Çalıştığınız dönemde işvereniniz sizi Sosyal Güvenlik Kurumu'na hiç bildirmediyse, eksik gün bildirdiyse veya ücretinizi gerçeğin altında gösterdiyse, bu durum emeklilik hakkınızdan sağlık güvencenize kadar pek çok hakkı doğrudan etkiler. Hizmet tespiti davası, kayıt dışı geçen çalışmanın mahkeme kararıyla tespit edilerek sigortalılık kayıtlarına işlenmesini sağlar. Bu yazıda davanın kimler tarafından ve ne zamana kadar açılabileceğini, taraflarını ve sigortasız çalışmanın nasıl ispatlandığını açıklıyoruz.
Hizmet tespiti davası nedir, kimler açabilir?
Çalışmaları Kuruma bildirilmeyen veya eksik bildirilen sigortalı, hizmetlerinin tespiti için mahkemeye başvurabilir (5510 sayılı Kanun m. 86/9). 1 Ekim 2008 öncesindeki çalışmalar bakımından ise aynı nitelikteki eski düzenleme uygulanır (506 sayılı Kanun m. 79/10). Dava yalnızca hiç bildirilmeyen çalışmalar için değil, eksik bildirilen gün sayısı veya gerçeğin altında gösterilen ücret için de açılabilir. Ücretin tespiti istendiğinde mahkeme sigortalının mesleğini, kıdemini ve işyerinin niteliğini gözeterek gerçek ücreti araştırır; bu amaçla ilgili meslek kuruluşlarından emsal ücret bilgisi istenebilir.
Davayı kural olarak sigortalının kendisi açar; sigortalının ölümü hâlinde hak sahipleri de bu yola başvurabilir. Dava açmadan önce Kuruma şikâyette bulunmak da mümkündür. Kurum denetimi sonucunda çalışma tespit edilirse, bu tespit sigortalılık kayıtlarına yansıtılır ve ayrıca dava açılmasına gerek kalmayabilir.
Beş yıllık hak düşürücü süre
Dava, hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde açılmalıdır (5510 sayılı Kanun m. 86/9). Bu süre hak düşürücüdür; mahkemece kendiliğinden gözetilir ve kesilmez. Sürenin hesabında şu noktalara dikkat etmek gerekir:
- Süre kural olarak hizmetin geçtiği yılın sonundan başlar. Örneğin yalnızca bir yıl içinde geçen ve hiç bildirilmeyen bir çalışma için süre, o yılın sonundan itibaren işler.
- İşverenin Kuruma verdiği belgelerle çalışmanın bir kısmı bildirilmişse veya çalışma Kurumca tespit edilmişse, ilgili dönem bakımından hak düşürücü süre işlemeyebilir.
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi bir kararında, işe giriş bildirgesinden önceki dönemde kesintisiz sürdürülen çalışma için beş yıllık sürenin, kesintisiz çalışmanın sona erdiği yılın sonundan itibaren işleyeceğini kabul etmiştir.
Bu nedenle uzun yıllar aynı işyerinde çalışıp ancak bir süre sonra sigortalı gösterilen kişiler, sürenin dolduğunu düşünerek dava açmaktan vazgeçmeden önce durumlarını dikkatle değerlendirmelidir.
Taraflar, görevli mahkeme ve arabuluculuk
Dava, sigortalıyı çalıştıran işverene karşı açılır; SGK da davaya dahil edilir ve uygulamada davalı işveren yanında yer alır. İşyeri devredilmiş veya işveren şirket değişmişse, çalışmanın geçtiği dönemdeki işverenlerin doğru belirlenmesi gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bir kararında, hizmet tespiti davalarında hâkimin delilleri kendiliğinden araştırması gerektiğini ve tespiti istenen dönem içinde sigortalıyı Kuruma bildirmiş olan diğer işverenlerin de davaya dahil edilmesini vurgulamıştır.
Dava dilekçesinde çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, işyerinin adı ve adresi, yapılan iş, ücret ve tanıkların kimlikleri açıkça gösterilmelidir; talebin dönem ve gün bakımından belirli olması yargılamayı kolaylaştırır.
