Kararın özeti
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi bu kararda kanun yolu incelemesi sonucunda “onama” yönünde hüküm kurmuştur. Kararın konusu: Davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle iktisap şartlarının bulunup bulunmadığı. Kararın önemli bölümü aşağıda birebir aktarılmıştır.
Otomatik özet. Bu özet karar metninden otomatik olarak çıkarılmıştır ve editoryal inceleme beklemektedir; bağlayıcı olan kararın tam metnidir.
Kararın önemli bölümü
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, davacının ecrimisil ödemesi yaptığını, taşınmazın imar planı içerisinde kaldığını, imar-ihya yolu ile kazılmasının mümkün olmadığını, davacı lehine zamanaşımı yolu ile kazanım koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Tam karar metni
Tam metni gösterTam metni gizle8 bin karakter
8. Hukuk Dairesi 2025/2533 E. , 2026/4239 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1587 E., 2025/223 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/209 E.; 2022/136K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Osmaniye ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 1782 parsel sayılı 9.947,26 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 13.12.2006 tarihinde ihdasen zeytinlik vasfıyla Hazine adına tescil edildiği, 3402 sayılı Kadastro Kanun'u (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi gereği yapılan kadastro çalışmaları sonucunda yeni 22 05... parsel numarasıyla tapuya kaydedilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; davalı adına idari yoldan tescil edilen dava konusu taşınmazın 1964 yılından beri müvekkilinin zilyetliğinde bulunduğunu, 1964 yılından 1992 yılına kadar müvekkilimin eşinin babası tarafından buğday, arpa ekmek suretiyle kullanıldığını, 1992 yılından sonra ise zeytin ekmek suretiyle kullanmaya devam ettiğini, müvekkili lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, ederek taşınmazın tapu kaydının iptaliyle müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, davacının ecrimisil ödemesi yaptığını, taşınmazın imar planı içerisinde kaldığını, imar-ihya yolu ile kazılmasının mümkün olmadığını, davacı lehine zamanaşımı yolu ile kazanım koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... dava konusu taşınmazın kadastro kayıtlarına göre tespit harici olarak tapulama harici bırakılan alanda kaldığı, taşınmazın idari yoldan davalı adına 13.12.2006 tarihinde tescil edildiği, bu tarihten sonra taşınmaz tapuya kayıtlı taşınmaz niteliğini kazandığından zilyetlik iddiası dinlenemeyecek ise de 13.12.2006 tarihinden önceki zilyetlikle kazanım şartlarının oluşup oluşmadığının Mahkememizce araştırıldığı, Mahkememizce yapılan keşif sonrası alınan fen ve jeodezi bilirkişi raporuna göre davaya konu taşınmazın 1973, 19 76... yılı hava fotoğraflarında (A) harfiyle gösterilen kısmının tarım arazisi olarak kullanıldığı, 2010 tarihli ortofoto haritasında ise zeytin bahçesi olarak kullanıldığı, (B) harfiyle gösterilen kısmında ise ağaçlık olduğu, orman bilirkişi raporuna göre ise taşınmazın (A) harfiyle gösterilen kısmının orman sayılmayan yerlerden, (B) harfiyle gösterilen kısmının ise orman sayılan yerlerden olduğu, taşınmazın herhangi bir kamu kurumuna tahsis edilen yerlerden olmadığı, Mera Kanunu kapsamında olan yerlerden olmadığı, taşınmazın 2017 yılında imar planına alındığı, 1973, 19 76... tarihli hava fotoğraflarından anlaşıldığı üzere taşınmazın 1973 yılından itibaren tarım arazisi olarak kullanılmaya başlandığı, daha sonraki yıllarda taşınmaz üzerine zeytin ağaçlarının dikildiği ve günümüze kadar bu şekilde kullanılmaya devam edildiği, Mahkememizce dinlenilen tanık beyanlarına göre taşınmazın 1960'lı yıllarda ... ve ... isimli kişilere ait iken davacının kayınpederi olan ... tarafından satış senedi ile satın alındığı, 1960'lı yıllardan itibaren ... tarafından tarımsal faaliyetlerde kullanıldığı, vefatından önce taşınmazı çocukları arasında taksim ettiği ve dava konusu edilen yeri kızı olan davacının eşine bıraktığı, bu tarihten sonra da zilyetliği davacının devam ettirdiği, dava konusu taşınmazın imar-ihya yönünden, evveliyatı itibariyle ve eylemli haliyle ekonomik tarımsal faaliyetlerde taşınmazın Maliye Haznesi adına tescil tarihi dikkate alındığında 20 yıldan fazla zamandır kullanıldığı, bu sürenin zilyetlikle kazanım için yeterli olduğu, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının da davacı taraf iddialarını doğruladığı bu hali ile davacının taşınmazı olağanüstü zamanaşımı ile kazanmasına ilişkin şartları yerine getirmiş olduğu..