Kararın özeti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bu kararda kanun yolu incelemesi sonucunda “onama” yönünde hüküm kurmuştur. Kararın konusu: Marka hakkına tecavüzün önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemi (haksız rekabet). Kararın önemli bölümü aşağıda birebir aktarılmıştır.
Otomatik özet. Bu özet karar metninden otomatik olarak çıkarılmıştır ve editoryal inceleme beklemektedir; bağlayıcı olan kararın tam metnidir.
Kararın önemli bölümü
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." ibareli tescilli markanın sahibi olup bu marka ile ...'da yıllardır kuaförlük yaptığını, müvekkilinin yoğun ticari faaliyeti ve tanıtım çalışmaları neticesinde markanın tanınmış hale geldiğini, davalıların haksız ve izinsiz şekilde "..." ismi ile aynı şehirde kuaför işlettiklerini, davalılara ait işyerinde müvekkiline ait kuaför dükkanlarının logosunun ve genel tasarım konseptinin birebir kopyalandığını, davalıların zikredilen eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile bu tecavüzün menini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini ve kararın ilanını talep etmiştir.
Tam karar metni
Tam metni gösterTam metni gizle5 bin karakter
11. Hukuk Dairesi 2025/5056 E. , 2026/2102 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/215 Esas, 2025/45 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/310 E., 2021/483 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." ibareli tescilli markanın sahibi olup bu marka ile ...'da yıllardır kuaförlük yaptığını, müvekkilinin yoğun ticari faaliyeti ve tanıtım çalışmaları neticesinde markanın tanınmış hale geldiğini, davalıların haksız ve izinsiz şekilde "..." ismi ile aynı şehirde kuaför işlettiklerini, davalılara ait işyerinde müvekkiline ait kuaför dükkanlarının logosunun ve genel tasarım konseptinin birebir kopyalandığını, davalıların zikredilen eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile bu tecavüzün menini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini ve kararın ilanını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinden ... yönünden davanın husumetten reddi gerektiğini, davalı ... açısından; davacının babası ... ile 2013-2016 yılları arasında işletme adının kullanılması ile ilgili sözleşme yaptıklarını, davacının bayisi olduklarını, buna ilişkin de ödemelerini yaptıklarını, davacının şirket ortağı olup bu durumdan haberdar olduğunu, bu sözleşmenin sona ermesinden sonra davacı taraf ile 2016-2017 yılları için yeniden sözleşme yaptıklarını, davacının sözleşmeyi imzaladığını, sözleşme bitimine müteakip davacı tarafından kendilerine ihtar gönderildiğini ve sözleşmenin yenilenmemesi halinde bayiliğin sona ereceğini ve kuaförün boşaltılmasının talep edildiğini, ihtarın tebliği ile kuaförün boşaltılarak vergi kaydının sonlandırıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının "..." ismini ve markasını kuaförlük alanında 03.02.2014 tarihinde tescil ettirdiği, ancak davalıların davacıya ait olan markayı ve logosunu birebir kullanılarak aynı sektörde iş yaptıkları, davalının 15.05.2013 tarihinde dükkan kiraladığı ve 15.05.2013 tarihinde "..." tabelası altında işyeri açtığı, "..." tabelası altında işyeri çalıştırması için, ... Ltd. Şti. ile sözleşme imzaladığı ve bu sözleşmede Mayıs 2013-Mayıs 2016 döneminde tabela kullanım hakkının davalıya verildiği, tabela kullanım bedeli olarak ... hamiline senetler verdiği, buna göre bu döneme ait tabela kullanım ücretinin tahsil edildiği, davacının 11.05.2010-12.09.2013 döneminde şirket ortağı olduğu, davacının "..." markasını 20/01/2015 tarihinde tescil ettirdiği ve 03.02.2014 tarihinden itibaren 10 yıllık kullanım hakkını elde ettiği, davacı ile davalı arasında 08.06.2016 tarihinde düzenlenen sözleşme ile 15.06.2016-15.06.2017 dönemine ait bir yıllık sözleşme düzenlendiği, bu sürede tabela kullanım hakkının davalıya verildiği ve kullanım bedeli olarak bankadan 12.000,00 TL ödendiği, davacı tarafından çekilen ihtarnamede de bu hususların teyit edildiği, davalı ...'nın herhangi bir vergi mükellefiyeti olmadığı bu nedenle davacının markasını ve tabelasını kullanmadığı, davalı ...'nın ise tabelayı ve markayı davacının ortak olduğu şirket ve davacının izni ve bilgisi dahilinde 15.06.2017 tarihine kadar kullandığı ve işyerini terkettiği gerekçesiyle davanın davalı ... yönünden pasif husumetten davalı ... yönünden ise esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hakkına tecavüzün önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 16.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
İlgili İçerikler
Emsal Kararlar
- YargıtayE. 2026/920, K. 2026/2179Markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i ile manevi tazminat istemi – Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2026/920 E., 2026/2179 K.
- YargıtayE. 2025/6452, K. 2026/4109Marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti – Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2025/6452 E., 2026/4109 K.
- Bölge Adliye MahkemesiE. 2023/1429, K. 2025/1747Markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat – İstanbul BAM 44. Hukuk Dairesi, 2023/1429 E., 2025/1747 K.
- YargıtayE. 2026/1647, K. 2026/3074Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan fiillerin men ve ref'i ile maddi ve manevi tazminat istemleri – Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2026/1647 E., 2026/3074 K.
Örnek Dilekçeler
- Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiMarka Hakkına Tecavüzün Tespiti ve Önlenmesi Dava Dilekçesi
- Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiMarka Hükümsüzlüğü Dava Dilekçesi
- Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiTasarım Hakkına Tecavüz Dava Dilekçesi
- Asliye Ticaret MahkemesiHaksız Rekabetin Önlenmesi ve Tazminat Dava Dilekçesi
Emsal kararlar kamuya açık kaynaklardan alınmıştır. Kararların güncelliği ve somut olaya uygulanabilirliği bir hukukçu tarafından değerlendirilmelidir.