Kararın özeti
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, tapu iptali ve tescil uyuşmazlığına ilişkin bu kararda uyuşmazlığı incelemiştir. Kararın konusu: Yolsuz tescile dayalı tapu iptali ve tescil istemi: ikinci el maliklerin TMK'nın 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanıp yararlanamayacağı. Kararın önemli bölümü aşağıda birebir aktarılmıştır.
Otomatik özet. Bu özet karar metninden otomatik olarak çıkarılmıştır ve editoryal inceleme beklemektedir; bağlayıcı olan kararın tam metnidir.
Kararın önemli bölümü
8. Somut olayda, davanın kabulüne ilişkin olarak verilen ilk kararın, Özel Dairece, davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulduğu açıktır. Mahkemece, birinci bozma kararına uyularak davanın reddine dair verilen karar ise Özel Dairece bu kez davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken maddi hataya dayalı Daire bozma kararına göre davanın reddedilmiş olmasının doğru görülmediği gerekçesiyle bozulmuştur.
Tam karar metni
Metnin tamamı uzunluğu nedeniyle kısaltılmıştır; tamamı için kaynak bağlantısını kullanın.
Tam metni gösterTam metni gizle25 bin karakter
Hukuk Genel Kurulu 2025/399 E. , 2026/379 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2103 E., 2024/2534 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 08.02.2024 tarihli ve 2023/6644 Esas, 2024/1005 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda davanın reddine karar verilmesi gereğine değinilerek bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda davanın kabulüne karar verilmesi gereğine değinilerek bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; İstanbul ili Silivri ilçesi ... (doğrusu:...) mahallesinde kâin 1 90... parsel sayılı taşınmaz müvekkil belediyeye ait iken 06.07.2009 tarih ve 53 sayılı belediye meclis kararı uyarınca belediye encümenince yapılan ihale ile 13.11.2009 tarih ve 1467 sayılı kararla davalı ...’na satıldığını, satışın dayanağı olan belediye meclis kararının İstanbul 5. İdare Mahkemesinin 2009/14 10... /942 Karar sayılı kararıyla iptal edildiğini ve Danıştay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, yapılan tescilin yolsuz hâle geldiğini, 1 90... sayılı parselin İmar Kanunu’nun 15... . maddeleri uyarınca ifraza tabi tutularak 1 90... , 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20... sayılı parsellerin oluşturulduğunu, dava konusu 1 90... parsel sayılı taşınmazın iptal kararını bertaraf etmek amacıyla davalılar arasında devredildiğini, davalıların kötüniyetli olduklarını, taşınmazın son olarak davalı ... adına tescil edildiğini ileri sürerek çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile ... adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın geldisi olan 1 90... parsel sayılı taşınmazı açık ihale ile bedeli karşılığında satın aldığını, anılan parseli ilgili belediyeye on iki parçaya ifraz ettirerek yeni oluşan parselleri ticaret gereği farklı kişilere sattığını, ihale öncesinde davacı ... tarafından kendisine davaya konu uyuşmazlık yönünden bir bilgi verilmediğini, taşınmaz üzerinde herhangi bir takyidat bulunmadığını, esas kusurlu ve sorumlu olanın davacı ... olduğunu, meclis kararının iptaline yönelik davada taraf olmadığından davanın neticesinden bilgi sahibi olmasının mümkün olmadığını, ayrıca 1 90... sayılı parselin İdare Mahkemesinin iptali kapsamına giren taşınmazlardan olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ...; dava dilekçesi usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen cevap dilekçesi sunmadığı gibi duruşmaları da takip etmemiştir. 