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu taşınmazın 06.10.2021 tarihli fen bilirkişisi raporu ve krokide (A) harfiyle gösterilen 9.364.75 m²lik alanın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Davacı taraf dava dilekçesinde dava konusu taşınmazın evveliyatında eşinin babası ... tarafından kullanıldığını 1992 yılından itibaren de davacının kendisinin kullandığı ileri sürerek, dava açmıştır. Dava konusu yerin kendisine geçtiğine ilişkin herhangi bir vakıa da belirtmemiş açıkça eşinin babasından intikal ettiğini belirtmiştir. Taşınmaz başında yapılan keşif esnasında dinlenen mahalli bilirkişi ve davacı tanıkları dava konusu taşınmazın 1960 lı yıllarda ... ve ... adlı kişilere ait olduğunu 1962 li yıllarda davacının eşi ... nin babası olan ... tarafından satın alındığını ve o tarihten sonra ... tarafından kullanıldığını, 1990 lı yıllarda dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgedeki taşınmazlarını çocukları arasında paylaştırdığı eldeki davaya konu taşınmaz kısmı davacının eşi ... ye bıraktığı daha sonrasında davacı ... bu taşınmazı eşi ... adına kullandığı tespit edilmekle taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin feri nitelikte bir zilyetlik olduğu taşınmazı malik sıfatıyla kullanmadığı tespit edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun olağanüstü zamanaşımı başlıklı 713. maddesinin birinci fıkrasında “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir." hükmünü ihtiva etmektedir. Bu yasal düzenleme ve tespitler karşısında davacının dava konusu taşınmaz da mülk edinmeye elverişli asli zilyetliğinin bulunmadığı kanaatine varılmakla davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı..." gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporları ve hava fotoğraflarından da anlaşılacağı üzere müvekkilinin uzun yıllardır dava konusu taşınmazın zilyedi olduğunu, müvekkil yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle iktisap şartlarının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İlgili İçerikler
Emsal Kararlar
- YargıtayE. 2022/7104, K. 2024/447Paydaşlar arası el atmanın önlenmesi ve ecrimisil: ecrimisil en az kira geliri karşılığı haksız işgal tazminatıdır ve hesabı bilirkişi incelemesi gerektirir
- YargıtayE. 2025/1173, K. 2026/1259Tapu iptali ve tescil: taşınmazın orman niteliği ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle mülk edinme koşulları – Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 2025/1173 E., 2026/1259 K.
- YargıtayE. 2026/3375, K. 2026/3156Mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemleri (ecrimisil (haksız işgal tazminatı)) – Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2026/3375 E., 2026/3156 K.
- YargıtayE. 2025/4955, K. 2026/3273El atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemleri (ecrimisil (haksız işgal tazminatı)) – Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2025/4955 E., 2026/3273 K.
Örnek Dilekçeler
- Asliye Hukuk MahkemesiOlağanüstü Zamanaşımı Yoluyla Tescil Dava Dilekçesi
- Asliye Hukuk MahkemesiElatmanın Önlenmesi ve Ecrimisil Dava Dilekçesi
- Asliye Hukuk MahkemesiAyıplı İfa Nedeniyle Bedel İndirimi ve Onarım Dava Dilekçesi (Eser Sözleşmesi)
- Asliye Hukuk MahkemesiGeçit Hakkı Kurulması Dava Dilekçesi
Emsal kararlar kamuya açık kaynaklardan alınmıştır. Kararların güncelliği ve somut olaya uygulanabilirliği bir hukukçu tarafından değerlendirilmelidir.