlar ile emsallere ilişkin vergi değerleri arasındaki çelişkinin giderilmesi için belediye başkanlığına yazılan yazı cevaplarının ve bozma kararında belirtilen emsallere ait satış akit tablolarının dosya içerisinde bulunduğu, tüm dosya kapsamına göre emsalin dava konusu taşınmazlardan daha değerli olduğu ve bilirkişi kurulu raporunda da bu şekilde değerlendirilerek bedel belirlendiği, ayrıca yapı yönünden ek rapor alınarak ve taleple bağlı kalınarak hüküm kurulduğu, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen 14.04.2022 tarihli kararın davacı tarafından istinaf edilmediği, davalı idarenin istinafı üzerine yazılı gerekçe ile hüküm düzeltilerek yeniden karar verildiği, istinaf eden tarafın sıfatı dikkate alındığında verilen kararın idare lehine olduğu gerekçesiyle bozma kararının altı numaralı bendindeki harca ilişkin bozma nedeni yönünden ise, önceki karardaki gerekçelerle direnme kararı verilmiştir.
VIII. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde; eski eser niteliğindeki yapının yıkıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, taşınmazın mülkiyetindeki belirsizlik nedeniyle kamulaştırma işlemlerine başlanamadığını, hükmedilen tazminat miktarının çok yüksek hesaplandığını ileri sürerek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Uyuşmazlık
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı tazminat istemine ilişkin eldeki davada, 1- Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazların bedelinin belirlenmesinde, 2942 sayılı Kanun'un 11/1-g hükmüne göre emsal karşılaştırması yapılırken eksik araştırma ve inceleme yapılıp yapılmadığı, alınan bilirkişi kurulu raporunun hüküm kurmaya elverişli nitelikte olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre mahkemece emsal araştırması yapılmak suretiyle yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılmasının gerekip gerekmediği, 2- Dava konusu taşınmazlara 04.11.1983 tarihinden sonra fiilen el atılmış olması, 13.03.2015 tarihli ve 29294 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 13.11.2014 tarihli ve 2013/95 Esas, 2014/176 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun’un 6487 sayılı Kanun'la değiştirilen Geçici 6. maddesinin 12... . fıkralarının iptal edilmiş olması karşısında, dava tarihinden sonra 26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4'ün 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin somut olayda uygulanıp uygulanamayacağı; buradan varılacak sonuca göre maktu harca mı yoksa nispi harca mı hükmedilmesi gerektiği, noktalarında toplanmaktadır.
D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 11., Ek 4. ve Geçici 6. maddeleri 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 355. maddesi 2. Değerlendirme
A- Bir numaralı uyuşmazlık yönünden yapılan incelemede; 1. Konunun açıklığa kavuşturulması için öncelikle 2942 sayılı Kanun'un “Kamulaştırma bedelinin tespiti esasları” başlıklı 11. maddesine değinmek gerekmektedir. 2. Anılan maddede; “15 inci madde uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulu, kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu yere mahkeme heyeti ile birlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de dinledikten sonra taşınmaz mal veya kaynağın; a) Cins ve nevini, b) Yüzölçümünü, c) Kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik ve unsurlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini, d) Varsa vergi beyanını, e) Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirlerini, f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağın (İptal edilen ibare ANY. MAH. 26.05.2016 T. 2015/55 E. 2016/45 K.) mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirini, g) Arsalarda, kamulaştırma gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini, h) Yapılarda, (İptal Edilen İbare ANY. MAH. 09.04.2003 T. 2002/79 E. 2003/29 K.) resmi birim fiyatları ve yapı maliyet hesaplarını ve yıpranma payını, (Değişik bent RGT: 28.04.2018 RG NO: 30405 Kanun No: 7139/27) ı) (İptal edilen ibare RGT: 14.05.2019 RG NO: 30774 ANY. MAH. 10.04.2019 T. 2018/156 E. 2019/22 K.) (İptal Edilen İbare RGT: 14.05.2019 RG No: 30774 ANY. MAH. 10.04.2019 T. 2018/156 E. 2019/22 K.) her bir ölçünün etkisi açıklanmak kaydıyla bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçüleri,
Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün bu unsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını da dikkate alarak (Eklenmiş İbare RGT: 24.11.2016 RG No: 29898 Kanun No: 6754/38) Sermaye Piyasası Kurulu tarafından kabul edilen değerleme standartlarına uygun, gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malın değerini tespit ederler.
