Kararın özeti
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi bu kararda kanun yolu incelemesi sonucunda “düzelterek onama” yönünde hüküm kurmuştur. Kararın konusu: Zilyetliğe ve çiftlik tapu kayıtlarına dayalı tescil istemleri; miktarıyla geçerli tapu kaydının kapsamının tayini. Kararın önemli bölümü aşağıda birebir aktarılmıştır.
Otomatik özet. Bu özet karar metninden otomatik olarak çıkarılmıştır ve editoryal inceleme beklemektedir; bağlayıcı olan kararın tam metnidir.
Kararın önemli bölümü
maddesi gereğince gerçek malikinin kim olduğunun İlk Derece Mahkemesince resen araştırılarak belirlenmesi gerektiği, davacılar ... ve arkadaşları tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinde, ... mevkinde kain 4000 dönüm yüzölçümlü Mart 1290 tarihli ve 9/18 defter varak sayılı, sınırları ... ve ...) mevkinde kain 3000 dönüm yüzölçümlü Mart 1290 tarihli ve 9/19 defter varak sayılı, sınırları ..., . mevkinde kain 7000 dönüm yüzölçümlü Mart 1290 tarihli ve 9/20 defter varak sayılı, sınırları “..... ve “...olan üç adet kök tapu kayıtları ile bu kayıtlardan gelme Ağustos 1326 tarihli 2, 3 ve 4 numaralı ve Şubat 1962 tarihli 1, 2 ve 3 numaraları tapu kayıtlarına dayanılarak açılan tescile itiraz ve elatmanın önlenmesi davaları ile ... ve ... tarafından açılan tescil davalarının, dava konusu taşınmazlar hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarıldığı, davacılar ... ve arkadaşları tarafından aynı tapu kayıtlarına dayalı olarak bölgedeki diğer taşınmazlar hakkında açılan davalar sonucu verilen kararların temyiz incelemesinin yapıldığı Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin istikrar kazanan görüşü ve Marmaris Kadastro Mahkemesince yine benzer nitelikteki kararlarında direnilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından verilen kararlar doğrultusunda, davacılar ... ve arkadaşlarının dayandıkları kök Mart 1290 tarihli 18, 19... numaralı çiftlik tapu kayıtlarının maliki ile davacılar arasında ırsi bağın bulunduğu, davacıların kök tapu malikinin mirasçıları oldukları, tapu kayıtlarının düzenli olarak intikal gördükleri ve hukuken geçerli kayıtlar oldukları, dosya kapsamına, tapu kayıtlarının cinsine, niteliğine ve bilirkişi raporlarına göre çiftlik tapu kayıtlarının oluşumunda geçen ...
Tam karar metni
Tam metni gösterTam metni gizle21 bin karakter
8. Hukuk Dairesi 2024/5026 E. , 2026/4612 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2024/3 E., 2024/29 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalılar Hazine vekili, ... vekili, davacılar ... ve arkadaşları ile ... Anonim Şirketi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Muğla ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 2 30... ve 12 parsel sayılı sırasıyla 690,14 m² ve 946,62 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, tarla niteliğiyle öncesinde dava dışı 2 30... , 10, 14, 15, 16... sayılı parsellerle bir bütün olarak atalarından intikal ile ... ...'in zilyetliğindeyken ölümüyle mirasçılarına kaldığı, taksim ile ... ve ...'ye kaldığı, halen onların zilyetliğinde olduğundan söz edilerek adlarına tespit edilmiş, Necip Mümtaz Şerefli ve arkadaşları vekilinin vaki itirazı, kadastro komisyonu tarafından 24.11.2008 tarihli ve ... numaralı karar ile reddedilmiştir.
