Kararın özeti
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bu kararda kanun yolu incelemesi sonucunda “onama” yönünde hüküm kurmuştur. Kararın konusu: Sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemi (muhdesatın aidiyeti). Kararın önemli bölümü aşağıda birebir aktarılmıştır.
Otomatik özet. Bu özet karar metninden otomatik olarak çıkarılmıştır ve editoryal inceleme beklemektedir; bağlayıcı olan kararın tam metnidir.
Kararın önemli bölümü
Davacı vekili; dava konusu taşınmazların eski parsel numaralarının 3926, 3927, 39 28... olup, müvekkili tarafından bir bütün olarak 2004 yılında satın alındığını ve taşınmazlara bir çok ağaç dikildiğini, imar ihya yapıldığını, sulama sistemi kurularak etrafının çitlerle çevrildiğini, ancak kadastro çalışmaları ve imar uygulaması sonucu taşınmazların yerinin ve numaralarının değiştiğini, bir kısım taşınmazlarının üzerindeki muhdesat ile birlikte davalı adına tescil edildiğini ileri sürerek; 69... , 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 parseller, 71... , 5 ve 6 parseller, 73... , 6, 7 ve 8 parseller, 68... parsel, 72... parsel, 75... parsel ve 78... parsel sayılı taşınmazlar üzerine iyiniyetli yapılan muhdesat ve ağaç bedelleri ile zorunlu ve faydalı masrafların karşılığı olarak şimdilik 10.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 11.06.2021 tarihli dilekçesiyle dava değerini 4.173.880,15 TL'ye yükseltmiştir.
Tam karar metni
Tam metni gösterTam metni gizle13 bin karakter
3. Hukuk Dairesi 2026/2366 E. , 2026/4215 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/842 E., 2026/84 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İskenderun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/1 E., 2025/55 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 30.06.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı asil ... ve vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat.....'ün sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra; işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; dava konusu taşınmazların eski parsel numaralarının 3926, 3927, 39 28... olup, müvekkili tarafından bir bütün olarak 2004 yılında satın alındığını ve taşınmazlara bir çok ağaç dikildiğini, imar ihya yapıldığını, sulama sistemi kurularak etrafının çitlerle çevrildiğini, ancak kadastro çalışmaları ve imar uygulaması sonucu taşınmazların yerinin ve numaralarının değiştiğini, bir kısım taşınmazlarının üzerindeki muhdesat ile birlikte davalı adına tescil edildiğini ileri sürerek; 69... , 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 parseller, 71... , 5 ve 6 parseller, 73... , 6, 7 ve 8 parseller, 68... parsel, 72... parsel, 75... parsel ve 78... parsel sayılı taşınmazlar üzerine iyiniyetli yapılan muhdesat ve ağaç bedelleri ile zorunlu ve faydalı masrafların karşılığı olarak şimdilik 10.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 11.06.2021 tarihli dilekçesiyle dava değerini 4.173.880,15 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu taşınmazların 2006 yılında Hazine adına tescil edilmesiyle davacının zararını bu tarihte öğrendiğinin kabulü gerektiğini, ayrıca davacının kendisine ait olmayan Hazine taşınmazı üzerine yaptığı yapı ve muhdesatlar bakımından iyiniyet iddiasında bulunamayacağını, 4706 sayılı Kanunun 5. maddesi uyarınca 2003 yılından sonra Hazine taşınmazları üzerinde yapılan tüm yapı ve tesislerin kendiliğinden Hazineye intikal ettiğini, bu nedenle muhdesatlar yönünden herhangi bir tazminat talebinin hukuken mümkün olmadığını, davacının ecrimisil ödemek suretiyle taşınmazı haksız kullandığını da kabul etmiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 39 26... parsel sayılı taşınmazların 05.12.1988 tarihinde kadastro tespitinde 1/11'er hisse nispetlerinde dava dışı şahıslar adına, 3927, 39 29... parsel sayılı taşınmazların ise 05.12.1988 tarihinde Maliye Hazinesi adına tam hisse ile tespitinin yapıldığı, taşınmazların 