Yaşlanan bir anne babanın banka işlemlerini yapamaz hâle gelmesi, bir yakının ağır bir psikiyatrik hastalık nedeniyle malvarlığını tehlikeye atması ya da kumar veya madde bağımlılığının aileyi borç batağına sürüklemesi gibi durumlar, hukukun "kısıtlama" kurumunu devreye sokar. Kısıtlama, kişinin hem korunmasını hem de malvarlığının güvenli biçimde yönetilmesini sağlar; ancak kişi özgürlüğüne doğrudan müdahale içerdiği için sıkı şartlara ve usule bağlanmıştır.
Kısıtlama sebepleri
Türk Medeni Kanunu, ergin bir kişinin kısıtlanabileceği hâlleri sınırlı olarak saymıştır:
- Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı: Bu sebeple işlerini göremeyen, korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan ergin kısıtlanır (TMK m. 405).
- Savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim: Bu sebeplerle kendisini veya ailesini darlık ya da yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan, bu yüzden sürekli korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden ergin kısıtlanır (TMK m. 406).
- Hapis cezası: Kesinleşmiş hapis cezasının infazı için ceza infaz kurumunda bulunan ergin, isteği üzerine kısıtlanır; toplam beş yıl veya daha uzun süreli kesinleşmiş hapis cezası bulunan ergin ise kişiliğinin veya malvarlığının korunması gerekiyorsa isteği olmasa da kısıtlanabilir (TMK m. 407, 7499 sayılı Kanunla değişik).
- İsteğe bağlı kısıtlama: Yaşlılığı, engelliliği, deneyimsizliği veya ağır hastalığı nedeniyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden ergin, kendi isteğiyle kısıtlanmasını isteyebilir (TMK m. 408).
Bu sebepler dışında, örneğin yalnızca yaşlılık ya da aile içi anlaşmazlık nedeniyle kısıtlama kararı verilemez. Yargıtay, savurganlık ve bağımlılığa dayanan taleplerde iddianın yalnızca vasi adayının beyanıyla kabul edilemeyeceğini, mahkemenin kumar alışkanlığı gibi olguları tanık, banka kayıtları ve diğer delillerle somut olarak araştırması gerektiğini belirtmiştir.
Başvuru ve yargılama süreci
Kime, nereye ve nasıl başvurulur?
Vesayet işlerinde görevli makam sulh hukuk mahkemesidir; asliye hukuk mahkemesi ise denetim makamı olarak görev yapar (TMK m. 397). Yetkili mahkeme, kısıtlanacak kişinin yerleşim yeri mahkemesidir (TMK m. 411). Kısıtlama talebi, eş, çocuklar, kardeşler gibi ilgililer tarafından ileri sürülebileceği gibi, durumu öğrenen idari makamlar, noterler ve mahkemeler de vesayet makamına bildirimde bulunmakla yükümlüdür (TMK m. 405/2).
Başvuru dilekçesinde kısıtlanması istenen kişinin kimlik bilgileri, kısıtlama sebebi, varsa sağlık belgeleri, kişinin malvarlığına ilişkin bilgiler ve vasi olarak önerilen kişi belirtilir. Dava, hasımsız ve çekişmesiz yargı işi olarak görülür; ancak kısıtlanması istenen kişi sürecin öznesidir ve kendisine itiraz hakkı tanınır.
Vesayet makamı, kısıtlama kararı vermeden önce ilgilinin korunması için gerekli görülen geçici önlemleri alabilir (TMK m. 420). Özellikle malvarlığının hızla tüketildiği hâllerde bu önlemler, yargılama tamamlanıncaya kadar kayıplar oluşmasını önler.
Yargılama: dinleme, rapor ve karar
Savurganlık, bağımlılık, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim ve isteğe bağlı kısıtlama hâllerinde kişi, dinlenmeden kısıtlanamaz (TMK m. 409/1). Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ise ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilebilir; hâkim, karar vermeden önce kurul raporunu göz önünde tutarak kısıtlanması istenen kişiyi dinleyebilir (TMK m. 409/2). Rapor, tam teşekküllü bir devlet hastanesi veya üniversite hastanesinden, mahkemenin yazısıyla alınır ve kişinin kısıtlama sebebinin bulunup bulunmadığını, fiil ehliyetini kullanıp kullanamayacağını açıkça ortaya koymalıdır.
Mahkeme, raporla birlikte kişinin sosyal ve ekonomik durumunu, malvarlığını ve bakım ihtiyacını araştırır; nüfus kayıtlarından yakın hısımlarını belirler. Kısıtlama kararı verilirse aynı kararla ya da ayrı bir kararla vasi atanır. Kısıtlama kararı kesinleşince kısıtlının yerleşim yeri ve nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan edilir ve nüfus kütüğüne işlenir; kısıtlama, iyi niyetli üçüncü kişileri ilandan önce etkilemez (TMK m. 410).
