Kararın özeti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bu kararda kanun yolu incelemesi sonucunda “bozma” yönünde hüküm kurmuştur. Kararın konusu: Bonoya dayalı başlatılan icra takibi nedeniyle menfi tespit talebi. Kararın önemli bölümü aşağıda birebir aktarılmıştır.
Otomatik özet. Bu özet karar metninden otomatik olarak çıkarılmıştır ve editoryal inceleme beklemektedir; bağlayıcı olan kararın tam metnidir.
Kararın önemli bölümü
ünde kati delil olması konusunda anlaştıkları, işbu anlaşma belgesi ile aralarındaki uyuşmazlığı ileride hiçbir şekilde yenilenmemek üzere kesin ve kati olarak sona erdirdikleri, anlaşmadan dönülemeyeceği feshedilemeyeceği hususlarına yer verildiği, taraflar arasında bu miktarda senet düzenlenmesini gerektirir bir hukuki ilişkinin varlığının davalı tarafından ispatlanamadığı, söz konusu protokolün sulh ve HMK'nın 193. maddesi kapsamında delil sözleşmesi niteliğinde olduğu, açıkça dava konusu icra takibi ve dayanağı bonoya atıf bulunduğu, bu protokolün davalı şirketi de bağlayacağı, bu nedenle menfi tespit talebine konu senet nedeniyle davacının borçlu olmadığının, senedin bedelsiz olduğunun davalı şirket temsilcisi tarafından imzalı bu protokol ile sübut bulduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de; davacı ile davalı şirket arasında düzenlenen dava konusu bono 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 776. maddesi uyarınca kambiyo senedi niteliğinde olup, kambiyo senetleri ile ilgili iddianın yazılı delil ile ispatlanması gerekir. Somut olayda davacı davasını yazılı delil ile ispat edememiştir. Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesine esas alınan protokol davacı ve dava dışı ... ...'ın ortak çocuklarının velayeti de dahil kişisel düzenlemeleri içermekte olup söz konusu protokolün altın da davacı ... ve dava dışı ... ...'ın imzaları bulunmaktadır. Davalı şirketin söz konusu anlaşmaya bir dahli olmadığı gibi dava konusu bonoya ilişkin bilgiler dışında 6102 sayılı TTK'nın 629. maddesi anlamında şirketi bağlayacak bir bilgi de bulunmamaktadır.
Tam karar metni
Tam metni gösterTam metni gizle12 bin karakter
11. Hukuk Dairesi 2025/6853 E. , 2026/4088 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/781 Esas, 2025/1377 Karar
KARAR : Yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/112 E., 2022/923 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; alacaklı görünen...'nin yetkilisinin ... ... olduğunu, ... ... ile müvekkilinin 20.08.2006 tarihinde resmi nikah olmaksızın evlendiklerini, müşterek çocukları olan 2007 doğumlu ...'in davalı şirket yetkilisi ... ... tarafından tanıma senedi ile tanınarak nüfusuna kayıt edildiğini, alacaklı şirket adına müvekkiline verilen ve her türlü temsil, banka işlemine yetkili kılınan vekaletname bulunduğunu, davalı şirket yetkilisinin işi gereği yurt dışına giderek kalması nedeniyle şirket işlerini yürütmesi için müvekkiline vekaletname verdiğini, davalı şirket yetkilisinin işinde kullanmak üzere araç kiraladığını, bu kiralama işlemini de davacı eşi üzerinden yaptığını bu amaçla müvekkilinin ... - ... isimli işletmeciden ...... , ...... plakalı ve daha plakasını hatırlayamadığı araçları kiralayarak eşine verdiğini, kiralama sözleşmelerini yaparken işletmecinin müvekkilinden aldığı, imzalanmış ancak diğer tarafları boş olan bonoyu kiralanan araçların teminatı olarak elinde tuttuğunu, ...... plakalı aracın kira süresi bitince davalı şirket yetkilisi ... ...'ın işletmeci ...'a teslim ettiğini, ...'