Taşınmaz malın değerinin tespitinde, kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kar dikkate alınmaz.
Kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı tesisinde, bu kamulaştırma sebebiyle taşınmaz mal veya kaynakta meydana gelecek kıymet düşüklüğü gerekçeleriyle belirtilir. Bu kıymet düşüklüğü kamulaştırma bedelidir" şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. 3. Anılan maddeye göre taşınmazın cins ve nevinin, yüzölçümünün, kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik ve unsurların, her unsurun ayrı ayrı değerinin, resmî makamlarca yapılmış kıymet takdirlerinin ve özellikle arsalarda, kamulaştırma gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerinin esas alınarak bedelin takdir edilmesi gerektiği öngörülmüştür. 4. Dava konusu Kastamonu ili, Merkez ilçesi, ...Mahallesi 24 15... parsel ve 24 16... parsel sayılı taşınmazlar arsa niteliğindedir. 2942 sayılı Kanun'un kıymet takdir esaslarını belirten 11. maddesinin birinci fıkrasının arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca, arsaların bedelinin değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması zorunludur. Bu itibarla, emsal satışların değerlendirme tarihindeki karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tespiti, bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin neler olduğu ve oranları açıklanmak suretiyle değer biçilmesi gerekir. 5. Bu noktada, istinaf kanun yolu ile ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin de irdelenmesinde yarar bulunmaktadır. 6. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İncelemenin kapsamı” başlıklı 355. maddesi; “İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir” şeklinde düzenleme altına alınmıştır. Buna göre; Bölge Adliye Mahkemesi, incelemesini istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplere bağlı olarak yapmak zorundadır. Temyiz incelemesinden farklı olarak, Bölge Adliye Mahkemesinde yapılacak incelemede tarafların ileri sürdüğü sebeplerle bağlı kalınmasının nedeni, bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararının kanuna aykırılığını tespit etmesi hâlinde, çoğu zaman yeniden yargılama yaparak yeni bir karar verebilmesidir. Tercih edilen istinaf sisteminde, ilk derecedeki yargılama tümüyle tekrarlanmamaktadır. Bu sebeple, istinaf sebepleri ile sınırlı tutulmuştur. Zira istinaf incelemesi ilk derece mahkemesi kararını denetleyerek ondan sonra yapılan yargılama özelliği taşımaktadır. Bununla beraber, kamu düzenini ilgilendiren hususlarda bölge adliye mahkemesi istemle bağlı olmaksızın resen inceleme yapar. 7. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesince verilen ilk karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuş, anılan kararda hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda değerlendirmeye esas alınan emsallere ilişkin resmi satış evrakı ile emlak vergisine esas rayiç değerler Bölge Adliye Mahkemesince ilgili kurumlardan istenerek dosyaya kazandırılmıştır. İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararı doğrultusunda dava konusu taşınmazlar ile emsallere ilişkin vergi değerleri arasındaki çelişkinin giderilmesi için ilgili belediye başkanlığına yazılan yazı cevapları ile gerekli belgeler dosyaya sunulmuş olup alınan ek bilirkişi kurulu raporunda yapılan emsal karşılaştırması yapılarak emsalin dava konusu taşınmazlardan daha değerli olduğu belirlenmiş ve kaldırma kararında belirtilen gerekçelere uygun şekilde yapı yönünden de hesaplama yapılmış, İlk Derece Mahkemesince taleple bağlı kalınarak 588.861,02 TL tazminata hükmedilmiştir. 14.04.2022 tarihli bu karar davacı tarafça istinaf edilmemiş, davalı idarenin istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. 8. Her ne kadar Özel Daire bozma kararında, arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazların bedelinin belirlenmesinde, emsal karşılaştırması yapılırken eksik araştırma ve inceleme yapıldığı, gerekli belgelerin getirtilip raporun denetlenmediği, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunun hüküm kurmaya elverişli nitelikte olmadığı belirtilmiş ise de; İlk Derece Mahkemesince verilen 14.04.2022 tarihli ve 2019/191 Esas, 2022/131 Karar sayılı karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmayıp, karar sadece davalı idare vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf edenin sıfatı dikkate alınarak emsalin dava konusu taşınmazlardan daha değerli olduğuna ilişkin davalı idarenin lehine olan bilirkişi raporunun hükme esas alındığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı tescil ve harç hususlarında düzeltilerek yeniden hüküm kurulmuştur. 9. Dolayısıyla bozma kararında dosyaya getirtilmesi gerektiği belirtilen belgeler dosya kapsamında mevcut olup emsal karşılaştırması yapılmak suretiyle dava konusu taşınmazların kamulaştırma bedelini hesaplayan bilirkişi kurulu raporu hüküm vermeye yeterlidir. 10. Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince, anılan gerekçeyle verilen direnme kararı yerindedir. 11. Hâl böyle olunca bir numaralı uyuşmazlık yönünden Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda açıklanan hususlara değinilerek verilen direnme kararı usul ve yasaya uygundur. 12. Ne var ki, Özel Dairece bozma nedenine göre davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazları incelenmediğinden bu yöne ilişkin inceleme yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.