Davacılar ... ve ... tarafından, kadastro tespitinden önce davalılar ..., ..., ... Köyü Tüzel Kişiliği, Hazine, ... ve ... aleyhine 30.03.1989 tarihinde, dava dilekçesinde mevkini ve sınırlarını bildirdiği üç parça taşınmazın ortak murisleri ... ...'den kaldığını, diğer mirasçıların taksime rıza göstermedikleri, zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu ileri sürerek, miras payları oranında adlarına tapuya tescili istemiyle açılan dava ile ... çocukları ..., ... mirasçıları ve mirasçılarından ... mirasçıları terekesi mümessili ... tarafından davalı Hazine ve Köy Tüzel Kişiliği ve ... ve ... taraf gösterilerek, tescil davasına konu taşınmazın Temmuz 1969 tarihli 63, 64 ve Şubat 1962 tarihli ve 4 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığından, tapu maliki mirasçıları adına tescili istemiyle açılan dava birleştirildikten sonra, ...’nin davasının açılmamış sayılmasına, diğer kişilerin davasının ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 27. maddesi gereğince Kadastro Mahkemesine aktarılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davacılar ... ve ...'nin davasının kabulüne, diğer davacıların davasının reddine, dava konusu 2 30... ve 12 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespit tutanağındaki vasıfla davacılar adına 1/2'şer hisse ile tesciline karar verilmiş; hükmün, davacılar ... mirasçıları ve arkadaşları vekili ile davalılar Hazine, ... ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince “766 sayılı Tapulama Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle Arazi Kanunnamesi'nin 20... . maddelerinin yürürlükten kaldırılmadığı, ...’ın, tapu maliki ...’nin kızı ve mirasçısı olduğu, dolayısıyla tapu kayıtlarının davacılar adına tapuda yapılan intikallerinin yasal olduğu, 3402 sayılı Kanun’un 30/2. maddesi gereğince parselin niteliğinin ve malikinin resen belirlenmesinin gerektiği belirtilerek, dava konusu taşınmazın bulunduğu köye ilişkin en eski tarihli idari sınırlara ait harita ve diğer belgelerin getirtilmesi, ... Vakfiyesine ilişkin temessük kayıtları ile ... Mart 12 90... , ... Mart 12 90... ve ... Mart 1290 tarihli ve 20 sayılı tapu kayıtlarının tüm tedavül kayıtlarının ve revizyon gördüğü kadastro parsellerinin, söz konusu tapu kayıtlarının uygulandığı derdest ve kesinleşmiş dava dosyalarının celp edilmesi, yapılacak keşifte, dayanılan tapu kayıtlarının yerel bilirkişiler yardımıyla yerine uygulanması, uygulama sırasında, tutunulan ..., ... ve ... tapularında ... ve ... sınırlarının ortak sınır, ... sınırlarının köy ya da çiftlik sınırları olduğu, tapu kayıtlarının eşcar-ı müsmire ve gayr-ı eşcarı müsmireyi müştemil çiftlik kayıtları olup, bu sınırlar içinde Devlet Ormanları, dereler, taşlık ve kayalık niteliğindeki Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin bulunduğu, sınırlarının mevki ya da nokta sınırlar olduğu, bu sınırların çoğunluğunun Devlet Ormanı içinde kalması nedeniyle sabit kabul edilemeyeceğinden, 3402 sayılı Kanun'un 20/C maddesi gereğince kayıt kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, ... ait tapu kaydının aynı köy 1 ilâ 169 sayılı parselle uygulandığı, ancak bu parseller hakkında tapuya dayanmayan ve zilyetlikle kazanma iddiasında bulunan gerçek kişiler tarafından itiraz edilip, birçok dava açıldığı, ... tapusunun ... köyü 373 ilâ 633 sayılı parsellere uygulandığı da gözönünde bulundurularak, dayanılan çiftlik tapu kayıtlarının yöntemince uygulanması; bilinmeyen sınırlar konusunda tarafların gösterecekleri tanıkların dinlenmesi, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin, komşu parsel kayıtları ve eski tarihli memleket haritaları, köy isimleri ve sınırlarına ilişkin tüm kayıtlarla denetlenmesi, tapu kayıtları sınırında yazılı Langöz sınırının tapu tesisinde ... olarak gösterilmesi nedeniyle “...”