ında şikayate konu iş bu icra dosyasından takibe konulan bonoyu müvekkilini telefon ile arayarak "... ... senedi eşinize teslim ediyorum" diyerek ... ...'a teslim ettiğini, ... ...'ın da akşam eve geldiğinde "senedi yırttım attım bir daha boş senet verme" diyerek beyanda bulunduğunu, şirket yetkilisini darp etmesi üzerine müvekkilince savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu ve Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtası ile tedbir kararı aldırıldığını, bunun üzerine şirket yetkilisine 31/12/2014 vade tarihli 21/06/2011 tanzim tarihli müvekkilinin rent a car 'a verdiği davalının da geri aldığı boş bonoyu doldurmak sureti ile İstanbul 7 icra müdürlüğünün 2015/14478 E. sayılı dosyası ile takibe koyduğunu, İstanbul 18 İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/887 E. sayılı dosyası ile itiraz ettiklerini yine İstanbul 25 Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/390 E. sayılı dosyasında evrakta sahtecilik suçunda davalı hakkında dava açıldığını, şirket yetkilisinin amacının müvekkilinin Ümraniye adresinde bulunan ve icra dosyasından ihale ile alınan evin mülkiyetini davacı üzerinde olması sebebi ile davacının bu evde oturmasını ve tassarruf etmesine yönelik olduğunu, 2018 yılında tarafların anlaşarak protokol düzenlediklerini buna göre evin intifa hakkının davalı şirket yetkilisine devir edileceğini, ... ...'ın da davacının İstanbul 7 İcra Müdürlüğünün 2015/14478 E. sayılı dosyasından mal varlığına konulan hacizlerini kaldırılacağının kararlaştırıldığını, müvekkilinin protokol gereğince şirket yetkilisi hakkındaki tüm şikayetlerinden vazgeçtiğini, davalının da hacizlerin kaldırılması için icra dosyasına bildirimde bulunduğunu, davacının senedi istemesine rağmen davalının vermeyerek oyaladığını, bir müddet sonra davalının tekrar senedi icra takibine koyduğunu belirterek söz konusu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ödenmek zorunda kalınması halinde ise istirdatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddiasının senet ile aynı kuvvette yazılı kanıtlar ile ispatlaması gerektiğini, davacı tarafından dosyaya sunulan araç kiralama sözleşmelerinin her zaman düzenlenmesi mümkün olan evraklardan olması nedeniyle delil olmayacağını, davanın tanık ile ispatının mümkün olmadığını, dava konusu senedin teminat senedi olduğuna dair iddiaların gerçeğe aykırı olduğu gibi iddianın da yazılı delil ile kanıtlanması gerektiğini, buna ilişkin içtihatları cevap dilekçesinde belirttiklerini, davacı tarafından sunulan oto kiralama sözleşmeleri ile 3.kişi ... tarafından bila tarihli yazının da müvekkilinin aleyhine olarak sonradan düzenlenmiş evraklar olduğunu, söz konusu senet ile ilgili olarak ... ... hakkında "açığa atılan imzanın kötüye kullanıldığı" iddiası ile şikayetçi olunduğunu, İstanbul 25 Asliye Ceza Mahkemesinin 19/10/2017 tarih, 2017/290 E. 2017/615 K. sayılı ilamı ile ... ...'ın beraatine karar verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı, teminat amacıyla sadece imzalayarak diğer kısımları boş olan senedin dava dışı kişiye verildiğini, dava dışı kişinin senedi davalı şirket yetkilisine teslim etmesi üzerine, davalı şirket yetkilisi tarafından bononun doldurularak takibe konulduğunu iddia etmiş ise de söz konusu iddianın yazılı delil ile ispatı gerektiği, davacı tarafça buna ilişkin yazılı delil sunulmadığı, davanın konusu itibari ile 3.kişiye teminat olarak verilen senedin alınarak açığa imzanın kötüye kullanılması iddiasının suç teşkil etmesi nedeniyle bu hususta davalı tarafa