Kazada zarar görenin tazminatı sigorta şirketi tarafından ödenmiştir; bir süre sonra aynı şirket, kazaya karışan kendi sigortalısına bir icra takibi başlatır: "Alkollüydünüz, ağır kusurlusunuz, ödediğimiz tutarı geri istiyoruz." Bu işleme rücu denir ve zorunlu trafik sigortasında sigortalının en az bilinen risklerinden biridir. Zarar gören bakımından sonuç değişmez; asıl yük sigortalının sırtına geçebilir.
Hangi rücudan söz ediyoruz?
Sigorta hukukunda rücu çoğu zaman üç ayrı biçimde karşımıza çıkar:
- Trafik sigortacısının kendi sigortalısına rücu: Bu yazının konusudur. Dayanağı KTK m. 95 ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.4 maddesidir.
- Kasko sigortacısının kusurlu tarafa rücu (halefiyet): Kasko sigortacısı sigortalısına ödeme yaptıktan sonra, ödediği tutar oranında sigortalının yerine geçerek kusurlu tarafa ve onun trafik sigortacısına başvurur (TTK m. 1472). Bu konuda kasko ve trafik sigortası farkı yazısına bakılabilir.
- Sosyal Güvenlik Kurumu ve Güvence Hesabı rücuları: Bunlar ayrı kanuni dayanaklara sahiptir.
KTK m. 95 ve Genel Şartlar B.4
KTK m. 95'in birinci fıkrasına göre sigorta sözleşmesinden veya sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünü kaldıran ya da azaltan haller zarar görene karşı ileri sürülemez. İkinci fıkra ise ödemede bulunan sigortacının, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceğini söyler. Sigortacı, zarar görene ödeme yapmak zorundadır; rücu ise bu ödemeden sonra sigortalıya yönelen ayrı bir haktır.
Genel Şartların B.4 maddesi, sigortalıya "başlıca" şu nedenlerle rücu edilebileceğini sayar:
- Olayın sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti hareketi ya da ağır kusuru sonucu meydana gelmesi.
- Aracın gerekli sürücü belgesine sahip olmayan, belgesi geçerliliğini yitirmiş veya belgesine geçici ya da sürekli el konulmuş kişilerce kullanılması.
- Aracın uyuşturucu madde veya mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce, ya da alkol alması yasak olanlarca alkol alınarak kullanılması sırasında kaza olması.
- Yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçta yolcu taşınması, istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması ya da tehlikeli madde taşıma ruhsatı bulunmayan araçta bu maddelerin parlama, tutuşma veya infilakı.
- Sigortalının rizikonun gerçekleşmesi hâlindeki yükümlülüklerini (ihbar, bilgi verme, önlem alma) yerine getirmemesi nedeniyle zarar tutarında artış olması; bu durumda artış, ihlaldeki kusur oranında rücu edilir.
- Çalınma veya gasp sonucu kazada sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu bulunması.
- Kaza yerinin terk edilmesi veya kaza tutanağı ve alkol raporu gibi belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması.
Genel Şartlar ayrıca, sigortacının rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremeyeceğini ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden isteyemeyeceğini belirtir.
12 Haziran 2026 değişikliği: olay yerini terk kuralı
12 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan ve 1 Temmuz 2026'da yürürlüğe giren değişiklik, B.4'ün yalnızca üçüncü fıkrasının (f) bendini değiştirmiştir. 2015 tarihli ilk metinde hükmün tamamı "bedeni hasara neden olan trafik kazalarında" diye başlıyor ve "tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller" hariç tutuluyordu. Yeni metin "trafik kazalarında" diye başlar; "can güvenliği nedeniyle uzaklaşma hâli" tüm kazalar bakımından, "tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme" ise bedeni hasara neden olan kazalar bakımından zorunlu hâl sayılmıştır. "Kaza tutanağı, alkol raporu vb." ifadesi de "ve benzeri" olarak yazılmıştır. Olay yerini terk sebebine dayalı rücunun bu yeniden düzenlemeyle maddi hasarlı kazaları da kapsayacak biçimde genişleyip genişlemediği somut dosyada ayrıca değerlendirilmelidir.
Genel Şartlar kaza tarihi itibarıyla uygulandığından (A.1) değişiklik 1 Temmuz 2026 öncesindeki kazalara uygulanmaz. Sigortalı aleyhine olan değişikliklerin daha önce düzenlenmiş poliçelere uygulanıp uygulanmayacağı ise TTK m. 1425/3 çerçevesinde ayrıca tartışılabilir; maddeye göre genel şartlarda sigortalı lehine olan bir değişiklik hemen ve doğrudan uygulanır. Genel değişiklikler için zorunlu trafik sigortası genel şartlarındaki 2026 değişiklikleri yazısına bakılabilir.