ün nokta halinde mevki ismi olmayıp, ..., ... batı sınırını oluşturan çiftlik arazisi olabileceği düşünülerek uygulama yapılması, yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından tarif edilen ve gösterilen sınırlardaki çelişkilerin yöntemince giderilmesi, revizyon parselleri ile ... ve ... Köyleri (ya da Çiftlikleri) ile memleket haritasında ... Köyü olarak işaretlenmiş bulunan sınırlar gözetilerek sabit sınırların nereler olabileceği değerlendirilip, kayıtlar 3402 sayılı Kanun'un 20... . maddeleri hükmüne göre sabit sınırla bağlantısı kesilmeksizin, bu sınırlardan başlanarak genel kadastroda revizyon gördüğü, çiftlik tapu sahipleri adına kesinleşen parseller de dikkate alınmak suretiyle uygulanarak, kayıtların yüzölçümüyle kapsadığı alanların tereddüte yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Bozma sonrası yapılan yargılama sırasında, asli müdahil ... vekili vasıtasıyla, davacı ... ve arkadaşlarının tapudan gelen bir kısım paylarını satın aldıklarını ileri sürerek, adına tescili istemiyle davaya katılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacılar ... ve arkadaşlarının davasının kabulüne, diğer davacıların davalarının reddine, ... Mahallesi 2 30... ve 12 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespit tutanaklarının iptali ile dava konusu taşınmazların 3840 pay kabul edilerek 2400 payının asli müdahil ... adına, geri kalan payların hisseleri oranında davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı ..., davalılar Hazine, ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 21.12.2021 tarihli ve 2021/11094 Esas, 2021/12722 Karar sayılı ilamı ile "...davalı ... Başkanlığının ve davalı ... İdaresi vekillerinin temyiz inceleme istemlerinin reddi gerektiği, davalı Hazine ve davacı ...’ın temyiz itirazları bakımından ise; dava konusu taşınmazların bulunduğu ... köyünde 2007 yılında yapılan kadastro çalışmasında, dava konusu taşınmazların davacı ... ve ... adına tespit edildiği, anılan taşınmazların kadastro çalışması sırasında Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olmaları nedeniyle malik hanelerinin açık bırakılarak tutanaklarının Kadastro Mahkemesine gönderilmesi gerekirken, malik hanelerinin doldurulmuş olmasının hukuken bir sonuç doğurmayıp 3402 sayılı Kanun’un 30/2. maddesi gereğince gerçek malikinin kim olduğunun İlk Derece Mahkemesince resen araştırılarak belirlenmesi gerektiği, davacılar ... ve arkadaşları tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinde, ... mevkinde kain 4000 dönüm yüzölçümlü Mart 1290 tarihli ve 9/18 defter varak sayılı, sınırları ... ve ...) mevkinde kain 3000 dönüm yüzölçümlü Mart 1290 tarihli ve 9/19 defter varak sayılı, sınırları ..., . mevkinde kain 7000 dönüm yüzölçümlü Mart 1290 tarihli ve 9/20 defter varak sayılı, sınırları “..... ve “...olan üç adet kök tapu kayıtları ile bu kayıtlardan gelme Ağustos 1326 tarihli 2, 3 ve 4 numaralı ve Şubat 1962 tarihli 1, 2 ve 3 numaraları tapu kayıtlarına dayanılarak açılan tescile itiraz ve elatmanın önlenmesi davaları ile ... ve ... tarafından açılan tescil davalarının, dava konusu taşınmazlar hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarıldığı, davacılar ... ve arkadaşları tarafından aynı tapu kayıtlarına dayalı olarak bölgedeki diğer taşınmazlar hakkında açılan davalar sonucu verilen kararların temyiz incelemesinin yapıldığı Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin istikrar kazanan görüşü ve Marmaris Kadastro Mahkemesince yine benzer nitelikteki kararlarında direnilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından verilen kararlar doğrultusunda, davacılar ... ve arkadaşlarının dayandıkları kök Mart 1290 tarihli 18, 19... numaralı çiftlik tapu kayıtlarının maliki ile davacılar arasında ırsi bağın bulunduğu, davacıların kök tapu malikinin mirasçıları oldukları, tapu kayıtlarının düzenli olarak intikal