05.12.2006 tarihinde 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi kapsamında imar uygulamasına tabi tutularak işlem yapıldığı, bu imar uygulamasıyla 3927 parselden 68... parsel sayılı taşınmazın meydana geldiği ve Maliye Hazinesi adına kayıtlı olduğu, 3931 parselden 69... ,2,3,4,5,6,7,8 nolu parsel sayılı taşınmazların meydana geldiği ve Maliye Hazinesi adına kayıtlı olduğu, 3928 parselden 71... ,5,6 nolu parsel sayılı taşınmazların meydana geldiği ve Maliye Hazinesi adına kayıtlı olduğu, 39 31... parselden 72... parsel sayılı taşınmazın meydana geldiği ve Maliye Hazinesi adına kayıtlı olduğu, 3928 parselden 73... ,6,7,8 nolu parsel sayılı taşınmazların meydana geldiği ve Maliye Hazinesi adına kayıtlı olduğu, 3931 parselden 75... parsel sayılı taşınmazın meydana geldiği ve Maliye Hazinesi adına kayıtlı olduğu, 3931, 3932, ... nolu parselden 78... parsel sayılı taşınmazın meydana geldiği ve dava dışı kişilere ait olduğu, ada ve parsel numaralarının işbu imar ve devamında yapılan yenileme kadastrosu ile değiştiği 69 adanın 304, 71 adanın 307, 73 adanın 308, 68 adanın 305, 72 adanın 306, 78 adanın 312,75 adanın 311 ada numaralarını aldığı, davacının Belen Kaymakamlığı Milli Emlak Müdürlüğüne sunduğu 20.09.2019 havale tarihli dilekçesinde; 68... , 69... ve 8, 71... , 5 ve 6, 72... , 73... , 6, 7, 8 ve 78... parsel sayılı taşınmazlardaki zilyetliğinin 2016 yılı Şubat ayında sonlandırıldığını beyan ettiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 82. maddesine göre sebepsiz zenginleşmeden doğan istemlerde 2 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin belirlendiği, davacı tarafın verdiğini geri istemeye hakkı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren sürenin başlayacağı, buna göre davacının taşınmazlarla ilgili geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihin dilekçesinde belirttiği tarihi olan 2016 yılı Şubat ayı olduğu, fiili kullanıma devam etmesinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihi değiştiren bir husus olmadığı, davanın ise 11.05.2020 tarihinde açıldığı, 3 04... ,3,4,5,6,7 parsel sayılı taşınmazların (eski Belen Mahallesi 69... ,3,4,5,6,7 parsel) ve ..... Mahallesi 3 11... parsel sayılı taşınmazın (eski ..... Mahallesi 75... parsel) Maliye Hazinesine ait taşınmazlardan meydana geldiği, hiçbir zaman davacıya ve davacının taşınmazları satın aldığını iddia ettiği dava dışı 3. kişi adına kayıtlı taşınmazlar olmadığı, davacının kendisi adına kayıtlı olmayan taşınmazı kendi taşınmazı gibi kullanması nedeniyle kötü niyetli olduğu, bu taşınmazlar yönünden sadece asgari levazım bedeli talep edilebileceği, buna ilişkin alınan 19.12.2024 tarihli bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 3 04... parsel sayılı taşınmaz yönünden 14.360,67 TL, 3 04... parsel sayılı taşınmaz yönünden 14.353,53 TL, 3 04... parsel sayılı taşınmaz yönünden 13.146,41 TL, 3 04... parsel sayılı taşınmaz yönünden 13.139,34 TL, 3 04... parsel sayılı taşınmaz yönünden 13.132,27 TL, 3 04... parsel sayılı taşınmaz yönünden 13.125,20 TL, 3 11... parsel sayılı taşınmaz yönünden 127.933,24 TL olmak üzere toplam 209.190,66 TL'nin işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline, diğer taşınmazlar yönünden açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemenin vardığı sonuçta istinaf sebepleri yönünden usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurularının reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; dava konusu taşınmazlar için müvekkilinin 20.09.2019 tarihli terk dilekçesine rağmen, davalı İdare tarafından fiilî kullanımın sonucu olarak ecrimisil tahakkuk ettirilip tahsil edilmeye devam edilmesinin, taşınmazların fiilen kullanılmaya devam ettiğini gösterdiğini, bu nedenle alacağın zamanaşımına uğradığı yönündeki değerlendirmenin ve terk olgusunun kabulünün hukuka, hakkaniyete ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, terk