3. Davalı ... cevap dilekçesinde; tam tarihini hatırlamamakla birlikte bir parseli ... Emlak-... aracılığıyla satın aldığını, maddi sıkıntılar yaşaması üzerine aynı emlak bürosu aracılığıyla sattığını, Silivri ilçesinde hiç ikamet etmediğini, davanın son kayıt malikine yöneltilmesi gerektiğini, davanın açılmasında herhangi bir kusurunun bulunmadığını belirterek reddini savunmuştur. 4. Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazı emlakçı aracılığıyla satış bedelinin 27.500,00 TL’sini kredi kullanıp elde ettiği parayla bakiye 32.500,00 TL’sini çekle ödeme yaparak toplamda 60.000,00 TL’ye satın aldığını, taşınmazı yerinde görüp pazarlık yaptığını, temlik işlemini önceki malik ...’ın vekili emlakçı ... ile yaptığını, ileride değerleneceği düşüncesiyle yatırım amacıyla edindiğini, diğer davalıları tanımadığı gibi meclis kararının iptalinden ya da muvazaalı satışlardan haberinin de bulunmadığını, tapu kaydına güvenen iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu, temlikin gerçek bir satış olduğunu belirterek davanın reddini, aksi durumda taşınmazın gerçek değerinin tespiti ile bu bedelin ödenmesi kaydıyla tapunun iadesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİNİN BİRİNCİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin 26.01.2018 tarihli ve 2016/358 Esas, 2018/37 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 16.04.2019 tarihli ve 2019/63 Esas, 2019/568 Karar sayılı kararıyla; davalı ...’ın yargılama sırasında öldüğü ve taraf teşkili sağlanması gerektiği gerekçesiyle hükmün kaldırılmasına ve yeniden görülmek üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin 13.01.2021 tarihli ve 2019/123 Esas, 2021/25 Karar sayılı kararıyla; taraf teşkili sağlandıktan sonra, çekişme konusu taşınmazın satışına dair meclis kararının idari yargı mercinde iptal edildiği, böylece sicilin dayanağı işlem ortadan kalktığından davalı ... adına oluşan tescilin yolsuz hâle geldiği, diğer davalıların tapu kaydına güvenerek iyiniyetli edinen olup olmadıklarının incelenmesi gerektiği, davalıların nüfus ve adli sicil kayıtları incelendiğinde aralarında sosyal ve hukuki bir ilişki bulunmadığı, TAKBİS mal varlığı kayıtları uyarınca davalı ...’ın başkaca taşınmazlarının olduğu, taşınmaz satın alabilecek ekonomik gücünün bulunduğu, ibraz edilen kredi kayıtlarına göre anılan davalının taşınmazı satın alabilmek için kredi kullandığı, taşınmaza ipotek tesis edildiği, son kayıt malikinin bu şekilde yaptığı ödemeyi ispatladığı, davacının eldeki davayı idare mahkemesi kararı kesinleştikten sonra açtığı, satışların idare mahkemesi kararı kesinleşmeden önce yapıldığı, satışların sık aralıklarla yapılmadığı, davalıların ve son malik davalı ...’ın meclis kararının iptal edildiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunu gösterir bir kanıt sunulmadığı ve iyiniyetli olmadıklarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 05.04.2022 tarihli ve 2021/1482 Esas, 2022/584 Karar sayılı kararıyla; idare mahkemesince satışa dayanak yapılan belediye meclis kararı iptal edildiğinden davalı ... ... adına yapılan tescilin yolsuz hâle geldiği, ikinci ve üçüncü el ile son kayıt malikinin iyiniyetli alıcı olup olmadıklarının tespiti gerektiği, ilk el konumundaki davalı ile diğer ara malikler arasındaki devirlerin kısa aralıklarla ve rayiç değerinin çok altında yapıldığı, aynı gün çok sayıda parselin satışının yapıldığı, ara malik ...’