Kısıtlama kararının en önemli sonucu, kısıtlının fiil ehliyetinin sınırlanmasıdır. Ayırt etme gücü bulunan kısıtlı, vasinin rızası olmaksızın borç altına giren işlemleri yapamaz; ayırt etme gücünden yoksun kısıtlının işlemleri ise kural olarak hükümsüzdür. Kısıtlı, vasinin rızası olmadan tek başına kazanç sağlayan, borç altına sokmayan işlemleri yapabilir.
Vasi kim olur, nasıl seçilir?
Vesayet makamı, bu görevi yapabilecek yetenekte bir ergini vasi olarak atar; gereken durumlarda birden çok vasi de atanabilir (TMK m. 413). Haklı sebepler engel olmadıkça, kısıtlının eşi veya yakın hısımlarından biri, kısıtlının ve ana babasının önerdiği kişi, vasiliğe uygun olması koşuluyla öncelikle dikkate alınır (TMK m. 414). Kısıtlının yerleşim yerinde oturanlar ve eşi ile yakın hısımları, kural olarak vasiliği kabul etmek zorundadır (TMK m. 416); kanunda sayılan kaçınma sebepleri (altmış yaşını doldurmuş olmak, ağır hastalık, dörtten çok çocuğun velayeti gibi) ileri sürülebilir (TMK m. 417).
Kısıtlılar, kamu hizmetinden yasaklılar, haysiyetsiz hayat sürenler, menfaati kısıtlınınkiyle önemli ölçüde çatışanlar veya kısıtlıyla aralarında düşmanlık bulunanlar vasi olamaz (TMK m. 418). İlgililer, vasi atanmasına ilişkin karara karşı itiraz edebilir; itirazı öncelikle vesayet makamı, ardından denetim makamı inceler (TMK m. 422, 488). Yargıtay, kayyım atanmasına ilişkin itirazlarda da bu iki kademeli inceleme usulüne uyulması gerektiğini vurgulamaktadır.
Vasi kural olarak iki yıl için atanır; vesayet makamı süreyi her defasında ikişer yıl uzatabilir (TMK m. 456). Vasiye, kısıtlının malvarlığından uygun bir ücret ödenmesine karar verilebilir. Belirli bir işin görülmesi için kayyım, kısıtlama gerektirmeyen hâllerde ise yasal danışman atanması da mümkündür (TMK m. 426-429).
Vasinin görevleri, yetkileri ve izin gerektiren işlemler
Vasi, kısıtlının kişiliğini ve malvarlığını korumak, onu hukuki işlemlerde temsil etmek ve bakımını sağlamakla yükümlüdür. Göreve başlar başlamaz vesayet makamının görevlendireceği bir kişiyle birlikte malvarlığının defterini tutar; kıymetli evrak ve değerli eşya güvenli yere konur, nakit para vesayet makamının belirlediği bankaya yatırılır (TMK m. 438 vd.). Vasi, malvarlığını dikkatli bir yönetici gibi yönetir ve kural olarak en az yılda bir vesayet makamına hesap verir (TMK m. 454).
Bazı işlemler vasinin tek başına yapabileceği işlemler değildir. Taşınmaz alım satımı ve üzerinde ayni hak kurulması, olağan yönetim dışındaki taşınır alım satımı, ödünç verme ve alma, kambiyo taahhüdü, uzun süreli kira sözleşmeleri, kısıtlının bir meslekle uğraşması, dava açma, sulh ve tahkim gibi işlemler vesayet makamının iznine bağlıdır (TMK m. 462). Kısıtlının evlat edinilmesi veya evlat edinmesi, vatandaşlığa girme ve çıkma, bir işletmenin devralınması, mirasın reddi veya kabulü, bağışlama ve benzeri ağır sonuçlu işlemler için vesayet makamının izninden sonra ayrıca denetim makamının izni gerekir (TMK m. 463). Yargıtay, kısıtlı adına boşanma davası açacak vasinin vesayet makamından husumete izin almasının zorunlu olduğunu, izin alınmadan açılan davanın bu eksiklik giderilmeden görülemeyeceğini belirtmiştir.
Kısıtlıya ait taşınmazlar kural olarak açık artırmayla ve vesayet makamının onayıyla satılır (TMK m. 444). Vasi, görevini yerine getirirken kusuruyla verdiği zarardan sorumludur (TMK m. 467); görevini ihmal eden veya güveni kötüye kullanan vasi görevden alınabilir (TMK m. 483).
Vesayetin sona ermesi
Kısıtlama, sebebin ortadan kalkmasıyla vesayet makamının kararıyla sona erer (TMK m. 472). Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlanan kişi, ancak bu sebebin ortadan kalktığını gösteren resmî sağlık kurulu raporu üzerine serbest bırakılır (TMK m. 474). Savurganlık ve bağımlılığa dayalı kısıtlamalarda, kişinin en az bir yıldan beri kısıtlama sebebiyle ilgili bir şikâyete yol açmamış olması aranır (TMK m. 475). Kısıtlının kendisi veya ilgililer kaldırma talebinde bulunabilir. Vesayet sona erince vasi, kesin hesabı verir ve malvarlığını kısıtlıya ya da mirasçılarına teslim eder.
