"Zamanaşımı" icra hukukunda üç farklı anlamda karşımıza çıkar: alacağın zamanaşımına uğraması, takibin kesinleşmesinden sonra ileri sürülen zamanaşımı itirazı ve takip işlemlerine özgü düşme süreleri. Bunlar sıkça birbirine karıştırılır; oysa her birinin süresi, sonucu ve ileri sürülme yolu farklıdır. Bu yazıda alacak ve takip bakımından zamanaşımının nasıl işlediğini, kesildiğini ve nasıl savunulduğunu anlatıyoruz.
Alacağın zamanaşımı süreleri
Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m. 146). Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi dönemsel edimler, otel ve lokanta bedelleri, küçük sanat işleri ve eser sözleşmesinden doğan alacaklar ise beş yılda zamanaşımına uğrar (TBK m. 147). Bono ve poliçede kabul edene karşı istemler vadeden itibaren üç yılda; çekte başvurma hakları ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yılda zamanaşımına uğrar (TTK m. 749, 778 ve 814). Bu süreler sözleşmeyle değiştirilemez (TBK m. 148). Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar (TBK m. 149).
Zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden gözetmez (TBK m. 161); borçlu da zamanaşımından önceden feragat edemez (TBK m. 160). Bu nedenle borçlunun savunmasını açıkça yapması gerekir.
Zamanaşımı nasıl kesilir veya durur?
Borçlunun borcu ikrar etmesi, faiz ödemesi, kısmen ifada bulunması ya da rehin veya kefil göstermesi zamanaşımını keser; alacaklının dava açması, icra takibinde bulunması veya iflas masasına başvurması da keser (TBK m. 154). Kesilme ile yeni bir süre işlemeye başlar; borç senetle ikrar edilmişse veya mahkeme kararına bağlanmışsa yeni süre her zaman on yıldır (TBK m. 156). İcra takibiyle kesilmiş zamanaşımı, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlar (TBK m. 157). Müteselsil borçlulardan birine karşı kesilen zamanaşımı diğerlerine karşı da kesilmiş olur; asıl borçluya karşı kesilmesi kefile de sirayet eder (TBK m. 155).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2026 tarihli bir kararında, bonoya dayalı kambiyo takibinde şu ilkeler vurgulanmıştır: kambiyo senetlerinde zamanaşımını kesen sebepler dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbarı ve alacağın iflas masasına bildirilmesidir; istihkak, kıymet takdirine itiraz, senet iptali ve tasarrufun iptali gibi davalar zamanaşımını kesmez. Alacaklının takibin devamını sağlamaya yönelik icra işlemleri, örneğin haciz talebi, yapıldığı anda zamanaşımını keser. Buna karşılık dosyanın yenilenmesi talebi takibin ilerlemesini sağlamadığından zamanaşımını kesmez. Konkordato mühleti süresince ise takip işlemiyle kesilebilen zamanaşımı ve hak düşürücü süreler işlemez (İİK m. 294).
Dava yoluyla kesilme bakımından 31 Temmuz 2026'da yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun da önemlidir. Kanunla, yeni açılacak davalar bakımından belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK m. 107 yürürlükten kaldırılmış; alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği hâllerde talebin tahkikatın sona ermesine kadar bir defaya mahsus artırılabilmesine imkân tanıyan HMK m. 109/4 eklenmiştir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Alacağının bir kısmını dava eden alacaklı için bu düzenleme zamanaşımı riskini azaltır.
Basit bir örnekle: vadesi 1 Mart 2021 olan bono için üç yıllık zamanaşımı 1 Mart 2024'te dolacaktır. Alacaklı bu tarihten önce takip yaparsa zamanaşımı kesilir ve üç yıllık yeni süre işlemeye başlar. Alacaklı bundan sonra dosyada üç yıl boyunca takibi sürdürmeye yönelik hiçbir işlem yapmazsa borçlu zamanaşımı itirazında bulunabilir.