dilekçesinin İdarenin kiralama yapılacağı yönündeki yönlendirmesi üzerine sehven verildiğini ve işleme alınmadığını, ayrıca muhdesatların iyiniyetle meydana getirildiğini, idarenin taşınmazı ve muhdesatları sahiplenerek kullanmaya, bahçenin bakımını yapmaya ve üçüncü kişilerden muhdesatlar da dikkate alınarak ecrimisil tahsil etmeye devam ettiğini, taşınmazların dava dışı kişilerden satın alınması sonrasında 3194 sayılı Kanunun 18. maddesi kapsamında yapılan imar uygulamaları nedeniyle parsellerin Hazine adına tescil edildiği hususunun iyiniyet kuralları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, yine iyiniyetli olarak imar öncesinden beri malik sıfatıyla zilyetlik koşullarının devam ettiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili; dava konusu taşınmazların 2006 yılında Hazine adına tescil edilmesiyle davacının zararı bu tarihte öğrendiğinin kabulü gerektiğini, sebepsiz zenginleşmeye dayalı tazminat talebinin iki yıllık zamanaşımına uğradığını, davacının kendisine ait olmayan Hazine taşınmazı üzerine yapı ve muhdesat yapmak suretiyle kötü niyetli olarak müdahalede bulunduğunu, 4706 sayılı Kanunun 5. maddesi uyarınca 2003 yılından sonra Hazine taşınmazları üzerinde yapılan tüm yapı ve tesislerin kendiliğinden Hazineye intikal etmesi nedeniyle bunlar yönünden tazminat talep edilemeyeceğini, davacının taşınmazı kendi iradesiyle terk ettiğini, idarenin terk konusunda herhangi bir yönlendirmesi veya muhdesatlar üzerinde tahsis, kiralama ya da benzeri bir tasarrufu bulunmadığından sebepsiz zenginleşmenin unsurlarının oluşmadığını, taşınmazlardan herhangi bir yarar sağlamayan idarenin tazminat sorumluluğunun bulunmadığını, buna karşılık davacının taşınmazları fiilen kullanmayı sürdürdüğünün 25.03.2021 tarihli mahallî tespit tutanakları ve ihtiyati tedbir kararıyla da sabit olduğunu, bu nedenle davacının işgalci ve kötü niyetli sayılması gerektiğini, bilirkişi raporlarının ecrimisil ve işgal olgularını gözetmeden eksik incelemeyle düzenlendiğini, davanın açılmasına davacının kendi kusurlu davranışlarıyla sebebiyet vermesi nedeniyle vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinden de sorumlu tutulamayacağını, ayrıca hüküm fıkrasında infazda tereddüt oluşturabilecek maddi hata ve hesap yanlışlıklarının giderilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemine ilişkindir.
Temyiz olunan kararın dayandığı bilgi ve belgede, Hazine adına kayıtlı olunan taşınmazları geçerli bir sözleşmeye dayalı olarak kullandığını ispat edemeyen davacının iyiniyetli olarak kabul edilemeyecek olmasına, davacı tarafça sunulan 20.09.2019 havale tarihli dilekçede, dava konusu bir kısım taşınmazlar üzerindeki zilyetliğinin 2016 yılı Şubat ayında sona erdiğinin açıkça beyan edilmiş olması karşısında davacının bu beyanıyla bağlı olmasına, taşınmazların fiilen kullanılmaya devam edilmesi ve bu kullanım nedeniyle ecrimisil bedeli ödenmiş olmasının ise sebepsiz zenginleşmeye dayalı tazminat talebinde zamanaşımının başlangıcını oluşturan öğrenme tarihini değiştirmeyecek olmasına, hükümde dava konusu 3 04... ve 8 parsel sayılı taşınmazların eski parsel numarasının 69... ve 8 parsel olarak yazılması gerekirken sehven 69... ve 9 parsel olarak yazılmış olmasının mahallinde her zaman düzeltilebilir maddi hata niteliğinde olduğunun anlaşılmasına göre; taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.06.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacı Hazineye ait taşınmazlar üzerindeki muhdesat ve ağaç bedellerinin tahsili için elde ki davayı açmıştır. Mahkemece, davacının zilyetliği şubat 2016 tarihinde sonlandırdığından bahisle bir kısım taşınmazlar yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, dava tarihi öncesine kadar fiilen kullandığını, davalıca ecrimisil tahakkuk ettirildiğini, ecrimisil bedeli ödendiğini, idarece yanlış yönlendirme ile kiralama yapabilmek için terk dilekçesi verildiğini ileri sürmüştür.