ın satış bedelini tahsil ettiğine dair beyanda bulunmadığı, taşınmazın atıl vaziyette bulunduğu, ihale tarihinden itibaren yedi yıl boyunca hiç kullanılmadığı, davalılar arasında para alışverişine ya da son kayıt malikinin kullandığı kredinin satış bedeli olarak ödendiğine dair bir delil sunulmadığı, yatırım amaçlı alınan taşınmazın değerinin altında devir edilmesinin genel hayat tecrübesine uygun olmadığı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin aynı mahiyetteki davaların gerekçesinde yer verdiği 27.07.2010 tarihli ... ve 31.08.2016 tarihli ... Haber isimli yayın organlarında çıkan haberler ile konunun kamuoyuna yansıdığı, yatırım amacıyla taşınmaz satın alanın sarf edeceği basit bir araştırmayla yolsuzluğu ve uyuşmazlığı bilecek durumda olduğu, iyiniyet iddiasında bulunulamayacağı, kötüniyetin davacıya ispat ettirilmesine gerek bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 353/1-b.2 maddesi gereğince hükmün ortadan kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davanın kabulüne, dava konusu 1 90... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile ... adına tesciline karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 09.11.2022 tarihli ve 2022/4165 Esas, 2022/7350 Karar sayılı kararıyla; ''...Tüm dosya kapsamının bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde, son kayıt maliki olan davalı ...’ın taşınmazı ediniminde kötüniyetli olduğuna dair herhangi bir delilin bulunmadığı, dava konusu ve dava dışı taşınmazlara ilişkin işlemlerin, Silivri gibi bir yerde 2010 yılında yerel bir gazete olan ...’de haber konusu yapılmasının, yine 2016 yılında başka bir yerel haber kaynağı olan ... habere konu edilmesinin tek başına son kayıt malikinin kötüniyetli olduğunu göstermeyeceği açıktır.
Hal böyle olunca, davalı ...’ın, taşınmaz satış tarihinde bankadan kredi çektiği, aynı tarihte taşınmaz üzerine ipotek tesis edildiği, kredi ödeme planı ve banka dekontunun davalı tarafından ibraz edildiği hususlarının bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda, davalının çekişme konusu taşınmazı bedeli karşılığında ve iyiniyetli olarak satın aldığı gözetilmek suretiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir’’ gerekçesiyle karar oy çokluğuyla bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin 26.10.2023 tarihli ve 2023/183 Esas, 2023/1763 Karar sayılı kararıyla; bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 08.02.2024 tarihli ve 2023/6644 Esas, 2024/1005 Karar sayılı kararıyla; ''...Bilindiği üzere, bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğünün meydana geleceği 09.05.19 60... /9 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararı gereğidir. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlayabileceğimiz bu hal, usul hukukunun vazgeçilmez temellerinden birisi olup kamu düzeni ile ilgilidir. Ne var ki, usuli kazanılmış hak kuralının istisnalarından birisi de yanılgıya dayalı bozma kararına uyulmuş olmasıdır.
Bu kapsamda vurgulanmalıdır ki, maddi hataya dayalı olan bir bozma kararına uyulmuş olunması halinde usuli kazanılmış hakka değer verilmesi mümkün değildir. Maddi hataya dayalı bozma kararına uyulmuş olması itibariyle kazanılmış hakkın bulunmadığından söz edilebilmesi için ancak Yargıtay Dairesinin vardığı sonuç her türlü değer yargısının dışında, hiçbir suretle başka biçimde yorumlanamayacak, tartışmasız ve açık bir maddi hata olarak belirlenmelidir.