yemin teklif edilemeyeceğinden, davalıya yemin teklifi hususunun da hatırlatılması söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddi ile davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında düzenlenen anlaşma metninin mahkeme dışı sulh niteliğinde olduğu, bu nedenle içeriği itibariyle maddi hukuk işlemi ve taraflar arasında düzenlenen bir sözleşme niteliğinde olduğu görülmekle sözleşme hükümlerinin tarafları bağlayacağı, sözleşmenin içeriği ile ilgili maddi hukuk kurallarına göre hareket edilmesi ve bu yolla uyuşmazlığın çözümlenmesi gerektiği, dava dışı ... ... ile davalı şirket arasındaki ilişki hususunda,...... tarihli ..... y.nolu tercüme tasdik belgesi ile sunulan yetki belgesi imza sirküleri ve vekaletname içeriklerinden davalı... şirketini ... ...'ın temsile yetkili olduğu, dolayısıyla düzenlenen protokolü kendi adına şahsen, davalı şirketi ise temsile yetkili sıfatı ile imzaladığı, bu nedenle bu protokolün davalı şirketi bağlayacağı sonucuna ulaşıldığı, nitekim ... ...'ın protokolün 7. maddesinde "... ... Türkiye de temsilcisi olduğu... şirketinin açmış olduğu İstanbul 7. İcra Müdürlüğü 2015/14478 E. sayılı dosyasından mütevellit ...'ın malvarlığına konulan tüm haciz ve takibatlar kaldırılacaktır. İcraya konulmuş senet tahsil harcı istenmeden takibin kaldırılmasına müteabiken senet ...'a iade edilecektir." düzenlemesine yer verildiği, dava dışı ... ...'ın davalı yetkilisi olduğu ve bu sıfatla hareket ettiği konusunda şüphe bulunmadığı, aynı protokolde 9-10-11 maddelerde ; yasal hükümleri baki kalmak üzere anlaşma Mahkemeye sunulsun sunulmasın, onaylansın onaylanmasın esasen bu anlaşma imzalandıktan sonra taraflar arasında kati delil ve hüküm ifade edeceği , ayrıca resmi merci ve Mahkemeler önünde kati delil olması konusunda anlaştıkları, işbu anlaşma belgesi ile aralarındaki uyuşmazlığı ileride hiçbir şekilde yenilenmemek üzere kesin ve kati olarak sona erdirdikleri, anlaşmadan dönülemeyeceği feshedilemeyeceği hususlarına yer verildiği, taraflar arasında bu miktarda senet düzenlenmesini gerektirir bir hukuki ilişkinin varlığının davalı tarafından ispatlanamadığı, söz konusu protokolün sulh ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 193. maddesi kapsamında delil sözleşmesi niteliğinde olduğu, açıkça dava konusu icra takibi ve dayanağı bonoya atıf bulunduğu, icra dosyasında tatbik edilen hacizlerin fekkine karar verildiği, dosyanın işlemsiz bırakıldığı bilahare 11.02.2020 tarihinde icra dosyasında yenileme talep ve haciz talep edildiği, dosyanın 2020/4915 E. numarasını aldığı, bu şekilde davalı alacaklının sonradan takip işlemlerine devam ettiği de birlikte değerlendirildiğinde, izah edildiği üzere bu protokolün davalı şirketi de bağlayacağı, bu nedenle menfi tespit talebine konu senet nedeniyle davacının borçlu olmadığının, senedin bedelsiz olduğunun davalı şirket temsilcisi tarafından imzalı bu protokol ile sübut bulduğu, davanın kabulü gerektiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bonoya dayalı başlatılan icra takibi nedeniyle menfi tespit talebine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince davacı ve davalı şirket temsilcisi arasında sulh protokolü tanzim edildiği, davacının dava dilekçesinde senet nedeniyle borçlu olmadığının ispatı bakımından delil olarak bu belgeye dayandığı, taraflar arasında düzenlenen anlaşma metninin mahkeme dışı sulh niteliğinde olduğu, bu nedenle içeriği itibariyle maddi hukuk işlemi ve taraflar arasında düzenlenen bir sözleşme niteliğinde olduğu ve sözleşme hükümlerinin tarafları bağlayacağı, dava dışı ... ... ile davalı şirket arasındaki ilişki hususunda, ....nolu tercüme tasdik belgesi ile sunulan yetki belgesi, imza sirküleri ve vekaletname içeriklerinden davalı ...AG şirketini ... ...'