Zamanaşımı itirazı nasıl yapılır?
İlamsız takipte borçlu, ödeme emrine yedi gün içinde itiraz ederken zamanaşımını da ileri sürebilir (İİK m. 62). Kambiyo senetlerine özgü takipte borçlu, alacağın zamanaşımına uğradığı itirazını ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün içinde icra mahkemesine bildirir (İİK m. 168/5). Senet metninden anlaşılan zamanaşımında alacaklı, zamanaşımının kesildiğini veya tatile uğradığını resmî veya imzası ikrar edilmiş belgeyle ispat etmedikçe itiraz kabul edilir (İİK m. 169/a).
Takibin kesinleşmesinden sonra borçlu hâlâ zamanaşımını ileri sürebilir: bu durumda İİK m. 33/a kıyasen uygulanır ve icra mahkemesi, iddiayı resmî vesikalara dayanarak inceleyip icranın geri bırakılmasına veya devamına karar verir (İİK m. 71/2). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu başvurunun süreye tabi olmadığını belirtmiştir. İlamlı takipte ise icra emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine başvurulur; emrin tebliğinden sonra gerçekleşen zamanaşımı iddiaları her zaman ileri sürülebilir (İİK m. 33). İcranın geri bırakılması kararı kesinleşince alacaklı, tebliğden itibaren yedi gün içinde genel mahkemede zamanaşımının gerçekleşmediğini ispat için dava açabilir; açmazsa ilamın zamanaşımına uğradığı hususu kesin hüküm teşkil eder (İİK m. 33/a).
İcra takibine özgü süreler
Zamanaşımı dışında, takibin düşmesine veya haczin kalkmasına yol açan süreler de vardır:
- Haciz isteme süresi (ilamsız takip): Haciz isteme hakkı, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren bir sene geçmekle düşer; itiraz veya dava süreleri ile icra dairesindeki taksit sözleşmeleri süresi hesaba katılmaz. Süre kaçırılırsa dosya muameleden kaldırılır (İİK m. 78).
- Satış isteme süresi: Alacaklı veya borçlu hacizden itibaren bir yıl içinde satış isteyebilir; süre içinde satış istenmezse haciz kalkar (İİK m. 106 ve 110). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, elektronik satış uygulamasına geçilmeden önce konulan taşınır hacizlerinde eski altı aylık sürenin geçerli olduğunu; haczedilmezlik şikâyetinin tedbir kararı verilmedikçe bu süreyi kendiliğinden durdurmadığını belirtmiştir.
- Rehinli alacaklarda: Taşınmaz rehnin satışı, icra veya ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde istenmelidir (İİK m. 150/e).
- Taksit sözleşmeleri: İcra dairesinde yapılan taksit sözleşmeleri süresince satış isteme süreleri işlemez; sözleşmelerin toplam süresi on yılı aşarsa süreler kaldığı yerden işlemeye başlar (İİK m. 111).
- İlama dayanan takip: Son muamele üzerinden on yıl (İİK m. 39).
- Aciz vesikası: Düzenlendiği tarihten itibaren yirmi yıl (İİK m. 143). Haciz sırasında borçlunun haczi kabil hiçbir malı bulunmazsa haciz tutanağı aciz vesikası hükmündedir (İİK m. 105); Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu sonucun doğması için borçlunun malvarlığının yalnızca haciz yapılan adreste değil, başka yerlerde de bulunmamasını, araştırmanın şekli olmamasını arar.
Sık yapılan hatalar
- Alacaklı olarak dosya yenileme talebiyle zamanaşımının kesildiğini sanmak.
- Takip başlatıldıktan sonra uzun süre hiçbir işlem yapmamak.
- Borçlu olarak zamanaşımını ödeme emrine itirazda veya icranın geri bırakılması başvurusunda ileri sürmemek.
- Kira ve faiz alacaklarının beş yıllık zamanaşımına tabi olduğunu bilmemek.