Olay yerini terk etmenin cezai sonuçları ayrıdır: 27 Şubat 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7574 sayılı Kanunla KTK m. 81/3 değiştirilmiş; ölümlü veya yaralanmalı kazalarda zabıtanın iznini almadan zaruret dışında olay yerinden ayrılan sürücüler için hapis cezası ve sürücü belgesinin iki yıl geri alınması öngörülmüştür.
Rücu için illiyet ve ispat: yargı uygulaması
Rücu sebebinin varlığı ve kazayla bağlantısı sigortacı tarafından ispatlanmalıdır. Yargı kararlarında öne çıkan noktalar şunlardır:
- Alkol: Sürücünün alkollü olması tek başına yeterli sayılmamakta; kazanın, kural olarak "münhasıran" alkolün etkisiyle meydana geldiğinin ispatı aranmaktadır. Bölge adliye mahkemesi kararlarında, alkol dışında başka unsurların da kazada rol oynayıp oynamadığı, alkol raporları ve kusur raporlarıyla birlikte değerlendirilmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ise alkolün kazaya münhasıran etkili olduğu kabul edilen bir olayda rücu davasının kabulüne ilişkin hükmü onamıştır.
- Ağır kusur: Genel Şartlar "tam kusurdan" değil kasıt veya ağır kusurdan söz eder; asli kusurlu olmak her zaman ağır kusur anlamına gelmez. Yaya geçidinde yayalara yol vermeyen ve ölümlü kazaya sebep olan sürücünün asli kusurlu olmasına karşın rücu şartlarının oluşmadığı kabul edilmiş, bu yöndeki hüküm Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nce yalnızca vekâlet ücreti yönünden düzeltilerek onanmıştır. Kış lastiği kullanılmamasının ağır kusur sayılıp sayılmayacağı konusunda ise daire içinde görüş ayrılığı yaşanabilmektedir.
- Ruhsatsız yolcu ve istiap haddi: Bu hâllerin varlığı tek başına yeterli değildir; yolcu taşıma yasağı veya taşıma sınırı aşımı ile riziko arasında uygun illiyet bağı aranmaktadır.
Rücu davasının hangi mahkemede ve arabuluculuk dava şartıyla görüleceği, tarafların sıfatına ve davanın niteliğine göre tartışmalı olabilmektedir. Sigortacının sigortalısına sözleşmeye dayalı rücu davası ticari dava sayılarak asliye ticaret mahkemesinde ve TTK m. 5/A arabuluculuğu dava şartıyla görülebilmektedir; sözleşme tarafı olmayan sürücüye halefiyet ve haksız fiil hükümlerine dayanılarak açılan davada ise Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin ticari dava saymadığı ve arabuluculuk aramadığı belirtilmektedir. Davalının sıfatı ve davanın dayanağı bu nedenle önemlidir.
Sigortalının yapabilecekleri
- Yükümlülüklere uymak: Rizikoyu on gün içinde bildirmek, kendisine yöneltilen talep veya cezai kovuşturmayı sigortacıya derhal bildirmek ve gerekli belgeleri vermek, sonradan ileri sürülebilecek rücunun kapsamını daraltır.
- Rücu talebini incelemek: Sigortacı hangi rücu sebebine dayanıyor, bu sebep poliçe ve Genel Şartlarda yer alıyor mu, illiyet bağı kurulabiliyor mu, ödenen tutar kusur oranı ve gerçek zararla uyumlu mu sorularına bakılmalıdır.
- Takibe süresinde itiraz etmek: İlamsız icra takibinde ödeme emrine yedi gün içinde itiraz edilmezse takip kesinleşir; ayrıntı için icra takibi geldi, ne yapmalıyım yazısına bakılabilir.
- Zamanaşımını incelemek: Rücu alacağında süre, uygulamada KTK m. 109'un rücu hakkına ilişkin son fıkrası (ödemenin tamamlandığı ve rücu edilecek kişinin öğrenildiği günden iki yıl) ve TBK m. 73 çerçevesinde tartışılmakta, sözleşmeye dayalı rücuda TTK m. 1420 de gündeme gelebilmektedir. Süre dosyaya göre ayrıca incelenmeli, zamanaşımı def'i hâkimce kendiliğinden dikkate alınmadığından cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir (TBK m. 161).
- Davaya süresinde cevap vermek: Cevap süresi dava dilekçesinin tebliğinden itibaren iki haftadır; bir defaya mahsus en çok bir ay ek süre istenebilir (HMK m. 127). Örnek için sigorta şirketinin rücu davasına cevap dilekçesi incelenebilir.
Sık yapılan hatalar
- Sigortacıdan gelen rücu yazısını veya icra takibini önemsememek.
- Kazadan sonra sigortacıya geç bildirimde bulunmak; ceza veya hukuk davasından sigortacıyı haberdar etmemek.