gördükleri ve hukuken geçerli kayıtlar oldukları, dosya kapsamına, tapu kayıtlarının cinsine, niteliğine ve bilirkişi raporlarına göre çiftlik tapu kayıtlarının oluşumunda geçen ... Vakfının; bir hanedan vakfı olup, bu gibi ... çerçevesinde yapılan tahsisler, bugünkü anlamı ile mülkiyetin (rakabenin) tahsisi değil, miri arazinin gelirinin tahsisi niteliğinde olduğu, çiftlik tapuları kapsamında kalan taşınmazlar miri arazi niteliğindeki arazilerden olup, kurulan vakfın da gayrisahih nitelikli olduğu, ... Vakfının gayrisahih vakıf niteliğinde olduğu ve çiftlik tapuları kapsamında kalan taşınmazların şartların varlığı halinde Arazi Kanunnamesinin 20... . maddeleri uyarınca zilyetlikle kazanılabileceği, İlk Derece Mahkemesinin, vakfın niteliğinin sahih olduğu ve tapu kayıtları kapsamında kalan taşınmazların zilyetlikle kazanılmaya elverişli olmadığı yönündeki kabulünde isabet bulunmadığı, Türk Kanunu Medenisi’nin 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra Arazi Kanunnamesi’nin Medeni Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin yürürlükte bulunduğu, hükmüne uyulan bozma ilamında; dava konusu taşınmazların davacı ... ve arkadaşlarının tutunduğu çiftlik tapu kayıtları kapsamında kalsa dahi dava tarihi itibariyle, Arazi Kanunnamesi'nin 20... . maddelerinin zilyet ... ve ... lehine gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılıp tartışılmasının zorunlu olduğuna işaret edildiği, Mahkemece bozma ilamına uyulmasından sonra, hem eldeki dosyada hem de aynı mahiyetteki diğer dosyalarda başkaca bir keşif ya da uygulama yapılmaksızın 2014/26 Esas sayılı dava dosyası kılavuz dosya seçilmek suretiyle davacı ... ve arkadaşlarının dayandığı çiftlik tapularının uygulanması için keşif yapıldığı, bilirkişilerce anılan dosya kapsamında verilen asıl ve ek raporlar esas alınmak suretiyle ..., ... ve ... Köyleri kadastro çalışma alanlarında bulunan taşınmazların tapu kayıtları kapsamında kaldığı kabul edilerek, taşınmazların çiftlik tapu malikleri ile tapu maliklerinden pay satın alan ... Değerler AŞ. adına tesciline karar verildiği, dayanılan çiftlik tapu kayıtlarındaki hudutların, arazinin tamamının etrafını kapatır şekilde çevrelememesi, yörede bulunan mevki, dağ vb. yerlerin isimlerini sınır olarak okuması, sınırların birbiri ile düz hatlarla birleştirilmesi suretiyle meydana gelen geometrik şekil içerisinde kalan ancak kullanılmayan ve kullanılması mümkün olmayan deniz, dağ, dere, orman, ırmak, tepe gibi yerlerin bulunması nedeniyle, uygulanabilir olması halinde anılan tapu kayıtlarının 3402 sayılı Kanun'un 20-C maddesi gereği sınırları ile değil miktarı ile geçerli olduğu, çözüme kavuşturulması gereken uyuşmazlığın öncelikle, miktarıyla geçerli olduğu kabul edilen çiftlik tapu kayıtlarının kapsamının nasıl tayin edileceği noktasında toplandığı, Mahkemenin kılavuz dosya kabul ettiği 2014/26 Esas sayılı dava dosyasında, 3 gün süren keşif yapıldığı, 5 kişilik fen bilirkişi heyetince düzenlenen 19.03.2019 havale tarihli rapor ve ekinde; memleket haritaları, hava fotoğrafları, kadastro paftaları ile çakıştırılmış olarak çok sayıda harita üzerinde tapu kayıtlarında geçen sınırların gösterildiği, memleket haritaları, orman tahdit haritaları, Osmanlıca olarak düzenlenen ve bilirkişi vasıtası ile tercüme ettirilerek dosya kapsamına alınan haritalardan faydalanmak suretiyle zemindeki yerleri bulunup haritasına işaretlendiği, ayrıca bu raporda ... ve ... tapu kayıtlarının üç hududunun müşterek olması ve kapsadığı alanın kısmen çakışması nedeniyle iki tapunun toplam miktarı (4000+3000=7000 dönüm) üzerinden ve ... köyü 1 ile 169 parseller dikkate alınmak suretiyle miktarıyla kapsam tayin edilerek harita üzerinde gösterildiği, ... köyünde de tapu malikleri adına tespit edilen ya da hükmen kesinleşen taşınmazların dış sınırları belirlenerek kapsam tayin