- Haczedilmezlik şikâyetinin satış isteme süresini durduracağını varsaymak.
- İlamlı takipte yedi günlük süreyi kaçırıp sonradan gerçekleşen zamanaşımı ile karıştırmak.
- Aciz vesikası niteliğindeki tutanağın şartlarını incelemeden yirmi yıllık süreye güvenmek.
Sonuç
İcra takibinde zamanaşımı, alacağın niteliğine göre üç, beş veya on yıldır; takip başlatmak ve takibi sürdüren her işlem zamanaşımını keser, ancak yeni süre hemen işlemeye başlar. Borçlu zamanaşımını itiraz veya icranın geri bırakılması yoluyla ileri sürmek zorundadır; hâkim kendiliğinden gözetmez. Haciz ve satış isteme süreleri ise ayrı bir düşme sistemi oluşturur ve kaçırıldığında haciz veya takip kendiliğinden düşer. Bu nedenle hem alacaklının hem borçlunun dosya hareketlerini ve sürelerini düzenli takip etmesi gerekir.
Sık Sorulan Sorular
İcra takibi başlatmak zamanaşımını keser mi?
Evet. Alacaklının icra takibinde bulunması zamanaşımını keser (TBK m. 154). Zamanaşımı icra takibiyle kesilmişse, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlar (TBK m. 157). Kambiyo senetlerinde de takip talebinde bulunulması zamanaşımını keser (TTK m. 750).
Zamanaşımına uğramış alacak için takip yapılabilir mi, hâkim zamanaşımını kendiliğinden gözetir mi?
Zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz (TBK m. 161). Borçlu zamanaşımı savunmasını ödeme emrine itirazında veya takip kesinleştiyse icranın geri bırakılması başvurusuyla ileri sürmelidir. Zamanaşımından önceden feragat edilemez (TBK m. 160).
Takip kesinleştikten sonra da zamanaşımı itirazında bulunulabilir mi?
Evet. Borçlu, takibin kesinleşmesinden sonra borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürerse İİK m. 33/a kıyasen uygulanır; icra mahkemesi iddiayı resmî vesikalara dayanarak inceler ve icranın geri bırakılmasına veya devamına karar verir (İİK m. 71/2).
İlamlı takibin zamanaşımı süresi nedir?
İlama müstenit takip, son muamele üzerinden on sene geçmekle zamanaşımına uğrar (İİK m. 39). Mahkeme kararı veya senetle ikrar nedeniyle zamanaşımı kesilirse yeni süre de on yıldır (TBK m. 156).
Aciz vesikası ne kadar süreyle geçerlidir?
Aciz vesikasında yazılı borç, vesikanın düzenlenmesinden itibaren yirmi yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Borçlunun mirasçıları, mirasın açılmasından itibaren bir sene içinde alacaklı hakkını aramamışsa zamanaşımını ileri sürebilir (İİK m. 143).
Bu sitedeki içerikler genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz ve avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz.
İlgili İçerikler
Emsal Kararlar
- YargıtayE. 2025/349, K. 2026/253Kambiyo takibinde haciz tutanağının kesin aciz belgesi sayılıp zamanaşımının yirmi yıl olup olmadığı ve icranın geri bırakılması – Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2025/349 E., 2026/253 K.
- YargıtayE. 2025/499, K. 2026/120Meskeniyet şikâyeti tedbir kararı yoksa satış isteme süresini durdurmaz; süresinde satış istenmeyen haciz düşer ve her yeni haciz yeni şikâyet hakkı doğurur
- YargıtayE. 2025/707, K. 2026/280Haczedilmezlik şikâyetinde önce haczin düşüp düşmediği incelenir; elektronik satışa geçilmeden önce konulan taşınır haczinde altı aylık satış isteme süresi uygulanır
- YargıtayE. 2025/2986, K. 2025/4591Temerrüt nedeniyle tahliye – Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2025/2986 E., 2025/4591 K.