Hemen belirtilmelidir ki, hükmüne uyulan önceki tarihli bozma kararında; son kayıt maliki olan davalı ...’ın taşınmazı ediniminde kötüniyetli olduğuna dair herhangi bir delilin bulunmadığı, davalının çekişme konusu taşınmazı bedeli karşılığında ve iyiniyetli olarak satın aldığı kabul edilmiş ise de, dosya kapsamına yansıyan delillere göre bu değerlendirmenin maddi hataya dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olaya gelince; tüm dosya kapsamından, dava konusu taşınmazın ihale yoluyla satışına dayanak olan Belediye Meclis Kararının idarî yargı merciinde iptal edildiği ve kararın deracattan geçerek kesinleştiği, ilk el davalı ... adına oluşan tescilin yolsuz hale geldiği, taşınmazın ilk el ...tarafından davalı ...'a, adı geçen tarafından davalı ...'a, ... tarafından da davalı ...'a kısa aralıklarla devredildiği, ilgili meclis kararının yerel ve ulusal basında haber konusu yapıldığı, kamuoyunun bilgi sahibi olduğu, yatırım amacıyla taşınmaz satın alan kişinin sarf edeceği basit bir araştırmayla yolsuzluğu ve uyuşmazlığı bilebilecek durumda olduğu, bu durumda iyiniyet iddiasında bulunulamayacağı, bankadan genel kredi kullanılması ve taşınmazın ipotek ettirilmesinin rayiç değerin ödendiğini ispata elverişli olmadığı, hiçbir davalının para alışverişini gösterir bir delil sunamadıkları, iyiniyetli kabul edilemeyecekleri açıktır.
Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmiş olması doğru değildir’’ gerekçesiyle karar oy çokluğuyla bozulmuştur.
D. Bölge Adliye Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin 17.10.2024 tarihli ve 2024/2103 Esas, 2024/2534 Karar sayılı kararıyla; bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili; Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararına uyulmakla müvekkili lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu, artık aleyhine karar verilemeyeceğini, maddi hata kavramı ile kazanılmış hak aşılmaya çalışılsa da hangi delillerin maddi hata kapsamına girdiğinin ya da gözden kaçırıldığının belirtilmediğini, devir tarihinden üç yıl sonraki bir haberin müvekkilin iyiniyetini bertaraf etmek için gerekçe yapıldığını, iyiniyeti ortadan kaldırdığı iddia edilen internet haber sitesi haberinin tartışmalı bir delil olduğunu, söz konusu haberin dosyada mevcut olmadığını, başka bir mahkeme kararına atıf yapılarak gerekçe yapıldığını, Silivri ilçesinde haber yapan yerel haber siteleri olduğunu, ulusal basında yayınlandığı bilgisinin doğru olmadığını, müvekkilinin bu haberleri bilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin tapu kaydına güvenerek ve iyiniyetli olarak taşınmazı satın aldığını, satış bedeli için kredi kullandığını ileri sürerek hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gönderme Kararı
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 30.04.2025 tarihli ve 2025/137 Esas, 2025/2340 Karar sayılı kararıyla; ''...Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 373/6 hükmü gereğince Dairemizce yapılan incelemede; her ne kadar önceki bozma ilamında davalının davaya konu taşınmazı edinmekte iyi niyetli olduğu değerlendirilmiş ise de bu yöndeki tespitin maddi hataya dayandığı, kabule yönelik nihai bozma ilamında açıklanan gerekçelerle davalının taşınmazı edinmekte iyi niyetli olmadığı kanaatine varıldığı, Dairemizin 08.02.2024 tarihli ve 2023/6644 Esas, 2024/1005 Karar sayılı kararının usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir'' gerekçesiyle dava dosyasının Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
D. Özü