edilmesi halinde bu sahanın yaklaşık 6.454.610 m² olduğu ve tapunun miktarıyla “7000 dönüm (6.395.240 m²)” uyumlu olduğunun belirtildiği, orman bilirkişileri tarafından verilen ek raporda; ... eliyle düzenlettirilen 15.08.1963 tarihli rapora atıf yapılarak “... tapuları birlikte değerlendirilerek 4 29... m², ... tapusunda ise 13 11... m² yerin orman sayılan ve Devletleştirilen, iadeye tabii olmayan saha olduğu” belirtildiği, ayrıca çiftlik tapu kayıtlarının sınırları içinde kalan ... serisi orman tahtidi ve ... Serisi orman tahtidi olarak 1966 tarihinde yapılıp kesinleşen orman tahtidine göre tahdit kapsamında olan yerlerin Devlet ormanı olduğu, tahdit kapsamı dışında kalan yerlerin ise orman sayılmayan yer olduğunun ifade edildiği, dava konusu 2 30... ve 12 parsel sayılı taşınmazların ... köyünde bulunduğu, davacı ... ve arkadaşlarının dayandıkları ... ve . ...mevkili tapu kayıtlarının sınırlarının tamamının gayri sabit hudutlu olup bu sınırların geniş alanları ifade ettikleri gibi, bu sınırlar arasında kullanılması mümkün olmayan deniz, dağ, dere, orman, ırmak, tepe gibi yerlerin bulunduğu, dava konusu taşınmazların da ancak her biri geniş alan içeren sınırlarda hayali bir nokta alınmak suretiyle ve yine hayali düz çizgilerle sınırlarının birleştirilebilen alanda kaldığı anlaşılmakta ise de, bu hayali çizgilerle birleştirilen alanın tapu kayıtlarının miktarının 20 katından çok daha fazla bir alanı kapsadığı, sabit bir sınırının bulunmadığından tapu kayıtlarına miktarıyla geçerli olacak şekilde kapsam tayin edilmesinin mümkün bulunmadığı anlaşıldığından, Mahkemece, davacılar ... ve arkadaşları ile adı geçenlerden pay satın almak suretiyle müdahil olan ... Ticaret AŞ.'nin, ... köyü çalışma alanında tespiti yapılan ve dava konusu edilen taşınmazın miktarıyla geçerli tapu kayıtlarının kapsamında kaldığını ispatlayamadıkları gerekçesiyle davalarının reddine karar verilmesi gerektiği, dosya kapsamı, mahallinde yapılan keşif, alınan raporlar ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, her ne kadar Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesi neticesinde hüküm, Arazi Kanunamesi'nin 20. ve 78. maddelerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığı hususlarının araştırılması gereğine de işaret edilerek bozulmuş ise de, ... ve ... mevkili çiftlik tapu kayıtlarına kapsam tayin edilmesinin mümkün bulunmadığının anlaşılmış olması karşısında, Arazi Kanunnamesi'nin 20... . maddesi şartlarının davacılar ... ve ... lehine gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesinin hukuken bir öneminin kalmadığı, davacılar ... ve ... tarafından tescil davasının açıldığı 1989 tarihi itibariyle 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddesi koşullarının davacılar ... ve ... lehine gerçekleştiğinin dosya kapsamıyla sabit olduğu, bu itibarla, dava konusu taşınmazların davacı ... ve ... adına tesciline karar verilmesi gerektiği, açıklanan sebeplerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddine, davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının belirtilen nedenlerle kabulü ile dava konusu 2 30... ve 12 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükmün bozulmasına" karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacılar ... ve ...'nin davasının kabulüne, diğer davaların reddine, ... köyü 2 30... ve 12 parsel sayılı taşınmazların davacılar ... ve ... adına 1/2 paylarla tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar ... ve arkadaşları ile ... Anonim Şirketi vekili, davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davacılar ... ve arkadaşları ile ... Anonim Şirketi vekili, davalılar Hazine vekili ve ... vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. ... ve ... davacı sıfatı ile davanın tarafı olmasına rağmen gerekçeli kararda davalı sıfatı ile yazılmaları doğru değildir.