ın temsile yetkili olduğu, dolayısıyla düzenlenen protokolü kendi adına şahsen, davalı şirketi ise temsile yetkili sıfatı ile imzaladığı bu nedenle bu protokolün davalı şirketi bağlayacağı, yine aynı protokolde yasal hükümleri baki kalmak üzere anlaşma Mahkemeye sunulsun sunulmasın, onaylansın onaylanmasın esasen bu anlaşma imzalandıktan sonra taraflar arasında kati delil ve hüküm ifade edeceği , ayrıca resmi merci ve Mahkemeler önünde kati delil olması konusunda anlaştıkları, işbu anlaşma belgesi ile aralarındaki uyuşmazlığı ileride hiçbir şekilde yenilenmemek üzere kesin ve kati olarak sona erdirdikleri, anlaşmadan dönülemeyeceği feshedilemeyeceği hususlarına yer verildiği, taraflar arasında bu miktarda senet düzenlenmesini gerektirir bir hukuki ilişkinin varlığının davalı tarafından ispatlanamadığı, söz konusu protokolün sulh ve HMK'nın 193. maddesi kapsamında delil sözleşmesi niteliğinde olduğu, açıkça dava konusu icra takibi ve dayanağı bonoya atıf bulunduğu, bu protokolün davalı şirketi de bağlayacağı, bu nedenle menfi tespit talebine konu senet nedeniyle davacının borçlu olmadığının, senedin bedelsiz olduğunun davalı şirket temsilcisi tarafından imzalı bu protokol ile sübut bulduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de; davacı ile davalı şirket arasında düzenlenen dava konusu bono 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 776. maddesi uyarınca kambiyo senedi niteliğinde olup, kambiyo senetleri ile ilgili iddianın yazılı delil ile ispatlanması gerekir. Somut olayda davacı davasını yazılı delil ile ispat edememiştir. Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesine esas alınan protokol davacı ve dava dışı ... ...'ın ortak çocuklarının velayeti de dahil kişisel düzenlemeleri içermekte olup söz konusu protokolün altın da davacı ... ve dava dışı ... ...'ın imzaları bulunmaktadır. Davalı şirketin söz konusu anlaşmaya bir dahli olmadığı gibi dava konusu bonoya ilişkin bilgiler dışında 6102 sayılı TTK'nın 629. maddesi anlamında şirketi bağlayacak bir bilgi de bulunmamaktadır. Buna göre şirket yetkilisinin şahsi işine yönelik düzenlenen anlaşma tutanağında dava konusu senede yönelik hükümler konulmasının davalı şirketi bağlamayacağı gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İlgili İçerikler
Emsal Kararlar
- Bölge Adliye MahkemesiE. 2021/1626, K. 2023/879Bonodaki imzanın inkârına dayalı menfi tespit istemi – İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesi, 2021/1626 E., 2023/879 K.
- YargıtayE. 2025/4487, K. 2026/1213Takibe konu senetlerdeki imzanın davacının murisine ait olmadığından bahisle menfi tespit istemi – Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2025/4487 E., 2026/1213 K.
- YargıtayE. 2024/160, K. 2024/5965Bonodaki keşideci imzasının davacıya ait olmadığı iddiasına dayalı menfi tespit istemi – Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/160 E., 2024/5965 K.
- YargıtayE. 2025/5587, K. 2026/2367İcra takibine konu bononun teminat senedi olduğu iddiasına dayalı menfi tespit istemi – Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2025/5587 E., 2026/2367 K.
Emsal kararlar kamuya açık kaynaklardan alınmıştır. Kararların güncelliği ve somut olaya uygulanabilirliği bir hukukçu tarafından değerlendirilmelidir.