Davanın özü; dava konusu taşınmazın satışına dayanak teşkil eden belediye meclis kararının kesinleşmiş idare mahkemesi kararıyla iptal edilmesi nedeniyle ilk el konumundaki davalı ... adına oluşan tescilin yolsuz olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmayan somut olayda; ikinci el konumundaki davalıların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanıp yararlanamayacakları, buradan varılacak sonuca göre davanın kabulüne karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
E. Ön Sorun 1. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, işin esasının incelenmesine geçilmeden önce mahkemenin son kararına yönelik temyiz itirazlarını inceleme görevinin, Hukuk Genel Kuruluna mı yoksa Özel Daireye mi ait olduğu hususu ön sorun olarak ele alınmıştır. 2. Belirtmek gerekir ki, 17.04.2013 tarihli ve 6460 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1. maddesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/5. fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen fıkrada;‘’Davanın esastan reddi veya kabulünü içeren bozmaya uyularak tesis olunan kararın önceki bozmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden bozulması üzerine alt mahkemece verilen kararın temyiz incelemesi, her hâlde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır’’ şeklinde düzenleme yapılmıştır. 3. Anılan maddenin gerekçesinde ise; “Madde ile davanın esastan reddi veya kabulünü içeren kesin bozmaya uyularak tesis olunan kararların mevzuatta bir değişiklik olmadığı hâlde, önceki bozmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden bozulması üzerine ilk derece mahkemesince verilen hükmün temyiz incelemesinin Yargıtayın ilgili dairesi yerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılması öngörülmektedir…” denilmektedir. 4. Yapılan bu değişiklikle kanun koyucu tarafından Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna yeni bir görev verilmiş, davanın esastan reddi veya kabulünü içeren bozmaya uyularak tesis olunan kararın önceki bozmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden bozulması üzerine yerel mahkemece verilen kararın temyiz incelemesinin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından yapılması öngörülmüştür. 5. Öte yandan Hukuk Genel Kurulunun görevi, davanın esastan reddi veya kabulünü içeren bozmaya uyularak tesis olunan kararlarla sınırlı bulunmaktadır. Bu nedenle, nihai karar kavramı üzerinde durulmasında yarar vardır. 6. 6100 sayılı Kanun’un 294. maddesinin 1. fıkrasında mahkemelerin usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdireceği belirtilmektedir. Bilindiği gibi, hâkimin davadan el çekmesini gerektiren, davayı sonuçlandıran kararlarına nihai kararlar denilmektedir. Nihai kararlar, usule ilişkin nihai kararlar veya esasa ilişkin nihai kararlar (hükümler) olmak üzere ikiye ayrılır. Usule ilişkin nihai kararlar, davanın esasıyla ilgili olmayan kararlar olup, başka bir ifade ile mahkemenin maddi hukuk bakımından değil de usul hukuku bakımından verdiği kararlardır. Bu nedenle, mahkemece verilen görevsizlik, yetkisizlik, davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararlar usule ilişkin nihai kararlar olduğu gibi, dava şartı yokluğu nedeni ile verilen usulden ret kararları da, usule ilişkin nihai kararlardır. 7. Esasa ilişkin kararlar ise hâkimin uyuşmazlığın esasını inceleyerek verdiği kararlardır (HMK md. 294/1). Yani davada ileri sürülen taleplerin maddi hukuk açısından incelenerek esas bakımından kabul veya reddine ya da kısmen kabul ve kısmen reddine ilişkin kararlardır. Esasa ilişkin nihai karar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık (esastan) sona erer ve hüküm kesinleşince (kesin hüküm ortaya çıkınca), artık o uyuşmazlık (dava konusu) hakkında, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz; açılırsa, kesin hükümden dolayı reddedilir (HMK md. 303) (Baki Kuru: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, C: 3, s. 3005). 