Ne var ki, bu hatanın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle, davacılar ... ve arkadaşları ile ...Anonim Şirketi vekili, davalılar Hazine vekili ve ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle, davacılar ... ve arkadaşları ile ... Anonim Şirketi vekili, davalılar Hazine vekili ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, gerekçeli karar bölümünde davacılar arasına ... ve ...'nin davacı sıfatı ile yazılmalarına, davalılar arasından isimleri ve vekillerinin çıkarılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacılar ... ve arkadaşları ile ... Anonim Şirketine iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I. maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,25.06.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Kararı temyiz eden tapu malikleri veya halefleri; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerlere ait üç adet tapu kayıtlarının olduğunu, tapu kaydı olan yerde zilyetliğe üstünlük verilemeyeceğini, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarına dayanılarak kendi adlarına tesciline karar verilmesini istediklerini, daha önce mahkemece tapu kayıtlarına dayanan davacıların tapu kayıtlarının hukuki geçerliliğini yitirdiği ve uygulama kabiliyeti bulunmadığı gerekçesi ile davalarının reddine karar verildiği, tapuya dayanan davacılar tarafından reddedilen kararların temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16... . Hukuk Dairelerince tapuya dayanan davacıların dayanak tapu kayıtlarının hukuken geçerli olduğu ve uygulanması gerektiği gerekçesiyle kararların lehlerine bozulduğu, bozma üzerine mahkeme hakimince önceki kararda direnildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca takriben 20 adet dosyada tapuya dayanan davacıların tapu kayıtlarının hukuken geçerli olduğu ve uygulanması gerektiği gerekçesiyle direnme kararlarının bozulduğu, dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde zilyetler tarafından tapu maliklerine karşı Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dayanak tapu kayıtlarının geçersiz olduğuna ilişkin davanın reddedilerek kesinleştiği, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde davacılara ait bir kısım yerin kamulaştırıldığı, kamulaştırma bedelinin ödendiği, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde zilyetler tarafından tapu maliklerinden bedeli ödenerek bir çok yerin satın alındığı, satın alınmaya çalışıldığı veya kiralanmak istendiği, ... Mahallesindeki taşınmazlara revizyon görerek bir kısım parsellerin tapu malikleri adına kesinleştiği, revizyon gören tapu kaydının iki sınırı ile ...’nü kapsayan tapu kaydının iki sınırının aynı olduğu, dolayısı ile diğer tapu kayıtlarının da hukuken geçerli olduğu, bazı davalar da tapu malikleri adına tesciline karar verilen dosyaların (örn.2022/8001 Esas) Dairemizce onandığı ve tapuya dayanan davacıların, tapu kayıtlarının hukuken geçerli olduğuna değer verilmesi gerektiği, Mahkemece yeniden taşınmazların başında keşif yapılarak taşınmazların sınırlarının belirlenerek davacıların tapusunun kapsamında kalan yerlerin tapu malikleri, ırsi veya akdi halefleri adına yazılması gerektiği kanaatinde olduğumdan kararın bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
İlgili İçerikler
Emsal Kararlar
- YargıtayE. 2026/1587, K. 2026/2894Kadastro öncesi nedene dayalı tapu kaydının iptali ile mera siciline kaydedilmesi ve elatmanın önlenmesi istemleri – Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2026/1587 E., 2026/2894 K.
- YargıtayE. 2025/6601, K. 2026/392Tavzih isteminin yerinde olup olmadığı (elatmanın önlenmesi) – Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 2025/6601 E., 2026/392 K.
- YargıtayE. 2025/2013, K. 2026/1813Elatmanın önlenmesi – Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2025/2013 E., 2026/1813 K.
- YargıtayE. 2026/4001, K. 2026/5929Elatmanın önlenmesi – Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2026/4001 E., 2026/5929 K.
Örnek Dilekçeler
- Asliye Hukuk MahkemesiTapu Kaydının Düzeltilmesi Dava Dilekçesi
- Asliye Hukuk MahkemesiOlağanüstü Zamanaşımı Yoluyla Tescil Dava Dilekçesi
- Asliye Hukuk MahkemesiTaşınmaz Satış Vaadine Dayalı Tapu Tescil Dava Dilekçesi
- Asliye Hukuk MahkemesiTapu İptal ve Tescil Dava Dilekçesi
Emsal kararlar kamuya açık kaynaklardan alınmıştır. Kararların güncelliği ve somut olaya uygulanabilirliği bir hukukçu tarafından değerlendirilmelidir.