Hizmet tespiti davası iş mahkemesinde, iş mahkemesi bulunmayan yerlerde iş mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülür. İşçilik alacakları ve işe iade davalarından farklı olarak bu dava için önce arabulucuya başvurulması gerekmez; zorunlu arabuluculuk işçi ve işveren alacakları, tazminatlar ve işe iade talepleri için öngörülmüştür (7036 sayılı Kanun m. 3).
Bu davayı işten ayrılış nedeninin düzeltilmesi davasıyla karıştırmamak gerekir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işten çıkış kodunun düzeltilmesi davasında muhatabın işveren olduğunu ve SGK'ya husumet yöneltilemeyeceğini kabul etmiştir; hizmet tespiti davasında ise Kurumun davada yer alması gerekir.
Sigortasız çalışmanın ispatı
Hizmet tespiti davaları kamu düzenine ilişkin olduğundan hâkim delilleri kendiliğinden araştırır; işverenin çalışmayı kabul etmesi de tek başına yeterli sayılmaz ve diğer delillerle birlikte değerlendirilir. Davanın sonucu büyük ölçüde sunulan delillerin niteliğine bağlıdır. Dava öncesinde e-Devlet üzerinden alınan hizmet dökümü ve işe giriş kayıtları incelenerek bildirilmeyen dönemler netleştirilmelidir. Başlıca deliller şunlardır:
- İşyeri kayıtları, puantaj ve giriş-çıkış kayıtları
- Ücretin ödendiğini gösteren banka hareketleri
- İş yazışmaları, e-postalar, mesajlar, iş kıyafeti veya personel kimlik kartı gibi belgeler
- Aynı dönemde işyerinde çalışan ve Kurum kayıtlarında görünen kişilerin, yani bordro tanıklarının beyanları
- Komşu işyerlerinin sahipleri veya çalışanlarının beyanları
- İşyerinin faaliyetini gösteren vergi, belediye ve ticaret sicili kayıtları
Çalışmanın niteliği de ispat konusudur. Hizmet tespiti için kişinin işverene bağlı olarak, onun talimatları altında ve ücret karşılığında çalıştığının ortaya konması gerekir. Ortaklık ilişkisi, aile içi yardımlaşma veya bağımsız olarak yürütülen bir iş söz konusuysa talep reddedilebilir; işverenin yakınlarının açtığı davalarda mahkeme bu unsurları daha dikkatli inceler.
Mahkeme tanık beyanlarını resmi kayıtlarla karşılaştırır ve tanığın aynı dönemde işyerinde bulunup bulunmadığını Kurum kayıtlarından denetler. İşyeri Kurum kayıtlarında tescilli değilse, işyerinin varlığı ve faaliyet süresi ayrıca araştırılır. Davacının aynı dönemde başka bir işyerinden sigortalı görünmesi veya tanık beyanlarının birbiriyle çelişmesi talebin kabulünü güçleştirir.
Kararın sonuçları
Tespit kararı kesinleştiğinde Kuruma gönderilir; tespit edilen çalışmalar sigortalının hizmet kayıtlarına eklenir ve ilgili primler, gecikme zammıyla birlikte işverenden tahsil edilir. Bu süreler emeklilik için gereken prim günü ve sigortalılık süresi hesabında dikkate alınır; daha önceki bir döneme ait çalışmanın tespiti, sigortalılık başlangıç tarihini de öne çekebilir. Sigortalıyı bildirmeyen işverene ayrıca idari para cezası uygulanabilir (5510 sayılı Kanun m. 102).
Hizmet tespiti kararı kıdem tazminatı veya fazla çalışma ücreti gibi işçilik alacaklarını kendiliğinden doğurmaz. Bu alacaklar için önce arabulucuya başvurularak ayrıca dava açılması gerekir; işçilik alacaklarının kendi zamanaşımı süreleri de ayrıca gözetilmelidir.
Sık yapılan hatalar
- Beş yıllık hak düşürücü süreyi izlememek ve dava açmayı ertelemek.
- Davayı yalnızca işverene karşı açıp SGK'nın davada yer almasını sağlamamak.