8. Somut olayda, davanın kabulüne ilişkin olarak verilen ilk kararın, Özel Dairece, davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulduğu açıktır. Mahkemece, birinci bozma kararına uyularak davanın reddine dair verilen karar ise Özel Dairece bu kez davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken maddi hataya dayalı Daire bozma kararına göre davanın reddedilmiş olmasının doğru görülmediği gerekçesiyle bozulmuştur. 9. Tüm bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, Özel Dairenin ikinci bozma kararı önceki bozma kararını ortadan kaldıracak niteliktedir. Böyle olunca, mahkemece verilen son kararın temyiz inceleme görevinin Özel Daireye değil, Hukuk Genel Kuruluna ait olduğuna 20.05.2026 tarihinde yapılan birinci görüşmede oy birliğiyle karar verilmiş ve işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
F. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 1021, 1022, 1023, 10 24... . maddeleri 2. Değerlendirme 1. Dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. TMK'nın 1021. maddesine göre kurulması kanunen tescile tâbi aynî haklar, tescil edilmedikçe varlık kazanamaz. Kanun’un 1022/1. maddesine göre de aynî haklar, kütüğe tescil ile doğar; sıralarını ve tarihlerini tescile göre alır. Bu hükümlerden anlaşılacağı üzere aynî hakların doğumu, devri, muhtevalarının değiştirilmesi ve ortadan kalkması kural olarak tapu siciline tescil şartına bağlanmış olup, tescil kurucu bir nitelik taşımaktadır. 3. Aynî haklar tescil ile doğmakla birlikte tapu kayıtlarının oluşumunda “illilik”, diğer bir anlatımla “sebebe bağlılık” prensibi esas alındığından, tescilin kendisinden beklenen hukuki sonucu doğurabilmesi için geçerli ve haklı bir sebebe dayanması gerekmektedir. Bu bakımdan tescil, hukuki sebebe bağlı bir tasarruf işlemidir. Tescilin geçerli bir hukuki sebebe dayanmaması, aynî hakkın doğumunda ve kazanılmasında kurucu unsur niteliğinde olan tescil işlemini temelde sakat hâle getirir. 4. Bu husus TMK’nın 1024. maddesinin 2. fıkrasında “Bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur” şeklinde açıklanmıştır. Yasa maddesindeki bu tanımdan anlaşılacağı gibi gerçek hak durumuna uymayan tescil, yolsuz tescildir. Bu yolsuz tescil durumu, tescilin kurucu unsurlarından biri veya bir kaçının eksik olması nedeniyle başlangıçtan itibaren söz konusu olabileceği gibi sakat bir terkin veya tadil yüzünden sonradan da oluşabilir. Tescilin dayanağını oluşturan hukuki sebep ise genellikle bir aynî hakkın tescili ya da kaldırılması için ilgilisine hak ve mükellefiyet tanıyan satım, bağış, trampa, miras taksim sözleşmesi, ölünceye kadar bakma akdi gibi hukuki bir işlem olabileceği gibi miras, mahkeme kararı veya kamulaştırma gibi bir sebep de olabilir. Belirtilmelidir ki yolsuz tescil bir üst kavramdır. Yolsuzluk, tescil talebinde bulunan kişinin fiil ehliyetine veya tasarruf yetkisine sahip bulunmaması, tescile dayanak teşkil eden işlemin (satış, bağış vb.) şekil, irade sakatlığı, sahte vekâletnameyle veya vekâletnamede belirtilen yetkilerin aşılması suretiyle gerçekleştirilmesi, aynı taşınmaza ait birden çok tapu kaydı bulunması (çifte tapu kaydı) ya da tapu ve kadastro memurlarının kasıtlı davranışları veya hataya düşmeleri gibi çeşitli sebeplerden kaynaklanabilir. Tescilin yolsuz olması hâlinde, tescil işlemi gerçek hak sahipliğini ve hakkın kapsamını göstermez. Bu tür bir tescil yolsuzluğu nedeniyle hiçbir hüküm ve sonuç doğurmaz, diğer bir anlatımla geçerli bir sebebe dayanmayan tescil veya terkin işlemi taşınmaz üzerindeki aynî hakkın durumunu etkilemez ve böyle bir durumda gerçek hak sahipliğinde herhangi bir değişiklik meydana gelmez. Ancak, tapu sicilindeki bir kaydın gerçek hak durumunu yansıtmayıp, sadece şekli bir değer taşıması hâlinde, tapu sicilinin kendisinden beklenen fonksiyonu yerine getirmesi imkânı ortadan kalkar. 