- Alkol ölçümünü reddetmenin veya olay yerini terk etmenin hem cezai hem rücu sonuçları doğurabileceğini bilmemek; ayrıntı için trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve alkollü araç kullanma yazısına bakılabilir.
- Poliçe ve Genel Şartları okumadan, "sigorta bana karşı ödeme yaptı, artık sorumluluğum yok" varsayımıyla hareket etmek.
Sonuç
Zorunlu trafik sigortası, zarar gören bakımından kesin bir güvencedir; ancak sigortalı bakımından Genel Şartlar'da sayılan rücu sebepleri bu güvenceyi sınırlayabilir. Rücu sebebinin sayılması yetmez; sebep ile kaza arasındaki bağın ve ödenen tutarın sigortacı tarafından ispatlanması gerekir. 2026 değişikliği olay yerini terk kuralını yeniden yazmıştır; kapsamı ve geçiş sorunları somut dosyada ayrıca değerlendirilmelidir. Her dosyada poliçe, kaza belgeleri ve ödeme dosyası farklı olduğundan somut olay ayrıca değerlendirilmelidir.
Sık Sorulan Sorular
Trafik sigortacısı kimlere ve hangi hâllerde rücu edebilir?
Zarar görene ödeme yapan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve Genel Şartlara göre tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda kendi sigortalısına başvurabilir (KTK m. 95/2). Genel Şartlar'da kasıt veya ağır kusur, sürücü belgesizlik, alkol veya uyuşturucu etkisi, ruhsatsız yolcu taşıma ve istiap haddi aşımı, bildirim yükümlülüklerinin ihlali, çalınma-gasp hâlinde kusur ile olay yerini terk gibi hâller sayılır.
Rücu sebebi varsa zarar gören tazminat alamaz mı?
Alır. Sigorta sözleşmesinden doğan ve tazminat yükümlülüğünü kaldıran ya da azaltan hâller zarar görene karşı ileri sürülemez (KTK m. 95/1). Rücu, yalnızca sigortacı ile sigortalı arasındaki ilişkiyi ilgilendirir; sigortacı rücu sebebine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez.
Sürücünün alkollü olması tek başına rücu için yeterli midir?
Yargı kararlarında sürücünün alkollü olmasının tek başına yeterli sayılmadığı, kazanın alkolün etkisiyle meydana geldiğinin ve bağlantının sigortacı tarafından ispatlanmasının arandığı görülmektedir. Alkol dışındaki diğer kusurların kazaya etkisi bu değerlendirmede önem taşır.
Sürücü asli kusurlu ise sigortacı mutlaka rücu edebilir mi?
Hayır. Genel Şartlar kasıt veya ağır kusuru rücu sebebi sayar; asli kusurlu olmak her zaman ağır kusur anlamına gelmez. Yargıtay önüne gelen bir olayda, yaya geçidinde yayalara yol vermeyen sürücünün asli kusurlu olmasına karşın ağır kusurun bulunmadığı ve rücu davasının reddedildiği hüküm onanmıştır.
Sigortacı rücu için icra takibi başlatırsa ne yapmalıyım?
Ödeme emrine yasal süresi içinde itiraz edilmelidir; süre kaçırılırsa takip kesinleşir. İtiraz sonrası sigortacı itirazın iptali davası açabilir. Bu aşamada rücu sebebinin, kazayla bağlantısının ve ödenen tazminatın miktarının sigortacı tarafından ispatlanması beklenir.
Bu sitedeki içerikler genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz ve avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz.
İlgili İçerikler
Emsal Kararlar
- YargıtayE. 2023/6420, K. 2026/3748Sigortacının rücu hakkı – Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2023/6420 E., 2026/3748 K.
- YargıtayE. 2022/11154, K. 2025/9875Sigortacının rücu hakkı – Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2022/11154 E., 2025/9875 K.
- Bölge Adliye MahkemesiE. 2024/513, K. 2025/1523Tazminat (rücuen tazminat; sigortacının rücu hakkı) – Sakarya BAM 7. Hukuk Dairesi, 2024/513 E., 2025/1523 K.
- YargıtayE. 2023/262, K. 2025/11554Sigortacının rücu hakkı – Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2023/262 E., 2025/11554 K.
Örnek Dilekçeler
- Asliye Ticaret MahkemesiSigorta Şirketinin Rücu Davasına Cevap Dilekçesi (ZMSS, KTK m. 95)
- Sigorta ŞirketiZorunlu Trafik Sigortasına Yazılı Başvuru Dilekçesi (KTK m. 97)
- Asliye Ticaret MahkemesiTrafik Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Dava Dilekçesi
- Sigorta ŞirketiAraç Değer Kaybı Başvurusu (Sigorta Şirketine KTK m. 97 Başvurusu)