Sık yapılan hatalar
- Yaşlı yakının banka işlemleri için noterden vekâletname alınabilecekken, ayırt etme gücü bulunmayan kişiye vekâletname düzenletmeye çalışmak; bu işlemler geçersizdir.
- Akıl hastalığına dayanan talepte özel hastane raporu sunmak; resmî sağlık kurulu raporu zorunludur.
- Savurganlık veya bağımlılık iddiasını somut delille desteklememek.
- Vasi atandıktan sonra izin gerektiren işlemleri izinsiz yapmak ve sonradan geçersizlikle karşılaşmak.
- Hesap verme yükümlülüğünü ihmal etmek, kısıtlının parasını kendi hesabıyla karıştırmak.
- Kısıtlama sebebi ortadan kalkmasına rağmen vesayetin kaldırılmasını istememek.
Sonuç
Kısıtlama ve vasi atanması, korunmaya muhtaç bir yakının hem kişiliğini hem de malvarlığını güvence altına alan, ancak sıkı şartlara bağlı bir süreçtir. Doğru sebebin belirlenmesi, resmî sağlık kurulu raporunun usulüne uygun alınması, vasinin özenle seçilmesi ve izin gerektiren işlemlerin baştan planlanması, sürecin kısıtlının yararına işlemesini sağlar. Sürecin her aşaması vesayet ve denetim makamlarının gözetimindedir; bu gözetim bir engel değil, kısıtlının haklarının güvencesidir.
Sık Sorulan Sorular
Vasi atanması için hangi mahkemeye başvurulur?
Kısıtlanacak kişinin yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine başvurulur (TMK m. 397, 411). Sulh hukuk mahkemesi vesayet makamı, asliye hukuk mahkemesi ise denetim makamıdır.
Kısıtlama için sağlık raporu şart mı?
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığına dayanan kısıtlamada resmî sağlık kurulu raporu zorunludur (TMK m. 409/2). Savurganlık, bağımlılık ve kötü yönetim sebeplerinde rapor aranmaz; ancak ilgilinin dinlenmesi ve iddianın somut delillerle araştırılması gerekir.
Vasi kim olur, ben seçebilir miyim?
Vesayet makamı, haklı sebepler engel olmadıkça öncelikle kısıtlının eşini veya yakın hısımlarından birini vasi atar; kısıtlının ve ana babasının önerdiği kişi de dikkate alınır (TMK m. 414). Son kararı mahkeme verir.
Vasi kısıtlının malını satabilir mi?
Taşınmaz alım satımı, ödünç alma, dava açma ve benzeri önemli işlemler için vesayet makamının, miras reddi ve bağışlama gibi işlemler için ayrıca denetim makamının izni gerekir (TMK m. 462-463). İzinsiz işlemler kısıtlıyı bağlamaz.
Vesayet ne zaman sona erer?
Kısıtlama sebebinin ortadan kalkmasıyla, vesayet makamının kararıyla sona erer (TMK m. 472). Akıl hastalığına dayanan kısıtlamanın kaldırılması için yeniden sağlık kurulu raporu alınması gerekir.
Bu sitedeki içerikler genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz ve avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz.
İlgili İçerikler
Emsal Kararlar
- YargıtayE. 2026/2964, K. 2026/4261Kumar alışkanlığı nedeniyle kısıtlama (TMK m. 406) yalnızca vasi adayının beyanıyla karar verilemez
- YargıtayE. 2026/1043, K. 2026/2270Kayyımın şahsına itiraz önce vesayet makamı, sonra denetim makamınca incelenir (TMK m. 422, 431, 397)
- YargıtayE. 2025/9919, K. 2026/7387Kısıtlı adına boşanma davası: vasinin vesayet makamından husumete izin alması zorunludur
- YargıtayE. 2025/16823, K. 2026/31474721 sayılı Kanun’un 405 inci maddesi uyarınca kısıtlanan kısıtlıya atanan vasinin değiştirilmesi istemi – Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 2025/16823 E., 2026/3147 K.
Örnek Dilekçeler
- Sulh Hukuk MahkemesiKısıtlama ve Vasi Atanması Talebi Dilekçesi
- Sulh Hukuk MahkemesiKısıtlılığın Kaldırılması Talebi Dilekçesi (TMK m. 472)
- Sulh Hukuk MahkemesiVasinin Azli (Görevden Alınması) Talebi Dilekçesi (TMK m. 483)
- Sulh Hukuk MahkemesiVesayet Makamından İzin Talebi Dilekçesi (Kısıtlıya Ait Taşınmazın Satışı)