5. Bu nedenle aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş veya bir tescil yolsuz olarak terkin olunmuş ya da değiştirilmiş ise bu yüzden aynî hakkı zedelenen kimse, TMK’nın 1025. maddesine göre tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebilir. Uygulamada ise bu davaya, eldeki davada olduğu gibi tapu iptali ve tescil davası denilmektedir. 6. Bu açıklamalar ışığında öncelikle davalı ... adına oluşan tescilin yolsuz olup olmadığı hususu üzerinde durulmalıdır. 7. ... Meclisinin 06.07.2009 tarih ve 53 numaralı kararı ile dava konusu 1 90... parsel sayılı taşınmazın geldisi olan 1 90... parsel sayılı taşınmazın (5.793, 85... 'lik arsa) da içerisinde yer aldığı çok sayıda taşınmazın satışı hususunda Belediye Encümenine yetki verildiği, verilen yetkiye dayalı olarak ... Encümeninin 13.11.2009 tarihinde yaptığı ihale ile 1 90... parsel sayılı taşınmazın davalı ...'na ihale edilmesine karar verildiği, taşınmazın 07.01.2010 tarihinde davalı ... adına tapuda tescil edildiği, 1 90... parsel sayılı taşınmazın 15.01.2010 tarihli encümen kararıyla on iki parçaya ifraz edilmesine karar verilmesi neticesinde eldeki davaya konu 1 90... parsel sayılı taşınmazın 420, 50... 'lik arsa niteliğiyle davalı ... adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
8. İstanbul 5. İdare Mahkemesinin 31.05.2010 tarih ve 2009/14 10... /942 Karar sayılı kararıyla, ... Meclisinin 06.07.2009 tarih ve 53 numaralı kararının iptaline karar verildiği, kararın Danıştay incelemesinden geçerek 16.06.2016 tarihinde kesinleştiği kayda dayalı saptanmıştır. 9. Tapu kayıtlarının oluşumunda “illilik'' prensibi geçerli olduğundan ve davalı ... adına yapılan tescilin hukuki sebebini oluşturan 06.07.2009 tarih ve 53 numaralı belediye meclis kararı kesinleşen idare mahkemesi kararıyla iptal edildiğinden davalı ... adına oluşan tescilin TMK'nın 1024. maddesi uyarınca yolsuz tescil olduğu ortadadır. Kaldı ki, İlk Derece Mahkemesi, Bölge Adliye Mahkemesi ve Özel Daire arasında bu konuda bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır. 10. Asıl çözümlenmesi gereken mesele; dava konusu taşınmazı satış suretiyle temlik alan ikinci el konumundaki davalılar ..., ... ve ...'ın TMK'nın 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanı
İlgili İçerikler
Emsal Kararlar
- YargıtayE. 2026/2962, K. 2026/3651Yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil istemi – Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2026/2962 E., 2026/3651 K.
- YargıtayE. 2026/952, K. 2026/5989Yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali-tescil istemi (ortaklığın giderilmesi) – Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2026/952 E., 2026/5989 K.
- YargıtayE. 2024/4961, K. 2026/2388Ketmi verese (yolsuz tescil) hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istemi – Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2024/4961 E., 2026/2388 K.
- YargıtayE. 2024/2600, K. 2025/2631Muris muvazaasında mirasbırakanın gerçek iradesinin tespiti: salt bedel farkı muvazaayı ispata yetmez, ispat yükü davacıdadır
Örnek Dilekçeler
- Asliye Hukuk MahkemesiTapu İptal ve Tescil Dava Dilekçesi
- Asliye Hukuk MahkemesiÖnalım (Şufa) Hakkına Dayalı Tapu İptal ve Tescil Dava Dilekçesi
- Asliye Hukuk MahkemesiMuhdesatın Aidiyetinin Tespiti Dava Dilekçesi
- Asliye Hukuk MahkemesiTaşınmaz Satış Vaadine Dayalı Tapu Tescil Dava Dilekçesi
Emsal kararlar kamuya açık kaynaklardan alınmıştır. Kararların güncelliği ve somut olaya uygulanabilirliği bir hukukçu tarafından değerlendirilmelidir.