Dosyanın incelenmesinde taşınmazın hazineye ait olduğu, üzerindeki muhdesat ve ağaçların davacı tarafından inşa ve dikimlerinin yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, davacı tarafça 19.09.2019 tarihinde verilen terk dilekçesiyle 2016 tarihinden itibaren zilyetliğini sona erdirdiğine yönelik bildirimde bulunmuş olmasındadır. Davacının idarenin istemi ile kiralama yapmak için dilekçe verdiğini beyan etmesi, idarece ecrimisil tutanaklarının düzenli şekilde düzenlenmesi, 19.09.2019’a kadar davalıca bir itirazda bulunulmaması, hususları ile ziraat bilirkişilerinin bahçenin tel çit ile korunduğu, sulama sistemi yapıldığı, karışık meyve bahçesi olduğu, bahçenin kendi hâline bırakılması hâlinde hayatiyetlerini devam etmelerinin mümkün olmadığının belirtilmesi karşısında, tüm bu hususlar değerlendirildiğinde sıcak bölgede bulunan bir ağaç bahçesinin bakım yapılmadan 3 yıl gibi (2016-2019) uzun bir sürede hayatiyetini sürdüremeyeceği gibi ecrimisil için tahakkukların yapılmış olması da dikkate alındığında zilyetliğin halen davacıda olup birikmiş ecrimisil ödememek veya idarece kiralanması için yönlendirilmesi nedeniyle 19.09.2019 tarihli dilekçeyi verdiğinin kabulü gerektiği, dolayısıyla dava tarihine kadar zilyet olduğundan zamanaşımının işlemeyeceği dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerektiğini düşündüğümden çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
İlgili İçerikler
Emsal Kararlar
- Bölge Adliye MahkemesiE. 2025/1076, K. 2025/3263Borçlu olunmayan bedelin haciz tehdidi altında alacaklıya ödenmesi nedeniyle sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacak istemi – İstanbul BAM 3. Hukuk Dairesi, 2025/1076 E., 2025/3263 K.
- YargıtayE. 2025/4749, K. 2026/1591Paylı mülkiyete tabi taşınmaza davacı paydaş tarafından yapılan muhdesatın bedelinin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca tahsili istemi – Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2025/4749 E., 2026/1591 K.
- YargıtayE. 2026/4084, K. 2026/12306İmar uygulaması nedeniyle yerinde korunamayan yapı, ağaç ve enkaz bedellerinin tahsili istemi – Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 2026/4084 E., 2026/12306 K.
- YargıtayE. 2026/2980, K. 2026/4663Kullanım hakkına dayalı zilyetliğin ve muhdesat aidiyetinin tespiti – Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 2026/2980 E., 2026/4663 K.
Örnek Dilekçeler
- Asliye Hukuk MahkemesiSebepsiz Zenginleşmeye Dayalı Alacak Dava Dilekçesi
- Asliye Hukuk MahkemesiMuhdesatın Aidiyetinin Tespiti Dava Dilekçesi
- Asliye Hukuk MahkemesiÖdünç (Karz) Sözleşmesinden Doğan Alacak Dava Dilekçesi (TBK m. 386)
- İcra DairesiTahliye Taahhüdüne Dayalı Tahliye Takip Talebi
Emsal kararlar kamuya açık kaynaklardan alınmıştır. Kararların güncelliği ve somut olaya uygulanabilirliği bir hukukçu tarafından değerlendirilmelidir.