- Aynı dönemde işyerinde çalışmamış veya kayıtlarda görünmeyen tanıklara dayanmak.
- Ücret ödemelerini gösteren banka kayıtlarını ve yazışmaları saklamamak.
- Hizmet tespiti kararının işçilik alacaklarını da kapsadığını düşünmek.
- İşyerinin ve işverenin dönem içindeki değişikliklerini araştırmadan dava açmak.
Sonuç
Hizmet tespiti davası, sigortasız veya eksik bildirilen çalışmaların kayıt altına alınmasını sağlayan ve emeklilik haklarını doğrudan etkileyen bir davadır. Beş yıllık hak düşürücü sürenin doğru hesaplanması, işverenin ve SGK'nın davada yer alması ve çalışmanın resmi kayıtlarla desteklenen somut delillerle ispatlanması davanın sonucunu belirler. Çalışma süresince ücret ödemelerini ve iş ilişkisini gösteren belgeleri saklamanız, ileride doğabilecek ispat güçlüğünü azaltır.
Sık Sorulan Sorular
Hizmet tespiti davası için bir süre var mı?
Evet. Çalışmaları Kuruma bildirilmeyen sigortalı, hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde dava açmalıdır. Çalışmanın bir kısmı işverenin Kuruma verdiği belgelerle bildirilmişse veya çalışma Kurumca tespit edilmişse süre işlemeyebilir; kesintisiz çalışmalarda Yargıtay sürenin başlangıcını çalışmanın sona erdiği yıla göre belirleyebilmektedir.
Hizmet tespiti davası öncesinde arabulucuya başvurmak gerekir mi?
Hayır. Zorunlu arabuluculuk işçi ve işveren alacakları, tazminatlar ve işe iade talepleri için öngörülmüştür. Hizmet tespiti davası bu kapsamda olmadığından doğrudan iş mahkemesinde açılabilir.
Sigortasız çalışma yalnızca tanıkla ispatlanabilir mi?
Tanık beyanları önemli bir delildir; ancak mahkeme özellikle aynı dönemde işyerinde çalışıp Kurum kayıtlarında görünen kişileri ve komşu işyeri çalışanlarını dinler ve beyanları resmi kayıtlarla karşılaştırır. Somut ve tutarlı olmayan, kayıtlarla desteklenmeyen beyanlar yeterli görülmeyebilir.
Dava kazanılırsa ne olur?
Kesinleşen karar SGK'ya gönderilir; tespit edilen süreler sigortalılık kayıtlarınıza eklenir ve primler işverenden tahsil edilir. Bu süreler emeklilik için gereken prim günü ve sigortalılık süresi hesabında dikkate alınır.
Bu sitedeki içerikler genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz ve avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz.
İlgili İçerikler
Emsal Kararlar
- YargıtayE. 2023/11694, K. 2023/13557Hizmet tespitinde beş yıllık hak düşürücü süre: bildirge öncesi dönem, kesintisiz çalışmanın sona erdiği yılın sonundan işler
- YargıtayE. 2024/388, K. 2025/522Hizmet tespiti davasında kendiliğinden araştırma ilkesi ve dönem içinde bildirim yapan diğer işverenlere husumet yöneltilmesi
- YargıtayE. 2024/270, K. 2024/3397İşten çıkış kodunun düzeltilmesi davasında muhatap işverendir; SGK'ya husumet yöneltilemez
- Bölge Adliye MahkemesiE. 2023/1166, K. 2023/3505Alacak istemi (kıdem tazminatı) – İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesi, 2023/1166 E., 2023/3505 K.
Örnek Dilekçeler
- İş MahkemesiHizmet Tespiti Dava Dilekçesi
- SGK İl MüdürlüğüSGK İşten Çıkış Kodunun Düzeltilmesi Başvurusu
- İş MahkemesiHafta Tatili ve Genel Tatil Ücreti Alacağı Dava Dilekçesi (İş Kanunu m. 46, 47)
- İş MahkemesiGeçici İş Göremezlik Ödeneği (Rapor Parası) Talebinin Reddine Karşı Dava Dilekçesi (5510 sayılı Kanun m. 18)