B- İki numaralı uyuşmazlık yönünden yapılan incelemede; 13. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle kamulaştırmasız el atma kavramı ve ilgili yasal düzenlemelerin açıklanmasında yarar vardır. 14. Kamulaştırmasız el atma müessesesi, kamulaştırma yetkisi bulunan bir idari makamın Anayasa'ya ve kanunlara uygun işlemleri oluşturmaksızın bir kişinin malına kalıcı olarak el koyması ve onun üzerinde bir yapı ya da tesis yapması yahut o taşınmazı bir hizmete özgülemesi suretiyle mal sahibinin taşınmazı dilediği gibi kullanmasına engel olması hâlidir (Türk Hukuk Lügatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s.646). Kamulaştırmada yöntem olarak Anayasa ve kanunlara uygun bir kamulaştırma işlemi yapılması söz konusu iken, kamulaştırmasız el atmada usulüne uygun bir kamulaştırma işleminden söz edilmesi olanaklı değildir. 15. Ancak kamulaştırmasız el atma ile kamulaştırmanın konu, amaç ve yetki yönüyle benzer yönleri bulunmaktadır. Her iki müessesenin de oluşması için kamulaştırma yapmaya yetkili devlet kamu tüzel kişileri veya kamu kurumları tarafından kamulaştırma işleminin yapılması veya kamulaştırmasız el konulmuş olması gereklidir. Kamulaştırmasız el atmada da kamulaştırmada olduğu gibi taşınmazın edinilmesinde kamu yararının bulunması zorunludur. Gerek kamulaştırmanın gerekse kamulaştırmasız el atmanın konusu sadece özel mülkiyette bulunan taşınmaz mallardır. 16. Kamulaştırmasız el atma müessesesi mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onu ortadan kaldıran bir niteliğe sahip olmakla birlikte, çağdaş bir yaklaşımla ve sosyal devlet ilkesi gereği olarak uygulamada, taşınmaz malikine, dava yoluyla mülkiyetin bedele çevrilmesi ya da idare
İlgili İçerikler
Emsal Kararlar
- YargıtayE. 2026/157, K. 2026/479Kamulaştırmasız el atma – Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2026/157 E., 2026/479 K.
- Anayasa MahkemesiE. 2020/33612AYM, İsrael Ojalvo: kamulaştırmasız el atma tazminatı ve ecrimisil bedelinin enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması mülkiyet hakkını ihlal eder
- YargıtayE. 2026/456, K. 2026/9544Demiryolu çalışmaları nedeniyle taşınmazda oluşan zarar için kamulaştırmasız el atma ve haksız fiil tazminatı istemi – Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 2026/456 E., 2026/9544 K.
- YargıtayE. 2026/2123, K. 2026/12322Kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat istemi – Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 2026/2123 E., 2026/12322 K.
Örnek Dilekçeler
- Asliye Hukuk MahkemesiKamulaştırmasız El Atma Nedeniyle Tazminat Dava Dilekçesi
- Asliye Hukuk MahkemesiElatmanın Önlenmesi ve Ecrimisil Dava Dilekçesi
- Asliye Hukuk MahkemesiAyıplı İfa Nedeniyle Bedel İndirimi ve Onarım Dava Dilekçesi (Eser Sözleşmesi)
- Kamu Kurumu ve Bilgi Edinme Değerlendirme KuruluBilgi Edinme Başvurusu ve Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu'na İtiraz Dilekçesi (4982 m. 11, 13)
Emsal kararlar kamuya açık kaynaklardan alınmıştır. Kararların güncelliği ve somut olaya uygulanabilirliği bir hukukçu tarafından değerlendirilmelidir.